BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Örtünmeye direnerek nice yıllar kaybedildi

Örtünmeye direnerek nice yıllar kaybedildi

Bu toprakların insanı ‘kitap’ dendi mi bir kitabı anlar, ‘Kur’an-ı kerim’... Kitap, Müslüman evinin en değerli köşesindedir. Ona hürmetlerin en büyüğünü gösterir. Abdestle eline alıp, öperek alnına götürür, yine aynı şekilde öperek yerine koyar. Bizim insanımız için ölçülerin ölçüsü tektir. Kitapta yeri var dendi mi, şer’i şerif böyle diyor diye söylendi mi akan sular durur. Orada artık teslimiyet vardır. Bu ülke insanı kitap böyle diyor sözünün üzerine pazarlık yapmaz, taviz vermez.



Bu toprakların insanı ‘kitap’ dendi mi bir kitabı anlar, ‘Kur’an-ı kerim’... Kitap, Müslüman evinin en değerli köşesindedir. Ona hürmetlerin en büyüğünü gösterir. Abdestle eline alıp, öperek alnına götürür, yine aynı şekilde öperek yerine koyar. Bizim insanımız için ölçülerin ölçüsü tektir. Kitapta yeri var dendi mi, şer’i şerif böyle diyor diye söylendi mi akan sular durur. Orada artık teslimiyet vardır. Bu ülke insanı kitap böyle diyor sözünün üzerine pazarlık yapmaz, taviz vermez. Çünkü bu ülke insanı, var oluş sebebini bu kitaba bağlar. O varsa kendisi vardır. O yoksa yoktur. Kitap, ezan, bayrak, vatan kutsallarımızdır. Nitekim Kitap, yani Kur’an-ı kerim, yani lafzı ilahi, İslamın 4 rüknünden, gök kubbeyi taşıyıcı 4 sütunundan biridir. İşte o kitap, Kur’an-ı kerim kadına örtün demiştir. O mu demiştir? O demişse üstüne emir olmaz. Milletimizin, bu topraklar insanının 15 asırlık idraki budur. Bir idrak, 15 asır boyunca sosyal ve biyolojik genlere işlemişse, kalbde kazınmaz iman şeklinde yer etmişse bu inancı, bu hayat tarzını hiçbir kuvvet engelleyemez. Olanca sancımız çeyrek aydın bağnazlığından dolayı. Bu aydın dönemine göre Tanzimatçıdır, Meşrutiyetçidir, Kemalisttir, Batı hayranıdır, Ergenekoncudur. Bu aydın, ülkenin insanına ve kutsalına aykırı düşünmüş, aykırı konuşmuş, aykırı yaşamıştır. Bugün de devam ediyor. Onun aydınlık kratı ancak dörtte bir aydın olmaktır. Onun öz halkına yaptığı zulmü bir de belki işgal orduları yapabilirdi. Bir asırdır bu milletin Kitabı, ezanı, ses bayrağı dili ve manevi bayrağı baş örtüsüyle savaştılar. İşgalciler daha fazlasını mı yapardı? Ülke hapishaneye çevrildi. Çeyrek aydın o hapishanenin gardiyanıydı. Bu çeyrek aydın, bu lafta aydın, bu yabancılaşmış kafa, zamanlarımızın katili, ömürlerin celladıdır. Bu milletin namazını engelledi, ezanını değiştirdi, dilini tahrip etti, tarihe açılan köprülerini kundakladı, kitabını okutmadı, sevdiği insanları ya sürdü, ya astı, ya öldürdü, ya yok saydı. Milleti ırklara ayırarak birbirine düşürmek istedi, baş örtüsüne karşı amansız mücadele verdi. Son 25 yılda bölücü terör örgütüyle yapılan savaş düşük yoğunlukludur. Baş örtüsüyle, tesettürle Allah’ın emriyle yapılan savaşsa yüksek yoğunlukludur. Nice yıllar kaybedildikten, nice gencin dünyası yıkıldıktan, psikolojik travmalar yaşandıktan sonra daha yeni toplumda baş örtüsü, kriz unsuru olmaktan çıkartılıyor. Başka çareleri mi var? Milleti kendilerine benzetemediler. Bari kendileri samimiyetle millete benzese. Ya benzeyecek veya yok olacaklar. Aklıselimi bulmak için 25 sene geçti. Adını koyalım. Çeyrek aydın, tesettürlü insan önünde dize gelmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT