BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fıkıh öğrenmenin önemi ve zarureti

Fıkıh öğrenmenin önemi ve zarureti

Fıkıh, İslamiyeti bilmek, anlamak demektir. Fıkıh ilmi, insanların yapması ve yapmaması lazım olan işleri bildirir. Hadis-i şerifte, “Allah indinde en üstün kimse fakihtir” buyuruldu...



Geçen hafta, iç ve dış düşmanların fıkıh düşmanlığından bahsetmiştik. Bu hafta da fıkıh ilminin dindeki öneminden bahsetmek istiyorum... Fıkıh, İslamiyeti bilmek, anlamak demektir. Fıkıh ilmi, insanların yapması ve yapmaması lazım olan işleri bildirir. Hadis-i şeriflerde, “Allah indinde en üstün kimse fakihtir.”, “İbadetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.”, “Âlimlerin en hayırlısı fıkıh âlimleridir” buyuruldu. Fıkıh bilgileri, Kur’an-ı kerimden, hadisi şeriflerden, icma-ı ümmetten ve kıyasdan meydana gelmektedir. Kur’an-ı kerimin hakiki manasını anlamak, öğrenmek isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır. Bu kitapların hepsi, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden alınmış ve yazılmıştır. “Kur’an tercümesi” diye yazılan kitaplar, doğru mana veremez. Okuyanları, bunları yazanların fikirlerine, düşüncelerine ve maksatlarına esir eder ve dinden ayrılmalarına sebep olur. İbni Abidin’de buyuruluyor ki: “Fıkıh bilgisi, ekmek, su gibi, herkese lazımdır. Bu bilginin tohumunu eken, Abdullah ibni Mesud olup, Eshab-ı kiramın yükseklerinden ve en âlimlerinden idi. Bunun talebesi Alkame bu tohumu sulayarak, ekin hâline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrahim Nehai, bu ekini biçmiş, yani bu bilgileri bir araya toplamıştır. Hammad-ı Kufi, bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan İmam-ı azam Ebu Hanife ve talebeleri öğütmüş, hamur yapmış ve pişirmişlerdir. Böylece hazırlanan lokmaları, insanlar yemektedir. Bu bilgileri öğrenip dünya ve ahiret saadetine kavuşmaktadırlar... Ahmed Tahtavi hazretleri buyuruyor ki: Fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılan dalalete düşer. Sivad-ı a’zam, fıkıh âlimlerinin yoludur. Fıkıh âlimlerinin yolu da, Resulullah efendimizin ve Hulefa-i raşidinin yoludur. Kurtuluş, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasındadır. Fırka-i naciyye, bugün dört mezhepte toplanmıştır. Bu zamanda bu dört hak mezhepten birine uymayan, bid’at ehlidir. Muhammed Hadimi hazretleri buyurdu ki: “Dindeki dört delil, müctehid âlimler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü biz, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Bunun için, mezhebimizin bir hükmü, âyet ve hadise uymuyor gibi görünse de, mezhebimizin hükmüne uyulur. Yahut başka bir âyet veya hadisle değişmiştir, yahut tevil edilmesi gerekir. Bunları da ancak müctehid âlimler anlar. Bunun için tefsir ve hadis değil, âlimlerin kitaplarını okumak gerekir.” Dört mezhebin kelam kitapları aynı olup, fıkıh kitapları başka başkadır. Herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelam (yani iman) ve ahlak ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan kitaplara “İlmihal” kitapları denir. Dinini bilen ve seven ve kayıran mübarek insanların ilmihal kitaplarını alıp, çoluğuna ve çocuğuna öğretmek, her Müslümanın birinci vazifesidir. Kendilerine din adamı ismini ve süsünü veren cahil ve sapık kimselerin sözlerinden ve yazılarından din öğrenmeye kalkışmak, kendini Cehenneme atmaktır. GERÇEK MÜSLÜMAN OLMAK İÇİN Kur’an-ı kerim, İslâmiyetin temel kitabıdır, anayasasıdır. Bunu, Resulullahın, müctehid imamların ve diğer âlimlerin sözleri açıklar, tatbikini sağlar. Kur’an-ı kerimden başkasını kabul etmemek, bir devletin anayasasının dışındaki bütün kanunlarını, tüzüklerini, yönetmeliklerini, genelgelerini kabul etmemek, onları yok saymak gibidir. Bugün biri çıkıp böyle bir iddiada bulunsa, ben anayasadan başka bir şey tanımam dese, bu konuşması iyiye alamet görülmeyip hemen akıl hastanesinde tedaviye alınır. Fıkhı öğrenmek her Müslümana farz-ı ayndır. Fıkıh âliminin Müslümanlara sağladığı faydanın sevabı, cihad sevabından çoktur. Ehl-i sünnet itikadını ve farzları, haramları öğrenmek farzdır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir. Fıkıh, âyet ve hadislerden çıkarılmıştır. Hadis-i şerifte, “Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer” buyuruldu. İmam-ı Malik hazretleri, “Fıkıh öğrenmeyip, tasavvuf ile uğraşan, dinden çıkar, “zındık” olur. Fıkıh öğrenip tasavvuftan haberi olmayan “Bid’at sahibi” olur. Her ikisini edinen, hakikate varır gerçek Müslüman olur, buyurdu. Fıkıh, salih kimselerin yazdığı ilmihallerden öğrenilir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetli eserlerinden derlenerek hazırlanan “Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye” kitabı, günümüzde fıkıh bilgileri öğrenilecek en emin kaynaktır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT