BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ömer Öztürkmen -ll-

Ömer Öztürkmen -ll-

Askerden İstanbul’a döndüğümüzde Ortadoğu, nöbeti Türkiye gazetesine devretmişti... Enver Ören Bey, bir önceki nesli büyük bir vefa ile yanına çekiyordu. Cağaloğlu’ndaki Güle Güle apartmanında kurulan şark odasında gönül sohbetleri ile uzun ve derin tanışmalardan sonra onlar da bizim gazetede yer aldılar.



Askerden İstanbul’a döndüğümüzde Ortadoğu, nöbeti Türkiye gazetesine devretmişti... Enver Ören Bey, bir önceki nesli büyük bir vefa ile yanına çekiyordu. Cağaloğlu’ndaki Güle Güle apartmanında kurulan şark odasında gönül sohbetleri ile uzun ve derin tanışmalardan sonra onlar da bizim gazetede yer aldılar. Bu sebeple Ömer Öztürkmen adı, diğer başka isimleri de tedai ettirir. Orta Anadolu’nun mert insanı ve Bizim Anadolu gazetesinin sahibi Mehmed Emin Alpkan, zarif ve kibar insan numunesi İrfan Atagün, o sırada Tercüman’daki sütununda “kızıllar”a karşı yılmaz bir kalem mücadelesi veren Ergun Göze. Daima şık, genç ve renkli giyinen Ömer Öztürkmen, kalendermeşrep, dünyaya metelik vermez tavrı, gevrek küçük kahkahaları ile dikkatimizi çekmişti... Bilahare 1980’li yıllarda, Cağaloğlu’ndaki Çatalçeşme Sokak’ta bulunan gazetemizin merkez binasında, Enver Ören Bey’in odasında her çarşamba öğleden sonra bir araya gelmeye başladık. Gazetenin haftalık değerlendirilmesinin yapıldığı bu toplantılara Ömer ağabeyden başka Gürbüz Azak da katılır ve kendi deyişi ile “patron”dan tirajla alakalı aldığı her sevindirici haber için “hah şöyle!” derdi. Merhum Vecihi Ünal’ı olanca tiril tirilliği ve Mehmet Okyay arkadaşımızın da meşhur edebi ile iştirak ettiği bu Çarşamba Toplantılarına daha sonra Kenan Akın da Bâbıâli rüzgârı ile dahil oldu... Ama Enver Ören Bey’in riyasetinde gazetemiz üzerine yaptığımız ‘Çarşamba Toplantıları’nın kılı kırk yaran ismi Yurdagün Göker’di. Yurdagün, batılı anlamda çizen nadir sanatkârlarımızdan biri. Bunda şüphesiz ki uzun yıllar çalıştığı Alman medyasının önemli rolü var. Keloğlan tiplemesi, Nasreddin Hoca tiplemesi, yerine göre gözünü budaktan esirgemeyerek en çarpıcı tenkitlerini yoğunlaştırdığı siyasî karikatürleri ve çıkarttığı dergiler ve çocuklarımıza yaptığı hizmetlerle ayrıca tetkik mevzuu olan Yurdagün Göker şöyle diyor: - Şayet, daha çok genç yaşta İrfan Atagün ve Ömer Öztürkmen’i tanımasaydım ben şimdi solda olabilirdim.” Yurdagün Göker zekâsındaki birini tesirine alması, Ömer Öztürkmen’in şahsiyeti için kâfi bir delildir. Ömer ağabeyin “Rahîm Er kardeşime dualarımla” diyerek “İslâm Gözyaşı Medeniyeti” kitabını bizim için lütfederek imzaladığı tarih, 29.6.1984’tür. Bu kitabın daha kapağında bir “hadis” hatırlatır: “Gözyaşı rahmettir.” Ömer Öztürkmen, bu kitabında şöyle diyor: - Şunu anlıyoruz ki, vahiy ve vahdaniyetten uzak her düşünce sistemi, kartezyen mantığa tutunmuş olsa dahi kendi çağının eğilimlerine göre bir put, bir din çıkarmakta gecikmiyor. Bu da gösteriyor ki çok tanrılı Greko-Latin kültüründen gelen Batı insanının psikolojik karakter yapısında (kolektif gayri şuurunda) arketiplerin cazibesine kapılan, teki çoğaltan, ikili, üçlü imajlara kaydıran, dıştaki gerçek değerleri kendi kalıbına sokan, çarpıtan patalojik bir hal var.” Türkiye gazetesinin eski merkez binasında her çarşamba yaptığımız toplantılarda Ömer ağabeyi yakından tanıdıkça günlük yazmasını arzu eder olduk. Bu sebeple ısrarlarımız başladı. Biz üstüne gittikçe o, “yapamam” diyerek isteğimizi savuşturuyordu. ..... Bu yazı “Hayatın Rengi İnsan” adlı kitaptan alınmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT