BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dinimiz orta yolu emretmektedir

Dinimiz orta yolu emretmektedir

Tevazuun aşırı miktarına “Tezellül” bayağılık, kendini aşağı tutmak denir. Tezellül, kötü huydur haramdır. Başka haramlarda olduğu gibi, bu da zaruret ile câiz olur. Dînini, cânını, mâlını, ırzını korumak, zâlimden kurtulmak, zarurettir. Dinimiz orta yolu emretmektedir. Kibri yasakladığı gibi, kişinin kendini aşağı görmesini de yasaklamaktadır.



Tevazuun aşırı miktarına “Tezellül” bayağılık, kendini aşağı tutmak denir. Tezellül, kötü huydur haramdır. Başka haramlarda olduğu gibi, bu da zaruret ile câiz olur. Dînini, cânını, mâlını, ırzını korumak, zâlimden kurtulmak, zarurettir. Dinimiz orta yolu emretmektedir. Kibri yasakladığı gibi, kişinin kendini aşağı görmesini de yasaklamaktadır. Tezellül, kötü huylardan biridir. Bir âlimin yanına bir ayyakkabı tamircisi geldiği zaman, âlimin ayağa kalkıp, yerine bunu oturtması ve gideceği zaman kapıya kadar yanında yürümesi ve ayakkabılarını önüne koyması tezellüle bir misâldir. Yalnız ayağa kalkıp otursaydı, ona yer gösterseydi ve işini, hâlini ve niçin geldiğini sorsaydı ve suâllerine güler yüzle cevâb verseydi ve davetini kabûl etseydi ve sıkıntısını giderecek şey yapsaydı, tevazu göstermiş olurdu. Hadîs-i şerifte, “Din kardeşini sıkıntıdan kurtarana (nâfile) hac ve umre sevapı verilir” buyuruldu. Hazret-i Hasen, Sâbit Benânî’ye bir ihtiyacını görmesini istedi. “Câmide i’tikâf ediyorum, başka zaman yaparım” deyince, “Din kardeşinin ihtiyacını gidermek için gitmenin, (nâfile) hac sevabından daha hayırlı olduğunu bilmiyor musun?” dedi. Mevki sâhiblerinin, muhtaç olanlara ve hocaların talebelerine, makâmları ile ve mâlları ile yardım etmelerinin çok sevap olması, bu hadis-i şerife dayanmaktadır. Nafakası, yani bir günlük yiyeceği, içeceği olan kimsenin dilenmesi, tezellül olur, haram olur. Bunun, bir günlük nafakası olmayan, başka bir kimse için veya borçlu için yardım toplaması tezellül olmaz. Fazla hediyye almak için, az bir şeyi hediyye vermek de, tezellül olur. Âyet-i kerîme böyle hediyye vermeyi menetmektedir. Alınan hediyyenin karşılığını bundan fazla vermek efdaldir. Fakat fazla karşılık için hediyye vermek câiz değildir. Davet olunmadan ziyâfete gitmek de tezellüldür. Hadîs-i şerifte, “Davet edilen yere gitmemek günahtır. Davet olunmadığı yere gitmek hırsızlık etmek olur” buyuruldu. Nikâh sâhibinin davet ettiği yerde haram şeyler yoksa, bu davete gitmek vâcib olur. Başka davetlere gitmek sünnettir. Riyâ ve iftihâr için yani gösteriş ve övünmek için yapılan davetlere gitmek câiz değildir... > Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT