BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendi gök kubbemiz

Kendi gök kubbemiz

Bugün Yahya Kemal’in ölüm yıl dönümü. Acaba hatırlayan kaç kişi var? Şairin birkaç cümlesini hatırlatmak istedim bugün. Ortalıkta dönüp dolaşan konularla ilgili birkaç cümle:



Bugün Yahya Kemal’in ölüm yıl dönümü. Acaba hatırlayan kaç kişi var? Şairin birkaç cümlesini hatırlatmak istedim bugün. Ortalıkta dönüp dolaşan konularla ilgili birkaç cümle: “Vatan fikri bizde daima vardı” diyor, Kendi Gök Kubbemiz şairi, “fakat Namık Kemal’in, bu fikri kalbimizde yeni bir nefesle uyandırdığı günden beri daha uyanığız. Onun vatan fikrini uyandırdığı gibi, bir diğer Türk şairi çıkıp da lisan fikrinin kutsîliğini uyandırsaydı, bize gösterseydi ki bizi ezelden ebede kadar bir millet halinde koruyan, birbirimize bağlayan bu Türkçedir, bu bağ öyle metin bir bağdır ki vatanın hudutları koptuğu zaman bile kopmaz, hudutlar aşırı yine bizi birbirimize bağlı tutar; Türkçenin çekilmediği yerler vatandır, ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar, vatanın kendi gövde ve rûhu Türkçedir.” Yahya Kemal’de vatan, millet anlayışı Paris’te şekillendi. Hatıralarında diyor ki: “Paris’te talebe mitinglerine gidiyordum. Balkan Harbi arefesinde bizim azınlık Rumlar, Bulgarlar büyük büyük mitingler tertib ediyorlardı. O sırada bizim Jön Türkler Abdülhamid’i yıkmakla meşguldüler. Yoksa Türk milletinden falan haberleri yoktu. Baktım, bu Bulgarların, Rumların yıkmak istedikleri Abdülhamid değil, başka şey... Bunlar Türk milletini yıkmak istiyorlar. Demek Türk milleti diye bir şey var! Bu nasıl millettir diye merak etmeye başladım.” Onda milliyet hissi böyle doğar ve milletinin tarihi üzerine eğilir. Fransız tarihçisi Camille Julian’ın bir cümlesi yoluna ışık tutar. Cümle şudur: “Fransız toprağı bin yıl içinde Fransız milletini meydana getirdi.” “O zaman...” diyor, “toprağın mühim bir şey olduğunu, milliyetin bir unsuru olduğunu anladım.” Türk milletini meydana getirenin Anadolu ve Rumeli toprağı olduğunu düşünür Yahya Kemal. Zaman bakımından ise Malazgirt Meydan Savaşı’nı başlangıç kabul eder. “Bizim milletimizi 1071’den sonraki sekizyüz senede Türkiye’nin toprağı yapmamış mıdır?“ diye sorar. Cevabı “evet”tir. “Malazgirt’ten sonra bu Türklük kendi ırkından, bağlı olduğu dinden, yazdığı tarihten, vücuda getirdiği güzel sanatlardan, şiirden, mûsikiden, mimariden, hâsılı bu yeni vatandaki yaşayışından, duyuşundan, kendi kader ve kazasından terekküp etmiş bir kütledir.” Ve Süleymaniye’de Bayram Sabahı‘nda ön safta oturan mümine bakıp: Ta Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu Bu nefer miydi... diye sorar. Evet, bu neferdir! Bu neferin “Türkoğlu” olması artık bir kan, bir renk, kemik ve kafa şekli meselesi değildir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT