BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sudan, İstanbul, Washington hattı

Sudan, İstanbul, Washington hattı

Dün muhalifimiz, bugün muvafıkımız olanlar Türkiye’yi yakından takip ediyorlar. Bu ilişki haliyle karşılıklı menfaate dayalıdır.



Dün muhalifimiz, bugün muvafıkımız olanlar Türkiye’yi yakından takip ediyorlar. Bu ilişki haliyle karşılıklı menfaate dayalıdır. Bir de gönül ilişkisi var. O gönüllüler de Türkiye’yi takip ediyor. Hem de nasıl takip, şaşarsınız. Hayır, dışarıdaki Türk vatandaşlarını kastetmiyoruz. Onlar, zaten, memleketle Türkiye’de yaşadıkları günlerden daha fazla ilgililer. Anlatmak istediğimiz İslam dünyasının mensupları. Bunlar, bir ümmet şuuruyla Türkiye merkezli olarak her şeye bakmaktalar. İslam âleminin kalkınma, gelişme ve kurtulmasını Türkiye’ye bağlı görüyorlar. İstanbul, yüreklerinde bir sevda. Türkiye’nin kaderi İslam dünyasının kaderi idrakindeler. Washington’da dosttan öte bir kardeşimiz var. İsmi, Yusuf. Bir Sudanlı, rengi, Afrika’nın kara madenleri, kalbi, elmasları renginde. Uzun senelerdir Amerika’da. Vatandaşlığı çoktan hak etmiş ama hiç oralı değil. İngiltere’de siyaset bilimi okumuş. Yumuşak huylu, uysal zarif bir beyefendi. Gerçek bir entelektüel. Ama bizde insanlara rengi ve şekli ile paha biçildiğinden görülse sıradan bir küçük esnaf zannedilir... Ne dedik? Bir Sudanlı, İngiltere’de okumuş, çeyrek asır gibi uzun zamandır da ABD’de yaşıyor. Doğru fakat bu işin zahiri tarafı. Özde ise O, bir Türkiyeli, bir İstanbullu. Her Türk, Türkiye’yi onun kadar tanıyamaz ve sevemez. Tayyip Erdoğan’a hayran. Referandumun sanki nabzını tuttu. Ülkemize dair her hadiseyi çok yakından takip ediyor. Bu makaleye çalışmadan az evvel bana Kürt hareketini sordu. Ona kestirmeden konuştum. Dedim ki, Kürtler, Ehl-i sünnet itikadında Şafii amelinde tertemiz Müslümanlar. PKK Türkiye’nin gelişmesini engellemek isteyen emperyalist kuvvetlerin kurdurduğu la dini Marxist bir örgüt. Bu örgüt, Kürt gençlerini kandırıyor, sizdeki Darfur hikâyesi. Ahi/kardeş diye hitap ettiğim Yusuf Kesballah’tan öğreniyoruz ki ecdadımız Sudan’da inanılmaz güzel tesisler ve eserler bırakmış. Şu ne kadar çarpıcı bir kelime değil mi? Bizim ‘banyo’ dediğimize Sudanlılar, ‘edebhane’ diyorlarmış. Türkçe’den gelme diyor. Sokak, dükkan vs. hep Türkçe, birçok yemek adı dolmadan başlayarak Türkçe. Zeytinyağlılar tamamen sizden diyor. Sadece ahi Yusuf değil, onun, biri Sovyet işgali üzerine Sudan’dan Afganistan’a gidip mücahidlerle birlikte komünistlere karşı çarpışan, diğeri ışıltılı gülüşüyle ferahlıklar saçan yeğenleri de öyle. Bu insanlar, Yusuflar, Hişamlar, olaya ümmet ölçeğinde bakan şuurlu Müslümanlar için çare Türkiye’dir. Ümitleri, Türkiye’de. Türkiye’nin her başarısı bu yeryüzünün her yanından güzel insanların göğsünü kabartıyor. Gündemleri Türkiye. Ah bu şuura bir de 29 Ekim resepsiyonu, baş örtüsü düşmanlığı gibi problemlere çakılıp kalmışlar olanlar, emperyalizme hizmet eden PKK ve Ergenekon örgütlerinin kıt akıllı mensupları sahip olsa! Aidiyet, pasaportla, kimlikle, lisanla alakalı değil. O bir iman işi. O bir gönül işi. Bunlardan doğan ufuk işi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT