BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Takıntıdan sabırla kurtulun

Takıntıdan sabırla kurtulun

“Yanından geçtiği her çöp bidonu karşısında elinin kirlendiğini zannedip defalarca yıkama” duygusunu yenmek o kadar da kolay değil! Takıntının saplantıya dönüştüğü Obsesif Kompulsif’te ilaç ile psikoterapi tedavisi şart



Kıymetli okuyucularımız, geçen hafta tanıttığım Obsesif Kompulsif Bozukluğundan nasıl kurtulacağımızı bugün sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bu müzmin hastalığın tedavisinde ilacın yanında psikolojik yaklaşımlar da önemlidir. Terapi ve ilaçla başarılı sonuçlar alınır. Tedavide gecikmenin en büyük mahzuru, depresyonun veya iş ve aile problemlerinin ortaya çıkma riskinin artmasıdır. İş, aile ve sosyal hayatları altüst olan aşırı takıntılı insanların, bu durumun farkında olmaları tedaviyi zorlaştırır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekli, yaklaşımları, hayata bakış açıları, ilişki yapıları ve kapasitelerinin dikkate alınması gerekir. ÖNCELİKLE PROBLEMİ KABULLENİN Çoğunlukla psikoterapi ile halledilebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu anlamsız duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek, yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme gayretini gerektirir. Tedavi ile hastalığın iyileşme süreci hızlanır. Kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, çaba sarf ediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlıdır. Aksine, kişi sıkıntılarının başkalarından veya çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluk üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğu inancındaysa, iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alır. İyi ve doğru bir psikiyatrik ilaç tedavisiyle hastaların yaklaşık % 60’ı oldukça rahatlatılır. İlaç tedavisi tek başına yeterli olmazsa ilaveten elektroşok ve Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMU) tedavisi yapılır. Son yıllarda yapılan uygulamalara göre ilaç-elektroşok-manyetik uyarım tedavisine ikna ve eğitim yöntemleri de ilave edildiğinde tedavi ihtimali % 70-80’e çıkar. Davranış tedavilerinde üzerine gitme, dikkati başka yöne çekme, stresle mücadeleyi öğrenme gibi yöntemler uygulanır. KONTROLLERİ ÖMÜR BOYU AKSATMAYIN Tedavide amaç, öncelikle var olan hastalığı iyileştirmek sonra da hastalığın tekrarlamasını önlemektir. Bu amaçla iki tedavi yöntemi kullanılır: * İlaç olarak seçici serotonin geri alım inhibitörleri kullanmak. * Bilişsel davranışçı tedavi uygulamak. Hastaların kendilerini eğitmeleri çok önemlidir. Tedavinin başlarında ikna ve davranışçı yöntemi oturtmak, tedavi dozunu ayarlamak amacıyla haftada en az bir kez psikiyatri kontrolüne gitmek gerekir. Hastalık yatıştıkça kontroller seyrekleşir, tamamen düzeldikten sonra da yılda bir kez bile olsa kontrole gitmekte fayda vardır. İyileştikten sonra belirtiler tekrar başlar ve şuurlu davranış teknikleriyle kontrol edilemez ise, ilacın yan etkileri görülürse, depresyon, anksiyete bozukluğu gibi başka ruhi hastalık belirtileri görülürse veya bir yakınını kaybetmek gibi hastalığı kötü etkileyebilecek önemli bir olay ile karşılaşılırsa, vakit kaybetmeden psikiyatriste başvurmak gerekir. 2-3 AYDA BAŞARI GELİR Çoğu defa depresyonla birlikte görülen Obsesif Kompulsif bozukluğunda erken tedaviye başlama, başarıyı da beraberinde getirir. 2-3 ayda hasta kendine gelmeye başlar. Sabırla tedaviye devam edilmesi çok önemlidir. Tartışmak yerine anlayışlı olmalıyız Obsesif Kompulsif bozukluğunu tartışarak düzeltmek mümkün değildir. Çünkü bu hastalar zaten takıntılarının farkındadır. Bunun yerine onları anladığımızı belirtmek müspet bir yaklaşım olur Obsesif Kompulsif hastalarının kendi rahatsızlıkları konusunda genelde iç görüleri yoktur. Bu sebeple bu hastalarla yaşayan kişilere çok iş düşmektedir. Hastalığın aslında tedavi edilebilir olduğunu anlatmak ve doktora gitme konusunda onları ikna etmek, genelde yakınlarına düşer. Hastalığın tedavisi yorucudur ve hastayı oldukça gerginleştirir, bu dönemlerde ona destek vermek çok önemlidir. TAKINTILARLA BARIŞMAK Belirtileri tartışarak düzeltmek mümkün değildir. Hastalar, düşünce ve davranışlarının saçma olduğunun farkındadır, onlarla bunu tartışarak üzerlerine gitmek onun sıkıntısını artırmaktan başka işe yaramaz. Bunun yerine onları anladığımızı belirterek destek olmak, tedaviye müspet etki yapar. Davranış tedavisinde amaç takıntılı düşünceleri ortadan kaldırmak değil hastanın bu düşüncelerle barışık yaşamasını sağlamaktır. Mesela çöp bidonunun yanından geçerken kir bulaştığını düşünerek defalarca elini yıkayan hastaya “hayır kir bulaşmadı” demek yerine “eline kir bulaşıp bulaşmadığına karar vermek için çaba harcamamalısın, kir bulaştığını kabul etsen bile elini tekrar tekrar yıkamamak için direnmelisin” düşüncesi aşılanır ve hastanın bunu başarması istenir. SİZ DE DOKTORA GİDİN! Aile içi sıkıntılar bu hastalığa sebep olmaz ama hastalık aile içinde meselelere sebep olur. Bu hastalık, pek çok hastalıktan daha fazla hasta yakınlarını rahatsız eder. Mesela yıkanma obsesyonu olan bir hasta gün boyu banyoyu işgal ettiği için, hasta yakınları banyoyu kullanamaz hale gelebilir. Yakınlarının zaman zaman doktoru ziyaret ederek tedavinin seyri ve ne yapacakları konusunda bilgi alması oldukça faydalıdır. Sakatlanırcasına spor yapmak! Kişinin haftada 5 günden fazla, günde en az 2-3 saatini iş, okul, aile hayatını aksatacak ve vücuduna zarar verecek kadar çok egzersiz yapması “bağımlılık” olarak tanımlanır. Buna yakalananlar egzersiz yapmadığında aşırı suçluluk duygusu yaşarlar. Egzersiz yapmadığında kendini gergin, sinirli ve huzursuz hisseden bağımlılar, günlük hayatlarını egzersizlere göre planlar. Bazen kilo verme kaygısı, güzelleşme tutkusu ve kendini güçlü hissetme ihtiyacı ile yoğun stresin tetiklediği aşırı egzersiz takıntısı ve bağımlılığı hayatı çekilmez hale getirir, vücutta fazla su kaybına, sakatlanmalara, kemik erimesine, kalp ve dolaşım bozukluklarına yol açabilir. Böyle durumlarda psikiyatrik destekle egzersiz süreleri yavaş yavaş azaltılmalı. OKUYUCULARIMIZA CEVAPLAR Acaba ŞEKER hastası mıyım? > Ayşe KARA 52 yaşındayım, konuşurken ilk söylediğim kelimenin devamındaki kelimeyi hatalı kullanıyorum. Yazı yazarken de rakamların yerini değiştiriyorum ve önce yazacağım kelimeyi sonra yazıyorum. Ayrıca kolesterolüm ve açlık şekerim de yüksek. Ben şeker hastası mıyım? CEVAP: Ayşe Hanım, eğer fazla kilolarınız varsa total kolesterol ve açlık kan şekeriniz yüksek olur. Sizde “bozulmuş açlık glikozu” denen bir durum söz konusu. Şeker hastası değilsiniz ama şeker hastalığına kuvvetli adaysınız. Bundan dolayı Metformin grubu ilaçlardan günde 2000 mg ve 100 mg. aspirini, hekiminin kontrolü altında hayat boyu almalısınız. İdeal kilonuza inmeniz için perhiz ve egzersiz yapmalısınız. Konuşma ve yazmadaki sıkıntılarınızın ana sebebi de, stresi bünyenizden uzaklaştıramamanız ve her hadiseyi çok kurmanızdan kaynaklanmaktadır. Su ve ormanlık alanlarda yürüyüşler yapın, kapalı mekânlarda sık sık pencereleri açarak havalandırın. Böylece içinde bulunduğumuz sonbaharı ve önümüzdeki kışı da grip olmadan geçirirsiniz. Ayrıca, üzerine düşenleri yaptıktan sonra gerisini Allah havale ederseniz, sağlığınızın düzeldiğini göreceksiniz. Sırtımdaki mantar bir türlü geçmiyor > Rumuz Hasan Sırtımda ve belimin üst taraflarında 1 TL büyüklüğünde beyazlaşmalar var. Doktor mantar dedi. Verdiği ilaçları 1 hafta kullandım fayda vermedi, ne yapabilirim? Ayrıca aşırı terleme sorunum var. CEVAP: Hasan Bey, sırt, göğüste, boyunda, karın ve belin üst taraflarında özellikle yazın güneşte kalıp bronzlaşma sonrası normal cilde göre daha açık renkte, bronzlaşmamış yuvarlak, bazen de haritavari ciltten kabarık olmayan, hafif sert bir cisimle sürtüldüğünde üzerinde pullaşma olan döküntülere “Pitriasis Versicolor” denen mantar hastalığı yol açar. Sebebi de çoğunlukla havuzda yüzmedir. Havlu ve bornoz gibi eşyaların ortak kullanımı ile bulaşır. Sprey ve krem şeklindeki ilaçlarla günde 3-4 defa kullanım ile 3-4 ay tedavi sonucu ancak geçer. Terlemenin ise çok sebepleri vardır. Kilolu kişilerde yağ hücreleri ile birlikte ter bezlerinin sayısı da artar. Tahlillerinizin normal olmasına rağmen kilo fazlalığı varsa bu ciddi risktir. Diyet ve egzersizle fazlalıkları atmalısınız. Terlemenin başka bir sebebi de, aşırı telaşlı ve aceleci ruh yapısına sahip olmaktır. Stresten uzak durun. Bunlara rağmen nadiren de devam ederse, hekiminizin uygun göreceği ilaçları dozunda ve süresinde kullanarak iyileşebilirsiniz. HER DERDİNİZİ BANA YAZIN E-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Caddesi No: 23 34197 Yenibosna İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT