BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “YENİ CHP” olabilir mi?!.

“YENİ CHP” olabilir mi?!.

Klasik CHP zihniyetinin mücessem hâli Önder Sav, “Yeni CHP” denilmesine dahi kesinlikle tahammül edemiyor... Bunu CHP’yi kökünden, özünden uzaklaştırmakla eş tutuyor ve asla müsaade etmeyeceklerini haykırıyor. Diğer taraftan Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce de pek çok kere yaptığı üzere “geri bastı”. Dedi ki: “Yeni CHP’den kastımız yeni yönetimdir...”



Klasik CHP zihniyetinin mücessem hâli Önder Sav, “Yeni CHP” denilmesine dahi kesinlikle tahammül edemiyor... Bunu CHP’yi kökünden, özünden uzaklaştırmakla eş tutuyor ve asla müsaade etmeyeceklerini haykırıyor. Diğer taraftan Kemal Kılıçdaroğlu, daha önce de pek çok kere yaptığı üzere “geri bastı”. Dedi ki: “Yeni CHP’den kastımız yeni yönetimdir...” İnsanın zekâsıyla alay etmek gibi bir şey!.. Sadece yeni yönetimle bir partinin yenilendiği, nerede ve ne zaman görülmüş? Bir kere daha anlaşılıyor ki, bu yenilenme hikâyesi sadece bazı koltukların sahibini değiştirme operasyonu... Evet, evet o kadar! Hemen itiraz edecek olanlara, biraz maziye bakmalarını salık veririm. Yaklaşık doksan yıllık geçmişinde (12 Eylül Askerî Müdahalesinin getirdiği zorunlu isim değişikliğini hariç tutuyorum elbette!) CHP, değişim için kaç kere teşebbüste bulundu ve ne kadar başarılı oldu? Efendim?!. CHP’de en radikal değişimi yapmak niyet ve maksadıyla, İnönü’ye karşı bayrak açan Bülent Ecevit ne kadar başarılı oldu? Cevap için zihninizi fazla zorlamayın. Ecevit CHP’yi değiştiremeyeceğini net olarak anlayınca, genel başkanlığını yaptığı bu partiden kaçtı. Resmen kaçtı!.. Kayıtlarda vardır, meraklıları araştırıp detaylıca okuyabilir. Ecevit, “12 Eylül Yönetiminin yaptığı en hayırlı şeyin CHP’yi kapatmak olduğunu” söylemiştir ki, çok ama çok calibi dikkat bir husustur... CHP’nin yeni yönetimi, ölümünden sonra Ecevit’e sahip çıkmaya çalıştığına göre, herhalde kimse onun CHP’liliğinden şüphe edemez. İşin özü şudur; CHP altmış yıldan beri (Ki, bu ülkede çok partili demokrasinin de bütün geçmişidir.) halktan iktidar vizesi alamamaktadır. Ama CHP’de iç iktidar kavgası da hiç eksik olmamıştır. Hatta tek parti döneminde, rakipsiz olarak iktidarı sürdürdüğü devirlerde bile bu iç iktidar kavgası hiç sönmemiştir! 1930’larda, 40’larda hep tasfiyeler yapılmıştır. Recep Pekerler, Şükrü Kayalar vs. vs... 1950’lere yaklaşırken Bayar-Menderes-Koraltan ve Köprülü’nün kopuşu DP’ye vücut vermiştir. 1950’ler CHP için âdeta dibe vurma dönemidir. 1960’larda tıkanmanın önünü açmak için yeni söylemler, bu arada meşhur “ORTANIN SOLU” sloganı tedavüle sokulmuştur. Ama “ORTANIN GÖBEKÇİLERİ” buna şiddetle karşı çıkmış; neticede parti bir kere daha yavrulamış, Turhan Feyzioğlu’nun Güven Partisi doğmuştur. Ecevit’in liderlik dümenine geçtiği 1970’li yıllarda da, CHP’deki hizip kavgası bütün şiddetiyle sürmüştür. Velhasıl, “CHP’de Bitmeyen Kavga”, ciltlerle kitap konusu olmuştur. Yukarıda belirttiğimiz üzere Ecevit çareyi CHP’den kaçmakta ve yeni bir parti kurmakta bulmuştur. Deniz Baykal, kendisini en güçlü hissettiği bir dönemde hiç beklemediği (pek çok kimsenin beklemediği) bir biçimde liderlik koltuğundan uçurulmuştur... Bu operasyonda Kılıçdaroğlu âdeta bir manivela rolü oynamıştır... Deniz Baykal şimdilerde, Önder Sav’ın kendisine karşı yaptığı operasyonun bir benzerini, yine Kılıçdaroğlu üzerinden gerçekleştirmeye çalışmaktadır! Şu işe bakınız... Bugünlerde bazıları “İşte şimdi lider oldun...” türünden Kılıçdaroğlu’na gaz veriyor. Fakat işin sonunda Kemal Bey “Beni bu işe kim itti?” noktasına da gelebilir. Son söz: Tabir yerinde ise, CHP artık restorasyonu mümkün olmayan bir eski eser görüntüsündedir. Öyle tüzük veya genel sekreter değiştirmekle yenilenmesi mümkün değildir. Köklü ve gerçek değişim ayrı bir yazı konusu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT