BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sıcak paraya mecbur muyuz?

Sıcak paraya mecbur muyuz?

Önümde, kasvet pompalayan bir rapor... Finansal firavunlar uyarıyor: - Sıcak paraya dikkat!



Önümde, kasvet pompalayan bir rapor... Finansal firavunlar uyarıyor: - Sıcak paraya dikkat! Acaba.. - Biz, bu sıcak paraya mecbur muyuz? Cevabım şöyle: - Maalesef, mecburuz! O kadar mecburuz ki.. Aynen şairin dediği gibi: Ben sana mecburum, bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Şunu unutmayalım: Türkiye ekonomisi, tasarruf açığı veren, dış âlemin tasarruflarıyla yani cari açıkla büyüyen bir ekonomi. Ne var ki, cari açığın finansmanında sıcak paranın payı arttıkça, kaşıntı tırmanıyor. Piyasalar, geçmişin refleksleriyle soruyor: - Büyüme, cari açığı bir saatli bombaya dönüştürüyor mu? Finansal kırılganlık artırıyor mu? Dolayısıyla ne oluyor? Cari açığımızın finansmanı söz konusu olduğunda, sıcak para, tıpkı bir “mıh” gibi, aklımızdan hiç ama hiç çıkmıyor. İnatçı at sinekleri gibi, piyasaları sortiliyor. Kriz patladığında, soğuk ve çirkin yüzünü gösteriyor. *** Gelelim, sıcak paranın sıcak yüzüne.. Mesela.. Küresel likiditenin bollaşması ve ekonomiye sermaye girişinin sürmesiyle birlikte, bir saadet zinciri oluşuyor. Düşük döviz kurundan gerçekleştirdiğimiz ithalat sayesinde, bir taraftan enflasyonu düşürüyoruz, diğer taraftan hem büyüyoruz, hem de bir kısım ihracatçıya (özellikle otomotiv ve elektronik sektörlerinde) ucuz ithal girdi sağlıyoruz. Böyle bir ortamda, cari açığımızı finanse edenlerin “portföy ve vade” tercihlerinin yanı sıra, başta bankacılık sektörümüz olmak üzere, küresel ve ulusal finansal sistemin barındırdığı riskler, kritik bir önem arz ediyor. Netice itibariyle.. “Tavşana kaç, tazıya tut!” denilebilecek bir küresel senaryoda, bize düşen rolü oynamaya, kuyruğu dik tutmaya gayret ediyoruz. *** Peki, kısa vadeli sermaye hareketlerinin kaprislerini sürekli çekmek zorunda mıyız? Bir kısım taş fırın iktisatçısı, işin kolayını bulmuş. Onlara göre: -Sermaye hareketlerini kısıtlayalım, Ağustos 1989 öncesinin kambiyo sınırlamalarına dönelim. Dalgalı kur rejimini, tarihe gömelim. Faizi de, kuru da kontrol edelim. - Gümrük Birliği’nden çıkalım. İthalata yeni vergiler koyalım. Sanayimizi, kur politikası ve kotalarla koruyalım. Olur mu? - Ne diyelim? Çözüm mükemmel, fakat imkânsız! Hâlâ anlayamadık mı? *** Meraklısına not: Finansal piyasaların nabzını tutmak ve özellikle döviz, altın, hisse senetleri, bono ve tahvil konularında bilgilenmek isteyenler, gazetemizin yazarlarından Necmettin Batırel tarafından yönetilen ve güncellenen bir siteden (www.necmettinbatirel.com) yararlanabilir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT