BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Onu şidetten uzak tutmak bizim elimizde

Onu şidetten uzak tutmak bizim elimizde

Çocukları şiddetten uzak tutabilmek için biz büyüklerin bazı ayrıntılara dikkat etmesi gerekir. Öncelikle onlara iyi birer örnek olacak şekilde hareket etmeli, yanlarında tartışmaktan bile uzak durmalıyız.



> Emre Aygın Son zamanlarda toplumumuzdaki şiddet olaylarında ciddi oranda artış olduğunu gazete ve televizyondaki haberlerden görüyoruz. Sebep ne olursa olsun, şiddet kullanmanın yanlış bir davranış olduğunu hepimiz biliriz. Ancak, konu yetişkinler olunca, şiddet olayının çıkış nedenlerini merak edip, olayın içinde yer alanların haklı olup olmadığını sorgulamaya çalışırız. Çocuklara gelince ise, genelde tam tersi bir tavır takınılır. Mesela, sokakta iki küçük çocuğu kavga ederken gördüğünüzü düşünün. Kavganın sonunda tarafları dinleyerek, kimin haklı olduğunu bulmaya çalışır mıyız? Tabii ki hayır! Önce kavgaya müdahale ederek çocukları sakinleştirmeye çalışırız. Sonra da onlara kavga etmenin çok yanlış bir hareket olduğu ile ilgili tatlı sert nasihatlerde bulunuruz. NE GÖRDÜYSE ONU... Çocuklara insanlıktan, kardeşlikten bahsederek “birbirinizi sevin; kavga etmeyin” gibi nasihatlerde bulunmak kolay. Ancak onları şiddetten uzak tutabilmek için biz büyüklerin bazı ayrıntılara dikkat etmemiz gereklidir. Öncelikle ebeveyn olarak çocuklarımıza iyi birer örnek olacak şekilde hareket etmeli, onların yanında tartışmaktan bile uzak durmalıyız. Anne babanın sürekli tartıştığı ortamda büyüyen çocuk hiç şüphesiz problemlerini tartışarak çözmeye alışmış bir kişilik tipiyle karşımıza çıkacaktır. Aynı durum bizim çocuğa karşı davranışlarımız için de geçerlidir. Onun, hatalarını düzeltmeye çalışırken gösterdiğimiz davranışlar çok önemlidir. Yapılan araştırmalar, sürekli azarlanan, hatta şiddete maruz kalan çocukların, ileride yetişkin olduklarında benzer yöntemlere başvurduğunu göstermektedir. EMPATİYİ ÖĞRETİN Son dönemlerde dilimizde yer alan “empati” kavramını duymayanımız yoktur sanırım. Başka insanların yerine kendimizi koyarak onların içinde bulunduğu ruh halini anlamayı ifade eden empati kavramı, anlamı itibariyle kulağa çok hoş geliyor. Ancak davranışlarımızı objektif gözle değerlendirdiğimizde toplum olarak bu kavramın içeriğinden çok uzak hareket ettiğimiz görülmektedir. Çocuklarımıza hak, adalet kavramını öğretirken, kendini yargılayarak hatalarını görebilme yeteneğini de kazandırabilmeliyiz. Aksi takdirde, çocukluktan itibaren kendini haklı görmeye alışmış bir birey, haklılığını göstermek adına şiddete başvurmaktan bile çekinmez. NEYİ İZLEDİĞİNE DİKKAT EDİN Televizyonda son birkaç yıldan bu yana yaygın biçimde izlenen “Smackdown” adlı programın, çocuklarımızın şiddet davranışları göstermesinde ciddi bir etken olduğu gözlenmektedir. Gelişmiş kaslara sahip, garip kostümlü kişilerin, binlerce seyircinin önünde birbirlerini yerden yere vurdukları görülen programda, yaşanan şiddet aslında gerçek değil; sadece bir gösteri. Ancak, her programda bu tür tehlikeli hareketleri defalarca izleyen çocuklar, bunları birbirleri üzerinde uygulamaya kalkışmaktadırlar. Fiziksel güce sahip bu tür karakterler, daha çok ergenliğe girmek üzere olan erkek çocuklarda büyük hayranlık uyandırmaktadır. Bu yüzden, özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarımıza bu tarz programların izletilmemesi konusunda kararlı bir tutum sergilemeliyiz. PENCERELER Utku Öztürk utku.ozturk@ihlaskoleji.com “Tweetçi” beyngokhan Hasyün İçdon, Eraylar Giyim, Kral Billuriye, Akyazı Japon Pazarı poşetiyle sokaklarda gezip Lacoste poşetini çöp yapanın alnından öperim. mserdark Taşrada nöbetçi eczane yöntemi: Telefon aç, uyandır, ilaç ismini söyle, aklına yatarsa kalksın gelsin. canimpizzacekti Para üstü yerine sakız veren bakkal ile para üstü yerine aspirin veren eczane komşuymuş abi. Erdilyasaroglu “Facebook” filminden sonra hemen eve döndüm site yapcam diye. Tam ben de milyarder olcaktım ki TV’de hoş bi film başladı. ceriLevis Küçükken eldeki bozukları bakkala gösterip “Buna ne var?” diyen bizler, büyüyünce de elimizde CV’miz “Buna ne var?” diye dolanıp duruyoruz. littleiv Hepimiz bir dönem evde yalnız kalınca odaların ışıklarını açıp gezdik. Kimse bundan utanmasın. Tamam ben ekstra olara elime bıçak almıştım. pinkfreud Küçükken sevdiğin bir şeyi küçük kaşıkla yersin ya çabuk bitmesin diye, büyüyünce de aynısını yapmalı. Birini çok sevince hemen bitiyor. pulgu Kapitalizm, Google’a “apple” yazıp aratınca ilk 450 sonuç arasından sadece 6 tane meyve resmi görebilmektir. er Sabah erken kalkmak zorunda olduğu hâlde geceleri geç yatanlar: “Bu akşam erken yatacam!” iç sesinin patentini aldım. Yandınız hepiniz! GaniMujde Boomerang’ı serbest bırak. Dönerse Türk, dönmezse Çin malıdır. levent_kazak 1 yumurta 3 dakikada pişerse, 3 yumurta yine 3 dakikada pişer. Ama 1 kadın 1 saatte hazırlanıyorsa, 3 kadın neden 3 saatte hazırlanır? bilenadam Türk’ün çaresizliği : “Dolsun da öyle izleyelim.” mserdark Klavyeni çevir, masaya bir iki defa vur. Dökülene bak. İşte hayatın özeti... SALİH UYAN salih.uyan@ihlaskoleji.com Etkiliyorum Dişi kamaşan çocuklar Bu aralar kiminle konuşsam çocuğunun söz dinlemediğinden dem vurup dert yanıyor. Bu devirde çocuk yetiştirmek gerçekten zor iş. Ama lisan-ı hâli unutup, sadece lafla çocuklarına tesir etmek isteyen anne babalar biraz oturup düşünmeli. Toplumda zaten bu kadar azmettirici varken bir de kendi ailesinde yanlış davranışlar gören çocuklara söz nasıl tesir etsin? Çocuğuna “Bilgisayar oyunu artık sana yasak!” diye kızan babanın cebinden altılı ganyan kuponu sarkıyor. “Bu yaşta aşk mı olurmuş, bir daha duymayayım!” diye çocuğuna bağıran anne, birkaç gün sonra, “Kızım, Aşk ve Ceza’nın dünkü bölümünü seyredemedim. İnternetten açıver de, seyredeyim” diyor. TV ekranlarından gündüz saatlerinde salya, akşam saatlerinde kan damlıyor salonun halısına. Ve arkadaşlık sitelerinde gezindiği için fırçalanan çocukların evinde, canlı yayında eş bulmak için gerdan kıran amca ve teyzeler seyrediliyor ailecek! Gazeteler lokal, televizyonlar genel anestezi uyguluyor çocuklara. Televizyondan uzak kalınan saatlerde ise uyuşukluğun geçmemesi için kulaklıklar giriyor devreye. Notaların bile isyan ettiği gürültüyü, desibel sınırı tanımadan gün boyu beynine dolduran gençler, etrafa alık alık bakıyor. Öğretmenler okullarda ahlaklı çocuklar yetiştirmek için ibretlik hikâyeler anlatadursun, gazetelerin arka sayfalarında çeyrek sütuna sığdırılan uzuvların her birine ayrı hikâye yazılıyor. *** Öğrencilik yıllarımda sınıfta arama yapılmıştı. Bir arkadaşımın defterinin arasından yarı çıplak bir kadın fotoğrafı çıktı. Poşetle satılan dergilerden birinden kesilmiş gibi duran resim bulununca hoca kıpkırmızı kesildi. Arkadaşı, apar topar disipline sevk ettiler. Ertesi gün sınıfa gelen hocamızın ilk işi tahtaya büyük harflerle: “Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır” atasözünü yazmak oldu. Önce ne yaptığını anlayamadık. Sonra cebinden, arama esnasında bulunan o malum fotoğrafı çıkarıp arkasını gösterince durum anlaşıldı. Dönemin başbakanının, ekonomiyle ilgili açıklamaları vardı fotoğrafın arkasında. Yani Türkiye’nin başbakanı, soyunarak para kazanan bir kadınla sırt sırtaydı! “Çocuklar!” dedi hoca. “Arkadaşınıza disiplin cezası vermedik. Çünkü bu resmi, her gün evinde okunan bir gazeteden kesmiş. Asıl disipline verilmesi gereken kişi bu arkadaşınızın babası ve malum gazetenin sahipleridir. Ve emin olun, o babanın disiplin cezasını kendi çocuğu verecektir ileride!” Ne dersiniz? Çocuklarından şikâyet eden bazı anne babalar, geç kalmış disiplin cezalarını mı çekiyorlar acaba?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT