BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pakistan, İstanbul, Washington hattı

Pakistan, İstanbul, Washington hattı

Capitol da denen Kongre Merkezi’nden geliyordum. Bindiğim taksinin şoförü çukulata rengiyle dikkatimi çekti. Şoföre nereli olduğunu sordum. Pakistanlıyım dedi. Pakistan denince ne dersiniz?



Capitol da denen Kongre Merkezi’nden geliyordum. Bindiğim taksinin şoförü çukulata rengiyle dikkatimi çekti. Şoföre nereli olduğunu sordum. Pakistanlıyım dedi. Pakistan denince ne dersiniz? Zindabad Pakistan/yaşasın Pakistan! Ziya’ül Hak’ı sevdiğimizi söyledim. Evet dedi, iyi bir insandı. Sel felaketinden üzüntümüzü dile getirdim. Başbakanınız Pakistan’da dedi. Sel felaketi üzerine yazdığım yazıdan, yaptığım çağrıdan söz ettim. Buna mecburuz dedim. Hind Müslümanları da bize İstiklal Harbimizde yardımcı olmuşlardı. Müslüman kadınlar, bileziklerine varıncaya kadar yolladılar dedim. O zamanlar, bütün Hind Müslümanları, yekpareydi. İngilizler, önce Babür/Gürganiyye imparatorluğunu parçaladılar sonra Osmanlıya musallat oldular. Sonraları Doğru ve Batı Pakistan diye böldüler. Ardından tekrar böldüler. Keşmir’i de ihtilaflı Bölge olarak bıraktılar diye küçük bir hafıza tazelemesi yaptım... Beyefendi giyinişli, beyefendi tavırlı şoförümüz, anlattıklarımı tasdik ederek dinliyordu. Bu arada isminin Zamir olduğunu ve büyük büyük dedelerinin Gürganiyye Hanedanından geldiğini söyledi. Ve bir cümlesiyle beni şaşırttı. -Referandumun neticesi iyi oldu. Diğer cümlesi daha fazla şaşırttı. - Türk Hükümetine dua ediyorum. Takip eden cümlesi ise hayrete düşürdü. O cümleyi yazmam, bizdeki bazı çağdaşlık iddiasındakileri rahatsız edebilir. Ama bu bir hatıra. Ülkemizdeki hürriyete bakınız ki bir hatırayı bile hâlâ bir paragraf gerekçe ile nakledebiliyoruz. Şöyle dedi: -Hilafeti özledik. Bunu II. Abdülhamid Han’dan bahsederken söyledi. Nerede söyledi? Washington DC’de parlamento binasının yakınlarında. Sohbetimizin devamında Hind Müslümanlarının Abdülhamid Han’a olan muhabbetinden söz ettim. Siz hiç bir taksi yolculuğunda aman şu seyahat uzasa dediniz mi? Ben o saatte bunu çok istedim. Sohbetin tesirinden mi bilinmez Zamir Bey de yavaş gidiyordu. Tabii Pakistan deyince, Hind Müslümanları deyince İmam-ı Rabbani Hazretleri’nden söz açmamak eksiklik olur. Bu emsalsiz zatı anlattım, mektuplarını anlattım, yaşadıkları ve türbelerinin bulunduğu Serhend şehrini anlattım. Asıl isimlerini de söylediğim halde bilemedi, tanımıyordu. Ondan sonra İmam-ı Rabbani Ahmet Faruki Serhedi Hazretlerini konuştuk. Eve yaklaşınca kapıda birkaç dakika beklemesini istirham ederek kendisine kitap getireceğimi söyledim. Endless Bliss isminde 6 cildlik eseri eline uzattığımda hazine bulmuş gibi oldu. Kitabı biraz tanıtmaya çalıştım, bunu okursanız İmam-ı Rabbani Hazretlerini tanırsınız dedim. Ayrıca kitabı yayınlayan Hakikat Kitabevi adresini ve Web sitesini gösterdim. Buradan kitap isterseniz ücretsiz gelir diye ilave ettim. Taksi ayrılırken Zamir Bey ile iki kardeşin vedası gibi el sallıyorduk. Adres mi, telefon mu? Aklıma gelmemişti. Muhtemeldir ki Zamir kardeş de hatırlamamıştı. Ama Cenab-ı Hak isterse yine karşılaştırır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT