BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sağlıkta dünya
ile yarışıyoruz

Sağlıkta dünya
ile yarışıyoruz

Haseki Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Haldun Ertürk; Türkiye’deki sağlık hizmetinin, dünyanın birçok ülkesine göre çok daha ileri düzeyde bulunduğunu söyledi.



DÜNYADA NE VARSA Türkiye’deki sağlık hizmetinin, dünyanın birçok ülkesine göre çok daha ileri düzeyde bulunduğunu söyleyen Opr. Dr. Haldun Ertürk; “Dünyada ne yapılıyorsa aynısını burada yapıyoruz. Bütün tedavi metotlarını uygulayabiliyoruz. Sadece doktor ve hastane sayımız biraz yetersiz, bundan dolayı bir sıkışıklık var” şeklinde konuşuyor. HASTALARI BİLGİLENDİREMİYORUZ "Doğrusu kendimizi çok iyi anlatamıyoruz. Hastalarımızı çok iyi bilgilendiremiyoruz. Bunda en büyük sebep Türkiye’nin kültür seviyesinin etkisi" diye konuşan Dr. Ertürk, özel sektörün işletme açısından daha avantajlı olduğunu ifade ediyor. Ertürk, “istedikleri zaman malzeme temin edebiliyorlar ama bizde böyle değil” diyor. SUNUŞ Bir ülkenin çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmasının üç temel taşı vardır diye düşünüyorum, bunu önceki röportajlarımızda, yazılarımızda sıkça belirtmiştim. Sağlık, güvenlik, eğitim... Bu temel taşları yerine oturttuysanız kimse tutamaz sizi... Sağlık ile ilgili her türlü ihtiyacınızı çözecek devletiniz başınızdaysa, kendinizi ve ailenizi güvende hissediyorsanız ve eğitim anlamında bilgi açlığına asla meydan verilmeden bol donanımlı, eğitimli, sağlıklı, aklı başında nesiller yetiştirebiliyorsak o zaman bizi de kimse tutamayacak hatta tutamıyor! O yolda hızla ilerliyoruz. Bugün sağlıktaki güzellikleri ve ayrıntıları konuşalım istedik. 460 yıllık bir geçmişi olan Haseki Hastanesi’nin Başhekimi Opr. Dr. Haldun Ertürk’ü ziyaret ettik ve sorularımızı yönelttik. Haldun Hoca da içtenlikle cevapladı. Her şeyin başı sağlık diyoruz ve röportajımıza başlıyoruz. Sağlıklı günler... G.K.Z. BAŞBAKANIN DOKTORU Haseki Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Haldun Ertürk “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yeni binanızın açılışını yaptı. Ama sizin tanışıklığınız, dostluğunuz daha eskiye dayalı, değil mi?” şeklindeki soruma, “Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı Gençlik Kolları Başkanı dönemlerinden beri tanıyorum. Kendisinin ve ailesinin doktorluğunu yaptım, halen zaman zaman yapmaktayım. O zamanlar spor, futbol sebebiyle sık sık kaza geçiriyordu. Onları tedavi ederek başladı ve dostluğumuz ilerledi, buranın açılışını da sağ olsun kendisi yapmıştır” diye cevap verdi. Haseki Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Haldun Ertürk kendini bize tanıtabilir mi? 1955 İstanbul doğumluyum, aslen Kastamonuluyum. Babam da doktordu, İnebolu’da uzun yıllar doktorluk yaptı. İlk ve ortaokulu İnebolu’da, liseyi İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’nde yatılı olarak okudum. Daha sonra İstanbul Tıp Fakültesi’ni kazandım ve bitirdim. Yine İstanbul Tıp Fakültesi’nde ortopedi bölümünde ihtisas yaptım, ortopedi ve travmatoloji uzmanı oldum. Daha sonra Kütahya’da askerlik akabinde Samatya Hastanesi’nde 4 yıl görev yaptım. 1991 yılında Haseki Hastanesinde ortopedi ve travmatoloji bölümünün şef muavini oldum. 2003 yılından itibaren de başhekimlik görevi verildi ve şu anda Haseki Hastanesi Başhekimlik görevini yürütüyorum. MODERN BİR BİNA YAPIYORUZ Köklü bir kurumun başındasınız. Burada ne tür hizmetler veriliyor? Haseki Hastanesi çok geniş bir külliye. 1537 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde temelleri atılmış. 460 yıl önce Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan’ın vakfiyesiymiş. Daha sonra çeşitli merhaleler geçirmiş. Kadın hastanesi olmuş; çocuk ve genel hastane haline gelmiş. Bir ara kapatılmış. Ardından kadınlar hapishanesi yapılmış. Sonra tekrar açılarak Cumhuriyet döneminde de eğitim ve araştırma hastanesi olarak kalmış. Haseki Hastanesi yaklaşık 24 bin metrekare arazi üzerine kurulu. Kapalı alanı 30 bin metrekare civarında. 5 ayrı ve birbirinden farklı büyük binası, birkaç tane küçük binası var. Çok sıkışık bir alanda kurulu yani hastanecilik için yeterli bir alan değil, hastanemizin en yeni binası 2006’da açıldı. Bu son derece modern ve akıllı bir bina. Çoğu hastanede olmayan merkezi ısıtma ve soğutma sistemleri, tek ve iki kişilik odalar, odalarda banyo ve tuvaletler, LCD TV, buzdolabı, telefon gibi eşyalarımız bulunuyor. Tabii bu özellikler sadece bu bina için geçerli. Diğer binalarımızda durum daha farklı, en yeni binamız 1953’te yapılmış. O zamanki şartlara, tıbbi teknolojiye göre son derece düzgün yapılmış ama bugünün şartlarına asla uyum göstermediği, ihtiyaçlara da cevap vermediği için yıkıp tekrar yapacağız. Bu projeyi kafamızda bitirdik ve artık işin ihale kısmına doğru yaklaşıyoruz. Altında kat otoparkları olan son derece modern bir bina yapmayı düşünüyoruz. Günümüz teknolojik şartlarına hatta gelecek yılların da teknolojik şartlarına uygun binalar yapılacak. Bu konuyla ilgili Sağlık Bakanlığından da iznimizi aldık. Tabii bu projenin yapımı 4-5 yılı bulacaktır. Kızılay’dan kiraladığınız binadan hastalarınız nasıl yararlanacak? Hastanemizin çaprazında Kızılay’ın yeri vardı. Kızılay bizim isteğimiz üzerine oraya bir bina yaptı, biz orayı kiraladık. Kapalı alanı yaklaşık 18 bin metrekare ve tüm poliklinikleri, tetkikleri tek bir binaya topladık. Hastalarımız her bir işlem için ayrı binaya gitmek zorunda kalmayacak, binamız bitti ve şu anda yerleşme aşamasındayız. SALGINLARDA İLK ADRES Acil ve salgın durumlarında genellikle Haseki Hastanesi tercih ediliyor, özel bir sebebi var mı? Haseki Hastanesi hamal bir hastane, yani ben artık öyle diyorum. Bizim iyi bir enfeksiyon hastalıkları kliniğimiz var. Burada iyi yetişmiş uzman doktorlarımız bulunuyor. Bunun dışında enfeksiyon kliniğimiz ayrı bir binada, iç şartı çok yeterli olmamasına rağmen müstakil bir yeri var ve İstanbul’un merkezinde bir hastaneyiz. Bir de tercihin sebebi, ekip ve yetişmiş eleman meselesiyle ilgilidir. Tabii Haseki Hastanesi’nin çalışanları daha insancıl, yani gelen hastayı geri çevirmek gibi bir geleneğimiz yoktur. Çok mecbur kalmadıkça, hasta sedyede beklemek zorunda kalsa bile, bizde kalabilmek için başka hastaneye gitmek istemez. Hastalarımız sadece İstanbul’dan gelmiyor. 460 yıllık bir hastane olduğu için bütün Türkiye’de adı duyulmuş bir kurum. Anadolu’dan da hasta geliyor. Dolayısıyla bizim yoğunlumuz biraz daha artıyor. İkincisi, bizim adli vaka durumlarımız oluyor. Gözaltına alınan herkes önce hastane muayenesinden geçiyor. Arada medyada sık sık görünen bazı insanlar da gözaltına alınabiliyor. Böyle durumlarda hastanede kameralar, basın mensupları oluyor ve doğal olarak bizim de adımız bu yönden de çok duyuluyor. Domuz gribi döneminde insanlar neredeyse bu bölgeden yürüyerek bile geçecek durumda değildi. Bu durum bizim insanımızın konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmamasından kaynaklanıyor. Yoksa bizim için insan hayatı en kutsal şeydir. Bu konuda benim için bir tedirginlik söz konusu da değil çünkü böyle bir hastalık olduğu zaman arkadaşlarımız tüm hastaneyi bilgilendiriyor zaten, yani nasıl bulaşır ve tehlikesi nedir gibi bilgilendirme yapılıyor. Tabii onlara yakın olan arkadaşlarımız tedirgin oluyor bu çok doğru ama onlar için de inanılmaz masraflar yaparak önlemler alıyoruz. ‘ÖZEL’LER DAHA AVANTAJLI Son dönemde özel hastanelerin sayısı arttı, sağlıkla ilgili ciddi adımlar atıldı. Ülkemizde sağlık sektörünü nasıl değerlendirirsiniz? Sağlık anlamında dünyada neredeyiz? Bence Türkiye’deki verilen sağlık hizmeti dünyanın birçok ülkesinde verilen sağlık hizmetinden çok daha ileridir. Belki otelcilikte biraz sıkıntılarımız olabilir ama onun haricinde dünyada ne yapılıyorsa aynısını burada yapıyoruz. Dünyada hangi tedavi yapılıyorsa Türkiye’de de yapılıyor. Belki bizim sunumumuzda sıkışıklık olabilir. Bunun dışında Türkiye’deki doktor ve hastane sayısı biraz yetersiz, o yetersizlikten dolayı bir sıkışıklık var. Doğrusu kendimizi çok iyi anlatamıyoruz. Hastalarımızı çok iyi bilgilendiremiyoruz. Bunun da en büyük sebebi Türkiye’nin kültür seviyesinin burada etkisi olmasıdır. Türkiye’deki özel sektörle kamu sektörü diyecek olursak bunun cevabı özel devlet sektörü olacaktır. Çünkü özel hastanelerin çok büyük bir kısmı Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı. Özel sektörün işletme açısından avantajları vardır. Örneğin özel sektörde malzeme bitiminde herhangi bir firma aranarak ihtiyaç olunan malzeme hemen tedarik edilebilir ama biz birçok aşama ve yazışma hatta ihaleden sonra ihtiyacımızı giderebiliyoruz. Devletin kendi çalışanına kontrol mekanizması daha sıkı oluyor. Günlük hastanenize kaç kişi hasta olarak başvuruyor, ayrıca personeliniz bu hasta talebini karşılayacak oranda mı? Bu hastanede devlet memuru, hizmet aldığımız temizlik, güvenlik ve yemek gibi firmalarla birlikte 1900-2000 kişilik bir personelimiz var. Tabii bu rakam buranın eğitim ve araştırma hastanesi olması dolayısıyla her gün değişebilir. Hasta sayımız da günlük 5000-6000 civarında oluyor. Tabii bu hastaların hepsine burada bakmıyoruz 4 tane polikliniğimiz var. Yaklaşık 1200 hasta bu 4 klinikte bakılıyor. ÇOCUKLAR BİZİM YOLDAN GELMEDİ Terzi kendi söküğünü dikemez derler, siz sağlığınıza ne derece özen gösteriyorsunuz? Sağlığımıza çok dikkat ettiğimiz söylenemez, belli ölçüde tabii ki dikkat ediyoruz. Örneğin spor yapamıyorum ama bol miktarda yürüyüş yapmaya çalışıyorum. İşe arabasız gidip geliyorum, hastane içerisinde ve yakın mesafeli yerlere yürüyerek gidip geliyorum. Bunların dışında yemek yemeyi çok seviyorum ve yemek konusunda dikkat etmeye çalışıyorum. Peki ya çocuklar, doktor olmayı seçen var mı? 1 oğlum 2 kızım var. Oğlum, hem ticaret yapıyor hem de üniversite okuyor. Büyük kızım evlendi, kendisi seramik sanatçısı, küçük kızım da üniversitede görsel iletişim ve tasarım okuyor. Benim çektiğim çileleri görünce içlerinden doktor olmak isteyen çıkmadı. Aslında bir tanesi olsa iyi olurdu, biz yaşlandığımızda, hasta olursak bakarlardı ama öyle bir şansımız yok artık... BİNALARI YENİLEYECEĞİZ Bizim en yeni binamız 1953’te yapılmış. Bunları yıkıp sadece bugüne değil geleceğin teknolojik şartlarına uygunlarını yapacağız
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105657
    % -0.29
  • 3.9214
    % -0.28
  • 4.6441
    % 0.17
  • 5.2188
    % -0.08
  • 162.84
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT