BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cumhuriyete doğru

Cumhuriyete doğru

Yarın Cumhuriyetimizin 87. yıl dönümüdür. Nasıl oldu da monarşiden cumhuriyete geçtik? Osmanlı Türkiyesi 1908’de meşrutiyet ilân etti. Meşrutiyet, taçlı demokrasi demek. Hükümdar hükûmet etmez, -canlı bayrak gibi- temsil eder. Bugünkü Avrupa krallıkları gibi... Ne çare ki meşrutiyet bize demokrasi yerine 1913’te diktatörlüğü getirdi. İttihad ve Terakki Partisi’nden biri sivil ikisi asker üç şahsın diktatörlüğü: Tal’at, Enver ve Cemal Paşalar...



Yarın Cumhuriyetimizin 87. yıl dönümüdür. Nasıl oldu da monarşiden cumhuriyete geçtik? Osmanlı Türkiyesi 1908’de meşrutiyet ilân etti. Meşrutiyet, taçlı demokrasi demek. Hükümdar hükûmet etmez, -canlı bayrak gibi- temsil eder. Bugünkü Avrupa krallıkları gibi... Ne çare ki meşrutiyet bize demokrasi yerine 1913’te diktatörlüğü getirdi. İttihad ve Terakki Partisi’nden biri sivil ikisi asker üç şahsın diktatörlüğü: Tal’at, Enver ve Cemal Paşalar... Balkan Savaşı utancı yaşamıştık. Subaylarımız İttihadçı-halâskâr diye biribirine hasım ikiye bölünmüştü. 500 yıllık ana vatanımızın ikinci kanadını kaybettik. Sınırımızı Adriyatik’ten Meriç’e çektik, Ege adalarımızı verdik. 32 yaşındaki kurmay yarbay Enver Bey, 1913’te, kendini general yapıp ordularımızın başına geçiverdi. Bir sultan (Türkiye imparatorluk prensesi) ile evlenip prens statüsüne geçti. Alman subaylarını çağırıp mağlûp ordumuzu yeniledi. Partisine bağlılıklarından şüphelendiği 2000 küsur subayı açığa alıverdi. 1914 yazında dünya tarihinin en büyük savaşı patladı. Yenilenmiş dipdiri ordumuzla tarafsız kalsa idik, savaş sonunda hiçbir devlet bize sataşamazdı. Ordularını terhis ve silâhlarını teslim etmiş Türkiye’yi bile Kurtuluş Savaşı’nda yenememişlerdir. Enver, Almanya ile gizli görüşüp bir tertiple Alman savaş gemilerini Boğazlara sokarak Rusya liman ve gemilerini, fes giydirdiği Alman amiraline yazılı emir vererek bombalattı. Bir anda kendimizi İngiltere, Fransa, Rusya gibi en büyük devletlerle savaşır durumda bulduk. Enver Paşa, ünlü bir Alman generalini (org. Bronsart Von Schellendorf Paşa) erkân-ı harbiyye-i umûmiyye reîsi (genelkurmay başkanı) yapmış, Harbiye Nezâreti’nde yanı başında makam odası vermiş, bütün bu tertiplerin bir kısmını onunla yürütmüştür (Osmanlı’da genelkurmay başkanı, harbiye nâzırına bağlıdır). Enver, savaş için yalnız 2 arkadaşını ikna etti. Padişaha, sadrâzama, hükûmet üyesi bakanlara, millet meclislerine, generallerine asla haber vermedi. Onlar da savaşa girdiğimizi sabah gazetelerinden öğrendiler. Enver, 4 yıllık savaşın daha ilk yılı içinde Çanakkale ve Sarıkamış’ta yüz binlerce şehit veren ordularımızı mahvetti. Lise son ve üniversiteden gelen sayısız yedek subay gencimiz harcandı, her iki kültüre birden sahip son Türk neslidir. 3 paşamız, bir Alman denizaltısı ile gece yarısı gizlice Türkiye’den kaçtı. Savaşın âkıbeti malûm. Düşman İstanbul’u, Edirne’yi, Bursa’yı, İzmir’i işgal etti. Türk, bir defa daha canını dişine taktı. Zaferin başkomutanı Atatürk, mağlûp müttefiklerimiz Almanya ve Avusturya’yı izleyerek cumhuriyet ilân ediverdi (diğer mağlûplar Macaristan’la Bulgaristan monarşiyi bırakmadılar).
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT