BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cömertlik, vermekten lezzet almaktır

Cömertlik, vermekten lezzet almaktır

Sehâvet, cömert olmak demektir ki, parayı, mâlı, hayırlı, iyi yerlere dağıtmaktan lezzet almak ve İslâmiyyetin emrettiği yerlere seve seve vermektir.



Sehâvet, cömert olmak demektir ki, parayı, mâlı, hayırlı, iyi yerlere dağıtmaktan lezzet almak ve İslâmiyyetin emrettiği yerlere seve seve vermektir. İnsanda yerleşmiş olan huya, meleke denir. Geçici olan huya, hâl denir. Gülmek, utanmak, birer hâldir. Cömertlik, cesâret, birer melekedir. Ahlâk, yani huy deyince, meleke anlaşılır. Bazan hayır işlemek huy değildir. Bir kimse, her zamân hayır işlerse, buna cömert huylu denir. Her zamân, fakat kendini zorlayarak yaparsa, yine cömert huylu olmaz. Kişi, herhangi bir şeyi kolaylıkla ve seve seve yaparsa, buna huy denir. Cömertlik, iyi huyların en yükseklerindendir, âyet-i kerîmelerle ve hadîs-i şerîflerle medholunmuştur. Hadîs-i kudsîde; (Bütün dinler içinde, bu dîni seçtim. Bu din, cömertlik ile ve güzel huy ile tamâm olur. Bu dîni, her gün, bu ikisi ile tamamlayınız!) buyuruldu. Muhammed bin Kutbüddîn İznîkî hazretleri buyuruyor ki: “Allahü teâlâ üç şeyi çok sever: 1-Cömertlik. 2-Korkmadığı kimsenin yanında doğruyu söylemek. 3-Gizli yerlerde de Allahü teâlâdan korkmak.” Cömertlik, kökü Cennette, dalları dünyada olan bir ağaçtır. Bu dallar, cömertleri kendilerine yapıştırır. Cömertler, bu ağacın dallarına, istese de, istemese de yapışır, çünkü onların irâdesinde değildir. Mıknatısın metali çektiği gibi, o ağacın dalları da cömertleri kendine çeker. Sonra, ağaç dalları Cennete gidince, dallara yapışmış olanlar da böylelikle Cennete gider. Fakat ne kadar cömert olursa olsun, îmânı yoksa, Cennete giremez, Cehennemde sonsuz kalır. Abdülhak-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki: KİMİN ELİ DAHA AÇIK İSE... “Göğsün genişlemesinin sebeplerinden biri de, Allahü teâlânın kullarına; mal, para, makam ve benzeri şeylerde ihsânda bulunmaktır. Mal ve para ile olan ihsân ve iyiliğin ne olduğunu herkes bilir. Kimin eli daha açık ise, kalbi de o kadar geniş olur. Kimin de eli kısa ve kapalı ise, sînesi, göğsü de o nisbette dar olur.” Peygamber efendimiz; (Allahü teâlânın ahlâkı ile huylanınız!) buyurmuşlardır. Allahü teâlânın sıfatlarından biri Settârdır yani günâhları örtücüdür. Her Müslümânın da din kardeşinin ayıbını, kusûrunu örtmesi lâzımdır. Allahü teâlâ, kullarının günâhlarını affedicidir. Müslümânlar da, birbirlerinin kusûrlarını, kabâhatlerini affetmelidir. Allahü teâlâ kerîmdir, rahîmdir yani lutfu, ihsânı boldur ve merhameti çoktur. Müslümânın da, cömert ve merhametli olması lâzımdır. Peygamber efendimiz şu duâyı çok okurlardı: (Allahümme innî es’elüke-ssıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı verrıdâe bilkaderi birahmetike yâ Erhamerrâhimîn.) Bu duânın manâsı; (Ya Rabbî! Senden, sıhhat ve âfiyet ve emânete hıyânet etmemek ve güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Ey merhamet sâhiblerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!) demektir. HER KULA NASİP OLMAZ Biz Allahü teâlânın kullarına nasıl davranırsak, Allahü teâlâ da bize öyle davranır. Affedersek, biz de affediliriz. Verirsek, cenâb-ı Hak da bize verir. Allahü teâlâ, kullarına yapılan iyilikleri sever. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Müslüman, Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu sıkıntıda bırakmaz. Din kardeşine yardım edene, Allahü teâlâ yardım eder. Allahü teâlâ, din kardeşinin sıkıntısını giderenin, kıyametteki sıkıntısını giderir, bir Müslümanı sevindireni, kıyamette sevindirir.) Netice olarak, iyilik, cömertlik, insanlara hizmet, Allahü teâlânın çok sevdiği bir ahlâktır. Bu, her kula nasip olmaz. Eğer bu ahlâk, bir gayr-i müslimde varsa, onun îmâna kavuşma ve îmân ile ölme ihtimâli çok yüksektir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT