BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uygurların gözyaşları ve Ankara’daki resepsiyon

Uygurların gözyaşları ve Ankara’daki resepsiyon

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte 3 gündür Çin’deyiz. Ancak bu gezi Pekin, Xian, Hong-Kong veya Şanghay’dan başlamadı. Davutoğlu, Ankara’dan direkt olarak Doğu Türkistan’ın önemli merkezlerinden Kaşgar’a geldi. Kendi tabiri ile ‘Kaşgarlı Mahmut ve Yusuf Has Hacip’e bir selam verdikten’ sonra bu kez de diğer bir önemli ata yurdu Urumçi’ye geçti.



Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte 3 gündür Çin’deyiz. Ancak bu gezi Pekin, Xian, Hong-Kong veya Şanghay’dan başlamadı. Davutoğlu, Ankara’dan direkt olarak Doğu Türkistan’ın önemli merkezlerinden Kaşgar’a geldi. Kendi tabiri ile ‘Kaşgarlı Mahmut ve Yusuf Has Hacip’e bir selam verdikten’ sonra bu kez de diğer bir önemli ata yurdu Urumçi’ye geçti. Geçen sene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le birlikte Urumçi’ye gelmiştik, bu ziyaretin hemen ardından Temmuz 2009’da yaşanan kanlı olayların üzerinden çok da fazla zaman geçmedi. Ankara ile Pekin ciddi bir krizin eşiğine geldi. Çünkü Uygur Türkleri sadece millet olarak bizim değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de çok hassas olduğu hatta üzerine titrediği bir konu. Bütün bu detayları şunun için yazıyorum: Böyle bir olayın hemen ardından Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ankara’dan direkt Kaşgar’a geliyor. Adamlar pekâlâ diyebilirlerdi ki, kardeşim Pekin’e gelin önce. Sonra düşünür karar veririz. Kaşgar’dan sonra da Urumçi’ye geçiyorsun. Deyimi yerindeyse, körün gözüne sokar gibi. Sincan bölgesindeki, yani Doğu Türkistan’daki tüm soydaşlarımızla kucaklaşıyorsun. Hemen aklımıza Çin nasıl oluyor da böyle bir şeye müsaade eder sorusu geliyor. Bu noktada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun hakkını yememek lazım. İşte o kanlı olayların ardından öyle güzel bir diplomasi izledi ki, adeta krizi ilmek ilmek örerek ortadan kaldırdı, bununla da kalmadı Türkiye’nin Doğu Türkistan bağını daha da sağlamlaştırdı. Zaten bir süredir, geri kalmış Doğu Türkistan Bölgesini dünyaya açmak isteyen Çin Yönetimi, bunun Türkiye ile birlikte olabileceğini çok iyi kavramış durumda. Niye mi? Çünkü Pekin, dünyadan izole olmuş hatta teröre destek verdiği iddiasıyla müdahale edilecek ülkeler arasında adı hiç düşmeyen Suriye’yi, Türkiye’nin elinden tutup uluslararası arenaya nasıl kazandırdığını anlamış. Türkiye’nin İran’la ilgili krizin barışçı yöntemlerle çözümü için dünya kamuoyu önünde ne kadar etkili olduğunu görmüş. Bize göre Çin şu kararı vermiş: “Ben Uygur Bölgesini dünya yatırımcısına açacağım. Yatırımcılar için bu bölgeyi cazip hâle getireceğim, bunu yaparken de Türkiye’yi kullanacağım...” Ankara da Çin’deki merkezî yönetim ile ilişkileri ne kadar iyileşirse Sincan bölgesine yapabileceği katkıların bir o kadar artacağının farkına varmış durumda. Öyle ki önümüzdeki günlerde iki ülke stratejik ortaklık konseyi bile kuracaklar. Bunu şöyle ifade etmek belki daha doğru olur; Türkiye ile Çin stratejik ortak oluyorlar. Urumçi’de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte Büyük Cami’de cuma namazı kıldık. Dışişleri Bakanını camide gören Uygurlar önce şaşırdılar hayretler içerisinde kaldılar. Çünkü ilk defa böyle bir şey oluyordu, ilk kez karşılarında Türkiye’den bir bakan ve heyetini görüyorlardı. Namazın ardından ise duygu yüklü anlar yaşanıyordu. Uygur Türkleri cuma sonrası uzaktan gelen akrabalarını gözyaşlarıyla beraber doyasıya kucakladılar. Gözlerden akan bu yaşlar aslında aramızdaki bağın hiç ama hiç zayıflamadığının göstergesiydi... 100 kişilik bir heyetle geldiğimiz Çin’de, şunu da itiraf etmeliyiz ki bir türlü Ankara gündeminden kopamadık ve resepsiyon tartışmalarından bir türlü kurtulamadık. Türkiye dışarıda böyle güçlü görüntü verirken içeride yaşanan bu olayları, Çinli üst düzey yetkililere anlatsak acaba ne cevap verirlerdi merak ediyorum gerçekten. Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna Genelkurmay Başkanının ve ana muhalefet liderinin katılmadığını söylesek herhalde şaşırır kalırlar belki de bize inanmazlardı. Bunları Urumçi’de Uygur Türklerine de anlatsaydınız ne cevap alırdınız diye de sorabilirsiniz. Ben anlatmazdım, daha doğrusu anlatamazdım. Gerçekten çok yazık!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT