BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Aklı başında bir kız”

“Aklı başında bir kız”

Suratlarına yerleştirdikleri sahte tebessümlerle telaşlı bir şekilde atıldı ikisi de: - Oturduk, sohbet ettik karı koca evladım. Allah’tan her zaman yardım istenir. Hayırlısıyla okulunu bitirince seni de baş göz edeceğiz. Hayal kurduk babanla...



Suratlarına yerleştirdikleri sahte tebessümlerle telaşlı bir şekilde atıldı ikisi de: - Oturduk, sohbet ettik karı koca evladım. Allah’tan her zaman yardım istenir. Hayırlısıyla okulunu bitirince seni de baş göz edeceğiz. Hayal kurduk babanla... Üstelemedi delikanlı. Sevgiyle yaklaşıp öptü annesini. Babasına baktı: - Gerçekten yorgun görünüyorsun baba. Bu ani değişiklik sağlığınla ilgili olmasın. Lütfen bir baktır kendine. Kendin doktorsun, insanlara sağlık dağıtmakla yükümlüsün kendine hayrın yok! Sadece hafif bir tebessümle yetindi Doğan bey. Oktay yanlarına oturdu. Uykudan gözleri şişmişti. - O adam ne oldu baba? Hani şu evin etrafında gezinen adam? Bir ses çıktı mı? Neredeyse bayılacaktı doktor. Öksürmeye başladı. Perihan hanım telaşla bakıyordu kocasına. Ellerini gözsünde yumruk yapmış, gözlerindeki panik bütün hareketlerine yansımıştı. Kekeledi Doğan bey: - Şey... Yok bir şey... Geldi, konuştuk. Eski bir hastam, hatırımı sormak için uğramış. Hakkari’den. Öylesine... Oktay başını cama çevirdi: - Tuhaf bir adam... Sanki bakışlarında bir art niyet varmış gibiydi. Seni sorarken tuhaf bir alay vardı sesinin tonunda. Sevmedim onu baba... Cevap vermedi Doğan bey. İçinde kopan fırtınaların anlaşılmaması için başını çevirmeyi, ses çıkartmamayı tercih etmişti. Perihan hanım ise bir şeyleri düzeltmek istercesine haykırdı: - Haydi, ikiniz de geç kalacaksınız. Hazırlanın. Ben de kahvaltıyı kurayım. Evden ilk çıkan Doğan bey olmuştu. Arabasına binerken telaşla göz gezdirdi etrafa. Recep’in yine çevresinde, ortalarda bir yerde olduğu endişesiyle tedirgin bir halde gözledi sokağı. Kimseler yoktu. Elinde olsa Oktay’ın peşinden hiç ayrılmayacak, bu hain adamın oğluna yaklaşmasına engel olabilmek için elinden gelen her şeyi yapacaktı. Oktay babasını geçirdikten sonra yarım kalan çayını içmek için kahvaltı masasına döndü: - Babamın hali endişelendiriyor beni anne! Bir muayene olsa iyi olur. Hiç iyi gözükmüyor. Perihan hanım gülümsemeye çalıştı: - Yaşlılık oğlum, yaşlılıktan artık her şeyden etkilenir olduk. Bir lokma tereyağlı, ballı ekmek attı ağzına delikanlı: - Anne, seni birisiyle tanıştırmak istiyorum. Bir kızla... Hayretle baktı oğlunun yüzüne yaşlı kadın: - Bir kızla mı? - Evet anne. Adı İclal... Bizim sınıftan. Çok hoş, çok aklı başında bir kız. Beğeneceğinden eminim. Ben çok beğeniyorum. Bu son cümleyi önüne bakarak söylemişti. Kadın ayakta duramayacak kadar şaşkındı. Hemen oturdu sandalyelerden birine: - Nasıl yani? Daha çok erken oğlum! Kısa bir kahkaha attı Oktay. Siyah gözleri parıldadı. - Bir şey yok anne. Sadece beğeniyorum dedim. İyi bir kız. İleride onun gibi bir eşim olsun isterim. Tanımanı isterim. Boynunu büktü Perihan hanım. Eskiden olsa heyecanlanır, telaşlanırdı. Şimdi oğlunun bu itirafı onu sadece ürpertmiş, korkutmuştu. Sanki onun yaşayacağı her güzellik engellenecek, mutsuzluk getirecekmiş gibi düşünüyordu. Toparlanmaya çalıştı. Usulca mırıldandı: - Tanışırız yavrum. Bir gün çaya getir bari. Sevinçle kalktı sofradan Oktay. Dolaşıp annesini öptü yanaklarından: - Tamam anne, söylerim bugün. Bir akşam okul çıkışı gelir senin o muhteşem keklerinden, kurabiyelerinden yeriz. Şimdi gitmek zorundayım. Çünkü beni durakta bekliyor. Birlikte gidiyoruz. Yıldırım gibi fırladı evden. Perihan hanım onun arabası kaybolana kadar baktı camdan. Geriye döndüğünde gözleri ıslaktı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT