BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gençlik ve mutsuzluk

Gençlik ve mutsuzluk

Ülkemizde, en “mutsuz” daha doğrusu en sorunlu kesimi gençlerin oluşturduğu, ne yazık ki, “acı” bir gerçek... Hem acı hem de düşündürücü...



Ülkemizde, en “mutsuz” daha doğrusu en sorunlu kesimi gençlerin oluşturduğu, ne yazık ki, “acı” bir gerçek... Hem acı hem de düşündürücü... Doğumla başlayan problemler, evlenme çağına kadar gençlerimizin peşini bırakmadığı gibi, çeşitli imkansızlıklarla boğuşan, mahrumiyetlere katlanan nesiller trajik yaşantılar sergiler... Gerçekten de, daha bebe iken, eksik ve yanlış beslenmeyle karşılaşan minikleri, elverişsiz bir ilköğretim bekler. 80 hatta 90 kişilik sınıflarda ve “çift” tedrisatla ilköğretimi bitirebilen öğrencileri bu sefer, ortaöğretim kıskacı sıkıştırır. Derslerin çoğu boş geçerken, sigara ve kötü alışkanlıklarla tanışan gençleri artık üniversiteye girebilme derdi alır. Oysa, yükseköğrenim, arslanın ağzında. Özel ders almalar ve dershanelerden yararlanmalar, sadece geliri yerinde olan ailelerin çocuklarına bağışladıkları bir “ayrıcalık” olduğundan, kahve köşeleri ve sokaklar gençlerle dolup taşar... Üniversite sınavları ise, gençler için “ecel” teri dökülecek bir eziyet halini alır. Üst üste sınavlara giriş, puanları bekleme ve açıklanan dereceler gençleri zaman zaman bunalıma sürüklerken; çile, çekilmeyecek bir boyuta ulaşır... ... Ve her yıl en az 500 bin gencimiz, üniversite dışında kendini bulur... Arada geçen kahredici bir yıldan sonra tekrarlanan sınav azabı sonunda kendini büyük bir boşluğa bırakır... Bir bocalama döneminden sonra, artık vatani görev ufuktadır... Askerlikten sonra ise, ister istemez, bir “yuva kurma” hayallerine dalınır... Artık, “bir lokma, bir hırka” veya “ekmek parasını çıkarma” dönemiyle gençliğe veda edilmiş olur... Beşikten, nikah dairesine kadar çeşitli sorunlarla karşılaşan gençlerimizin ne denli “çile” çektiğini kısaca anlatmaya çalıştık. Oysa, gençliğin her dönemi değil, her günü bile problemlerle, dertlerle dopdolu... Geri kalmış ülkeleri bir yana bırakırsak, kalkınma iddiasında olan Türkiye’de gençliğin böylesine çileli olması, dengeleri altüst ediyor. Hele, varoşlardaki, “talihsiz” gençlerimizi bu zincirin içine yerleştirmeye çalışırsak, karşılaşacağımız tablo tamamen dramatik olur... Büyük şehrin, o şaşaalı hayatı içinde, her türlü komplekse giren bu gençlerin, ileride “kabadayı”, “serseri”, hatta “gangster” tiplerine bürünmeleri mümkün. İşsizlik yakaya yapışıverir. Okulsuz, işsiz ve moralsiz kalan gençlerimizi asıl bekleyen en büyük tehlike ise, “uyuşturucu madde” alışkanlığı... Ve onun ötesine uzanabilecek, bir terör örgütünün maşası olmak... Uyuşturucu illetine kapılan gençlerimizi kurtarmanın imkansızlığı karşısında, yumak gibi büyüyen problemler ne yazık ki, bütün ailelerin bir korkusu, bir kâbusu... Nereden bakılırsa bakılsın, gençlerin çilesi, bir türlü görünmek istenmeyen, en büyük toplum yarası... Ne yapıp yapıp, gençlerimizi, topluma “iyi insan”, ülkeye “yararlı vatandaş” yetiştirmek için büyük bir seferberliğe kalkışmamız gerekir... Her şeyden önce, bir bağımsız “Gençlik Bakanlığı” kurularak işe başlanmalı... Sonra da, ana okulundan, üniversitelere kadar, kabiliyetlere ve ülkenin ihtiyacına göre öğrenim imkanları sağlanmalı... Kısa ve uzun vadeli planlamalarla, gençlerimiz bir “denetim” altına alınırken, ekonomiye de kazandırılmış olur... Öncelikle, ortaöğretimden sonra, gençlerimiz meslek okullarına, turizm sektörüne ve sanayi atölyelerine yönlendirilmeli. Bol bol spor tesisleri kurulduğu ve imkanlar sağlandığı takdirde, gençlerimizi sokaklarda daha az görmüş oluruz. Gençlerimiz atıl bir kapasiteden ve en önemlisi potansiyel suçlu ortamından süratle uzaklaştırılmalı... En fazla “iç göç” kapasitesine sahip gençlerimizin, doğup büyüdükleri bölgede kalmalarını sağlamak için, her türlü yatırım esirgenmemeli. Bu arada, gençlere tanınacak imkanlarla, fırsatlarla sağlıkları daima kontrolden geçirilmeli, bu konuda projeler üretilmeli... Önce ferdin, sonra ailenin ve toplumun en son da ülkenin şimdiki ve istikbaldeki huzuru için, gençlere büyük yatırımlar yapılmalı... Gençlik problemleri, cesaretle ele alınmalı ve süratle çözümlenmeli... Unutulmamalıdır ki, ülkemizi, gençlerimize “teslim” etmek mecburiyeti ile karşı karşıyayız...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT