BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya, ayrılık yeridir...

Dünya, ayrılık yeridir...

Dünyâ hâyatı, baştan başa ayrılık ve üzüntü yeridir. Dünyânın kendisi de, içindekiler de fânidir, geçicidir. İnsân, bu dünyâda sahip olduğu her şeyi terk edecek, bunlardan ayrılacaktır.



Dünyâ ile âhiret hayâtı birbirinden farklıdır. Dünyâ ve içindekiler geçici, âhiret ise devamlıdır. Bu dünyâ, hasret ve firâk yani ayrılık yeri, âhiret ise, kavuşma ve sonsuz beraber olma yeridir. Bu dünyâda insân, sâhip olduğu bedeni dahil her şeyi terk etmek, bunlardan ayrılmak mecburiyetindedir. Nitekim uzun bir hadis-i şerifin başında buyuruluyor ki: (Bir insânın rûhu vücûdundan ayrılınca, bir nidâ gelir ki, ey insân oğlu, sen mi dünyâyı terk eyledin, yoksa dünyâ mı seni terk eyledi? Sen mi dünyâyı topladın, yoksa dünyâ mı seni topladı? Sen mi dünyâyı öldürdün, yoksa dünyâ mı seni öldürdü? Cenâze, mezârının yanına varınca bir nidâ dahâ gelir. Ey insân oğlu! Dünyâda kabir için ne hâzırladın? Bu karanlık mezâr için ne nûr getirdin? Zenginlik ve şöhretinden ne getirdin? Bu çıplak kabri döşemek ve zînetlendirmek için ne getirdin?) “HANGİ KONULARDA İSTİFADE ETTİN?” Şakîk-i Belhî hazretleri, talebesi Hâtim-i Esam hazretlerine; -Senelerce yanımda kaldın, benden hangi konularda istifâde ettin? diye suâl edince, Hâtim-i Esam hazretleri; -Efendim, insânlara baktım herkesin dünyâda bir sıkıntıya girmiş olduğunu ve dünyâlık toplamaya uğraştıklarını gördüm. Sonra bir âyet-i kerîmenin şu meâlini düşündüm: (Dünyâ malından, sarıldığınız, sakladığınız her şey, yanınızda kalmayacak, sizden ayrılacaktır! Ancak Allah rızâsı için yaptığınız iyilikler ve ibâdetler sizinle berâber kalacaktır!) Dünyâ için topladıklarımı, Allah yolunda harcadım, fakirlere dağıttım! Sonsuz olarak kalmaları için, Allahü teâlâya ödünç verdim, cevabını verir. Bunun üzerine Şakîk-i Belhî hazretleri; -Ne güzel yapmışsın ey Hâtim buyurur. İmâm-ı Gazâlî hazretleri, cenâze musallâ üzerine konulduğu vakit, rûhunun, geride kalanlara şöyle seslendiğini bildirmektedir: “Râhat kalın, ey benim oğlum, kızım, anam ve babam? Bunun gibi firâk, ayrılık günü yoktur. Hasretlik, görüşmemiz kıyâmete kaldı. Elvedâ olsun sizlere, ey ardımca gözyaşı dökenler!” İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Allahü teâlâ, dünyâyı âhiretin tarlası yaptı. Tohumunun hepsini yiyen ve toprak gibi olan, yaratılışındaki elverişli hâline ekemeyen ve bir tâneden yediyüz tâne yapmayı elden kaçırana yazıklar olsun! Kardeşin kardeşten ve ananın yavrusundan kaçtığı o gün için, bir şey saklamayan, dünyâda da, âhirette de ziyân etti, eli boş kaldı. Dünyâda da, âhirette de pişmân olacak, âh edecektir. Aklı olan, tâlihli bir kimse, dünyânın birkaç yıllık hayâtını fırsat bilir, ni’met bilir. Bu kısa zamânda, dünyânın çabuk tükenen ve hepsinin sonu sıkıntı ve azâb olan, geçici zevklerine, tadına aldanmaz. Bunlarla vakti kaçırmaz. Bu kısa zamânda tohumunu eker. Bir tâne iyi iş yaparak, sayısız meyveler elde eder. Bekara sûresi, 261. âyet-i kerîmesinde meâlen, (Allahü teâlâ dilediğine kat kat verir) buyuruldu. Bunun içindir ki, birkaç günlük iyi işe karşılık, sonsuz ni’metler verecektir.” Peygamber efendimiz, bir hadîs-i şerîflerinde; (Ey âdemoğlu! Benim malım, benim malım dersin. O maldan senin olan, yiyerek yok ettiğin, giyerek eskittiğin ve Allah için vererek, sonsuz yaşattığındır) buyurdular. “SANA SONSUZ ARKADAŞ OLSUN” Malını seven, niçin düşmanlarına bırakıp gitmekte ve sevdiklerinden niçin ayrılmaktadır? İnsân, malının hepsini veremezse bile, kendini de bir mirâsçı yerine koyup, hissesini âhirete göndermeli veye en azından zekâtını verip azâbından kurtulmalıdır. Abdullah-i Ensârî hazretleri; “Malı seviyorsan, yerine sarf et de, sana sonsuz arkadaş olsun! Eğer sevmiyorsan, ye de, yok olsun!” buyurmuştur. Netice olarak dünyâ hâyatı, baştan başa ayrılık ve üzüntü yeridir. Dünyânın kendisi de, içindekiler de fânidir, geçicidir. İnsân, bu dünyâda sahip olduğu her şeyi terk edecek, bunlardan ayrılacaktır. Bunun için bu birkaç günlük hayâtı ganîmet bilmeli, ömrü, cenâb-ı Hakkın râzı olduğu, beğendiği şeylerle geçirmelidir. Dünyânın, geçici ve insânı helâk edici ni’metlerine meyletmemeli, âhireti kazanacak amellerle meşgûl olmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT