BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sizi özledim

Sizi özledim

Depremden beri sürdürdüğüm şehir dışı hayatını yarı yarıya azalttım. Tam anlamıyla vazgeçemedim çünkü onun keyfi çok başka. Sabah kalkıp camdan dışarı baktığınızda yeşilin her tonunu görmek ve ruhunuzu doğanın o eşsiz masumiyetiyle yıkamak kolay vazgeçilebilir bir şey değil zaten.



Depremden beri sürdürdüğüm şehir dışı hayatını yarı yarıya azalttım. Tam anlamıyla vazgeçemedim çünkü onun keyfi çok başka. Sabah kalkıp camdan dışarı baktığınızda yeşilin her tonunu görmek ve ruhunuzu doğanın o eşsiz masumiyetiyle yıkamak kolay vazgeçilebilir bir şey değil zaten. Ama insanoğlunu tatmin etmek neredeyse imkansız. Doğayı o kadar çok sevip ormanda yürürken öylesine mutlu olmama rağmen, İstanbul’un o dayanılmaz karmaşasını özlemekten de kendimi alamadım işte. Doğduğumdan beri işitmeye alıştığım trafik uğultusu, insanların oradan oraya koşuşturmaları ve genellikle gerilim dolu diyaloglar bir çeşit alışkanlık haline gelmiş durumda. Dünyanın en büyük metropollerinden birisi haline gelmiş olan İstanbul, bazı konularda giderek New York’a benzemeye başladı. Sokaklarda adım atacak yer bulamamak, asansör geldiğinde onlarca insanın bir anda saldırıya geçmesi ve günden güne azalan güvenlik... Bu kadar hızla büyüyen bir şehirde, bu denli hızla artan nüfus gerçeği ile karşı karşıyayken varılan sonuç şaşırtıcı olmamalı elbette. Benim durumum ise klasik. Ne yardan ne serden geçebilmek! Şehir dışında olunca evinize dostlarınızı davet etmeniz güçleşiyor. Onların ulaşımı sonra geri dönme telaşları hep hevesinizi kursağınızda bırakıyor. Canınız sıkıldığında çıkıp bir sinemaya gidemiyor ya da bir arkadaşınıza uğrayıp iki çift laf edemiyorsunuz. Bütün bunların etkisinde kaldığım için sanırım, kürkçü dükkanına dönen tilki misali, soluğu Yeşilköy’de aldım. Zemininin sağlam olmadığı, risk taşıdığı gibi bilgileri unutmadan üstelik. Sevgi insana neler yaptırıyor. Gözümü açtığım ve çocukluğumun büyük bir kısmını geçirdiğim Yeşilköy’ü tehlike ihtiva etmesine rağmen terk edemedim işte. Hal böyle olunca bir kez daha hayatım ikiye bölünmüş oldu. Aradığım bir kitabın ya da herhangi bir eşyanın nerede olduğunu değil hangi evde olduğunu merak etmeye başladım. Her zamanki şımarıklıklar işte... Ama bu kez, hem de hayatımda ilk defa yorulduğumu hissediyorum. Ayaklarımdan şakaklarıma doğru yükselen bir halsizlik bende sürekli uyuma arzusu uyandırıyor. Gözlerim, yuvalarında devinirken enerji harcadığımı hissediyorum. Düşünmekten kurtaramadığım benliğimi, sonunda direnemeyip gri lopçukların yaptırımına teslim ediyorum. Beynin henüz tam olarak çözülememiş kıvrımlarının arasında cirit atan endişelerim; dışarıdan bakıldığında görülen havalı ve kusursuz vitrini alt üst ediyor. Kaybetme korkusu, günün birinde tükenip kalma telaşı ya da yetememe saplantısı. Sevdiğim ve beni sevdiklerini bildiğim insanların, bir gün ihtiyaç hissederlerse yanlarında olamayabileceğim gerginliği... Tam bir Amerikan ürününe benziyorum. Kusursuz bir paket, çekici ve özenilesi bir tablo. Ama sizin yerinizde olsaydım bu paketi açmaya kalkmazdım. Çünkü içi boş. Hiç gördünüz mü bilmiyorum ama o tip hediyelikler vardır. Sadece paketi satın alırsınız ve asla açmazsınız. O, öylece masanızın üzerinde durur. Hiç değilse içinde bir şey bulunması ihtimali sizi cezbeder. Her neyse.. Şimdi biraz şehirde biraz da dışındayım. Ve bu kez telefonum bağlanır bağlanmaz teknolojiye kavuşmayı iple çekiyorum. Çünkü nihayet yazılarımı elektronik posta ile gönderebileceğim ve sizlerle sanal sohbetlere başlayabileceğim. Bu arada, bir süredir köşemde çıkan faks numarasına ulaşamadığınızın da farkındayım. Bu taşınma telaşı sırasında başıma gelen en büyük tersliklerden birisi bu oldu. Siz o numarayı arıyorsunuz ve cevap alamıyorsunuz. Ve bu yüzden iletişim kuramıyoruz. İnanın bu durum beni, sizin üzüldüğünüzden daha çok üzüyor. Şehre dönüşümün şerefine ümit ediyorum bu problemi de en geç bu hafta içinde halledeceğiz. Ve ben size yeni numaramı verip fakslarınıza kavuşacağım. Köyde ya da şehirde; sizi çok seviyorum ve çok özledim. Sözün özü Rüzgar eken fırtına biçer. LEVHA Sevgi en bağlayıcı kelepçedir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99547
    % 1.59
  • 6.0594
    % -3.21
  • 7.1276
    % -3.1
  • 7.9636
    % -2.83
  • 234.329
    % -3.49
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT