BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir arada bir derede, halk nerede?

Bir arada bir derede, halk nerede?

Olay bir: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Köşk’teki 29 Ekim Resepsiyonuna katılmadı. Gerekçesi de halkın arasında bayramı kutlamaktı.



Olay bir: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Köşk’teki 29 Ekim Resepsiyonuna katılmadı. Gerekçesi de halkın arasında bayramı kutlamaktı. Olay iki: Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya 29 Ekim’de köşesinde İstanbul’dan Ankara’ya dönerken Kılıçdaroğlu’na THY’nin gerekli itinayı göstermediğini yazdı. Protokole aykırı olarak Egemen Bağış’ın eşi ve kızının oturduğu sıranın arkasında oturtulan Kılıçdaroğlu kendisine takılan bu tavırdan dolayı üzülmüş. İki olayın ortak noktası halk. Bu iki davranış arasında algılama ve kavram çelişkisi var gibi geldi bize. Bu çelişkiyi de; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? diye özetleyebiliriz. İşte kafamıza takılan sorular? Gül’ün “Türkiye’nin bütün renkleri burada” dediği halk ile Kılıçdaroğlu’nun kastettiği halk farklı tabaka mı? Kılıçdaroğlu’nun ayakları yere basarken tercih ettiği halk ile başı göğe ererken uçakta tercih ettiği halk arasındaki fark nedir? Daha fazla detaylandırmaya gerek yok. Biraz karışık oldu ama inşallah meramımı anlatabilmişimdir!.. Kurt puslu havayı sever Toz ve dumanın bulunduğu kirli ortamlarda uzun süre kalmak solunum yolları ve akciğerde iltihaplanmaya yol açıyormuş. Türkiye’de bu hastalığa yakalananların sayısının 5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu hastalığın tedavisi var. En kötü ihtimal bu ortamlardan uzak durursunuz. Ama esas bizim kafayı taktığımız kirli ortam başka bir kirli ortam! Ahlaki değerlerin yozlaştığı siyasilerin toplumu gerdiği, uyuşturucu ve internet salgınının gençliğimizi esir aldığı, insani değerlerin yok edildiği kirli ortamdan nasıl kurtulacağız? Keşke bilim adamları bu dertlerimize çare bulsa da herkes ailece mutlu bir yaşantı sürdürebilse... Şans kapıyı kırınca!.. İstanbul Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler Odasının “Umudumuz Piyango 2010” raporuna göre; bu yılın 10 ayında şans oyunlarına 6 milyar 700 milyon yatırılmış. Son 3 yılın rakamı ise 18 milyar lira... Biraz absürt düşünecek olursak; insanlar düzenli olarak her hafta oynamaya devam etse yatırdığı paralar devletin havuzunda toplansa ve bu toplanan paralar yatırımlara aktarılsa... Neler olur neler değil mi? Mesela yüzlerce sanayi tesisi yapılırdı. Mesela binlerce okul yapılırdı. Mesela on binlerce insana iş kapısı açılırdı. Her şeyden önemlisi şans peşinde koşanlar hisse sahibi olur, düzenli bir kazanca kavuşurlardı. Diyeceksiniz ki devlet zaten vergi alıyor. Bazı kurumlara pay aktarılıyor. Buna ne gerek var? Bizim kastettiğimiz bu değil. Bizim söylemek istediğimiz paranın tamamının tek elde birikmesi ve anında yatırıma yönlendirilmesi. İkramiyeleri, vergileri, payları ve harcamaları düştükten sonra kalan parayla ne yapılabilir ki? Kıyaslamasını siz yapın...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT