BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Değişim böyle olur

Değişim böyle olur

Oyunu analiz etmeye sonundan başlayalım. Serkan Kurtuluş‘la başlayan ve Hakan Balta ile süren ve sürekli eksilen G.Saray’a karşılık Mehmet Özdilek, Ali Zitouni‘yi ve Djiehoua’yı ekleyerek maçın sonu yaklaştıkça skoru iyice sıkıştırdı.



Oyunu analiz etmeye sonundan başlayalım. Serkan Kurtuluş‘la başlayan ve Hakan Balta ile süren ve sürekli eksilen G.Saray’a karşılık Mehmet Özdilek, Ali Zitouni‘yi ve Djiehoua’yı ekleyerek maçın sonu yaklaştıkça skoru iyice sıkıştırdı. Zaten çok eksiği olan G.Saray maçın içinde de eksilmeye başlayınca ve de Bünyamin Gezer “ikinci sarı olur” diyerek bir kırmızıyı esirgeyince kartı gören de Misimovic olunca maçın sonları bir hayli sıkıntılı geçti. Maçın başına bakarsak, G.Saray oyun şekli, kadro seçimi veya taktikleri sebebiyle değil, Florya’dan “kazanmış olarak” geldiği için 2-0’ı yakaladı. Kafalarında kazanmışlardı bir kere... Oyunda son ayların G.Saray’ına hiç benzemeyen bir takım vardı karşımızda. Belli ki, bu Hagi’nin takımıydı. Mesela Servet’in golü bir patlamanın sonucu gelmişti. Daha önceleri sıkıntıdan patlayan Servet, bu kez sosyal ve duygusal bir patlamanın ürünü olarak takımını öne geçirdi. Gol sonrası sevinç biçimi bile değişmişti G.Saray’da. 60’lara kadar “puan kaybedeceksen böyle oyna da kaybet” yeni tarzı olmuştu G.Saray’ın. “Sert çocuk” haline dönüşmüş Misimovic, topa vurmaya başlamış Pino, özgürce uçabilen Sabri ve özgüvenin doruklarındaki Servet işin seyrini değiştiren kranponlardı. Antalyaspor ise bu ligin en zor takımlarından biri. Maçı bırakmayan oyun içinde kadroyu korurken bile oyun değişikliği yapabilen ender takımlardan biri. 2 hafta önceki G.Saray, bu Antalya’dan 4 yerdi. Ama bu G.Saray Bünyamin Gezer‘in yorumlarına rağmen Antalyaspor’a bu şansı vermedi. Son birkaç dakikada son gücünü vargücüyle kullanan G.Saray, kafaya çok takmış olduğu 3 puan için inanılmaz bir mücadele verdi. Daha geriye gidersek başka şeyler bulabiliriz. Maç başlamadan önce taraftar-oyuncu ilişkisi birbuçuk senedir hiç olmadığı kadar coşkuluydu. Belli ki; kendine gelmiş, benliğine kavuşmuş bir oyuncu topluluğu hayli muktedir bir rakip karşısında kendine test edecekti. Maç bittiği anda ulaştığımız gerçek şudur: “Bu G.Saray, birbuçuk senedir bildiğimiz G.Saray değil...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT