BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Aptal kızım benim!”

“Aptal kızım benim!”

Atölyedeki bütün kızlar kulak kesilmişlerdi. Makineler durmuş, kızların kendi aralarındaki hayret nidaları ve fısıltılarından başka bir şey duyulmuyordu. Leyla yeşil gözlerini açtı kocaman kocaman:



Atölyedeki bütün kızlar kulak kesilmişlerdi. Makineler durmuş, kızların kendi aralarındaki hayret nidaları ve fısıltılarından başka bir şey duyulmuyordu. Leyla yeşil gözlerini açtı kocaman kocaman: - İnan ki ben de bilmiyorum bir şey. Adı Şahin... Soyadını bilmiyorum. Bir gün öğle tatilindeyken tanıştılar. Adam peşini hiç bırakmadı Şehnaz’ın... Ondan sonra, her akşam geldi, birlikte bir yere gidip oturuyorlar, ondan sonra eve gidiyorlardı. Evleneceklermiş, öyle diyordu Şehnaz. Otomobil galerisi mi neyi varmış, çok zenginmiş... Gözlerini kıstı Seher, dizlerine vurdu ıstırapla: - Aptal kızım benim, hiç seni alır mı o soysuz? Madem o kadar zengin, gönlünü eğlendirecek seninle, kenara atacak sonunda. Leyla ortalığı daha da kızıştırmak istedi: - Hiç de tekin birine benzemiyordu, gangster kılıklı bir şeydi. Yani, ne bileyim böyle esrarengiz tavırlar falan... Biz korkuyorduk adamdan şahsen... Zaten yaşı da büyüktü. Otuz yaşındaymış. Çırpındı Seher. Umutlarını yitirmiş bir halde haykırdı: - Satacak mı, atacak mı kızımı, gülümü, ben nelerle büyüttüm onu Ya Rabbim. Kıvırcık saçlı adam sıkıntıyla soludu. İşinin aksamasından memnun gözükmüyordu. Sert bir sesle kızlara döndü: - Haydi işinizin başına, karagöz oynamıyor burada... Sonra Seher’e baktı: - Ne yapalım hanım, sahip olsaydın kızına. Zaten hiç durmadan konuşuyordu. Ben acıdığım için işe almıştım kızını. Yoksa bana iş lazım, laf değil. Alacak verecek de kalmadı aramızda, haydi Allah yardımcın olsun, yapacağımız bir şey yok. Perişan bir halde kapıya doğru yürüdü Seher. Çaresizlik bütün umutlarını buraya yönlendirmişti oysa, bütün gece buradan bir şeyler öğrenebilirim umuduyla geçmişti. Şimdi ise her şey en başa dönüyordu. Kapıdan çıkmak üzereyken ani bir kararla döndü. Makinesinin başına gitmekte olan Leyla’ya seslendi: - Güzel kızım, olur ha bir haber alırsan, ne olur bana ulaştır. Sana bir adres vereyim. Bir tanıdığım benim. Ona bildir. Pardösüsünün cebinden buruşmuş bir kağıt bulup uzattı. Nafiz beylerin adresiydi bu: - Buraya ulaşıver bir zahmet. Kız usulca aldı kağıdı. Üzülmüştü kadının haline: - Merak etme teyze, bildiririm. Yıkılmış bir halde indi merdivenlerden. Buraya kızıyla geldiği ilk günü hatırladı. Ne kadar tedirgindi, bu koca şehir, bu insanlar korkutmuştu kendisini. Kızını kendi elleriyle ateşe atıyormuş gibi hissetmiş, ama boyun eğmişti: - Ne yaptın sen Seher? El sözüne kandın, kendin getirdin kızı bıraktın... diye kızdı kendine. Hiçbir şey görmeden yürüyordu. Hayatları bir insafsız kurşunla alt üst olmuş, darmadağınık bir halde dört bir yana savrulmuşlardı.Yine de hiç değilse oto galericisi olduğunu öğrenmişti adamın. Hemen minibüse atladı. Karakola geldi. Komiser değişmişti. Geceki nöbetçi komiser gitmiş, yerine çok kısa saçlı, genç bir memur oturmuştu. - Biz dün akşam gelip bildirmiştik. Kızımı kaçırdılar. - Nasıl yani, kaçırdılar mı, kendi mi gitti? - Kendi gitti. Ama daha on yedi yaşında. Adamın beyaz bir arabası var. Oto galericisiymiş. Adı Şahin. Fısıldadı kabahatmiş gibi: - Soyadını bilmiyorum. - Kayda geçtiyse bekleyeceksin. Biz sana haber veririz, adresin var değil mi? Başını salladı. Komiser başka tarafa dönmüştü. Hafifçe öksürdü onun dikkatini çekmek için: - Oğlum, nereye gidebilirler, hani bir sürü şey duyuyoruz, kızları kötü yola itiyorlarmış falan, nerelerde olur bu işler? Komiser omuzlarını kaldırdı: - Bilinmez ki teyze, her şey olur. Biz bakarız, pavyonlara falan satarlar, bunlar karışık şeyler... Sen bize bırak. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT