BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tavır gazeteciliği

Tavır gazeteciliği

Oktay Ekşi 36 yıldan beri başyazarlık yaptığı Hürriyet Gazetesi‘nden istifa etti. Kendisiyle 12 yıldan beri Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi olarak birlikte çalıştık...



Oktay Ekşi 36 yıldan beri başyazarlık yaptığı Hürriyet Gazetesi‘nden istifa etti. Kendisiyle 12 yıldan beri Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi olarak birlikte çalıştık... Konseyin gündemine alınan binlerce şikayeti değerlendirip karara bağladık... Ekşi, hakaret, küfür hususlarında oldukça dikkatliydi ve kınama kararlarına katılıyordu ama kaleminin öfkesine yenik düştü... Özür dilemesine rağmen kamuoyu kabul etmedi... Bazen sadece kelimelerin değil özürün de kifayetsiz kaldığı durumlar olabiliyor... Sözün bittiği yer vardır... Ekşi kendi sözünü kendi sözüyle bitirdi... * 28 yıldan beri meslek hayatımda gördüğüm tablo şudur... Tavır gazeteciliği ve yazarlığı uzun yıllar alkışlanmıştır ve hâlâ da yapılmakta olduğunu görüyorum ama o devir dünyada bitmiştir, bu ülkede de bitmelidir! Çünkü 70’li yılların okuyucusu ve seyircisi yok... Bugün 160 üniversite var... Yüzbinlerce lise ve kolej... İki dil bilen, sabahtan akşama kadar dünya basınını ve internetten dünya televizyonlarını takip eden, dünyayı gezip gören bir millet yaşıyor artık... Gazeteciden daha fazla gezen, okuyan, araştıran, gören ve analiz yapabilecek durumda olan milyonlarca insan var... * Küflü bir odada eski bir daktiloya sarı bir teksir kağıdı taktıktan sonra çalakalem veryansın eden yazarlık ve gazetecilik yapma dönemi de çoktan kapanmıştır... ‘Sanıkların idamına şahitlerin bilahare dinlenmesine karar verildi’ anlayışı ile karar veren Yassıada mahkemeleri gibi çalışma anlayışına sahip olan medya bu kötü huyundan vazgeçmeli... 8 sütuna manşetten hakaret ardından iki satır tekzibi kırkıncı sayfadan yayınlama hastalığı medyada hâlâ devam ediyor... Öfkesine yenik düşenler kendini kaybedip nasıl bir anda tetiğe dokunabiliyor ve kader mahkumu sayılıyorsa, yazarlar ve gazeteciler de bir gün kalemlerinin öfkesine yenik düşebiliyor... Bu yüzden ‘kontrolsüz güç, güç değildir’ deniliyor... Yani editoryal kontrol mutlak gereklidir... Ama yazarların yazısına editoryal müdahale sansürden sayıldığı müddetçe her kalemin varacağı son durak işte burasıdır... Kimse alabildiğine hür değildir... Yazar, efelenmez... Kibirlenmez... Hakaret ve küfür etmez... Okuyucusunu bilgilendirir... Okuyucunun hayata ve olaylara farklı bir pencereden bakmasını sağlar... Kendini ‘tanrılaştıran’ kibirli efendilerin kelimeleri yüzünden kırk tane medya patronu batıp gitti... Ve nice gazete ve gazeteciler de tarihin tozlu sayfalarında kayboldu... Kısacası kimse seyahat ettiği veya çalıştığı gemiyi batırma hakkına sahip değildir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT