BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rüşvet her dinde haram idi...

Rüşvet her dinde haram idi...

Rüşvet, haksız kazanç yollarından biri olduğu için bütün dinlerde günâh idi. Çünkü dinlerin gayesi, insanların dünyada ve âhirette, rahat ve huzur içinde yaşama kaidelerini vermektir...



Rüşvet, haksız bir menfaat sağlamak için yetkili kişilere çıkar sağlamak, iş gördürmek gâyesiyle yetkili bir kimseye gayrimeşru olarak verilen para, mal vesâir menfaat ve faydalardır. Rüşvet ile, ya hak edilmeyen bir menfaat ele geçirilmekte veya başkasının hakkına tecâvüz edilmektedir. Rüşvet, devlete, kişinin çalıştığı şirkete karşı işlenen suçlardan biridir. Yüz kızartıcı bir fiildir. Görevlinin kendisine verilen vazîfeyi kötüye kullanmasıdır. Rüşvetle elde edilen kazanç, insanların yüz karasıdır. Rüşvet, haksız kazanç yollarından biri olduğu için bütün dinlerde günâh idi. Çünkü dinlerin gayesi, insanların dünyada ve âhirette, rahat ve huzur içinde yaşama kaidelerini vermektir. Bu kaidelere uyan insanlar, toplumlar her zaman rahat ve huzur içinde yaşamışlardır. Fertlerin ve toplumun zararına olan, rüşvet ve benzeri zararlı işleri yapanlar ise dünyada rahat edemedikleri gibi âhirette de rahat edemeyeceklerdir. Hak etmeden haksız olarak alınan para, mal sebebiyle kişi bir müddet için rahat eder gibi görünürse de bu maldan hayır görmesi mümkün değildir. Bu mal çok fazlasıyla sıkıntılı bir şekilde daha dünyada iken kendisinden çıkar. Âhirette çekeceği sıkıntılar ise, dünyadaki sıkıntılar ile mukayese edilemeyecek derecede büyüktür. Bunun için rüşvet almak da, vermek de dînimizde büyük günâhtır. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde, “Rüşvet alan da, rüşvet veren de Cehennemdedir” buyurdu. Rüşveti almak da, vermek de suçtur. Alan da, veren de suç işlemiş olur. Rüşvet, sosyal bir hastalıktır. Toplumda rüşvetin yayılması, devleti zaafa düşürmekte ve vatandaşların kendisine olan îtimâdını yok etmektedir. Bu ise, devlet otoritesinin yıkılmasına, idârede başıboşluğun alıp yürümesine, anarşinin başgöstermesine sebep olmaktadır. Rüşvet, devletin, vatandaşları üzerindeki hükümranlık hakkını zedelemekte, âdil kararların verilmemesine yol açmaktadır. SOSYAL BİR HASTALIK!.. Devletin, kamu hizmeti görmeleri ve kendisinin himâyesine sığınmış vatandaşlarına yardımcı olmaları için tâyin ettiği ve birtakım kânûnî yetkiler verdiği memurların ve diğer idârecilerin rüşvet almaları, vatandaşların devlete olan güvenini sarsmakta ve adâlet mercii olan mahkemelerde verilen kararlara şüpheyle bakılmasına sebep olmaktadır. Türk Cezâ Kânununda rüşvet devlet idâresi aleyhinde işlenmiş suçlar arasında sayılmıştır. Rüşvet aldığı sabit görülenler, fiilin durumuna göre 3 yıl ila 10 arasında hapis cezası ile cezalandırılmaktadırlar. Kötü olan bir şeye her ne şekilde olursa olsun, yardımcı olan o suça ortak olmuş olur. Rüşvetle kazanç temin etmek, alana verene de hattâ aracılık yapana da haram edilmiştir. Gasbedilmiş malı ve zulüm, hırsızlıkla alınan ve rüşvet, fâiz, kumar ücretleri ve diğer hıyânet yollarından birisiyle ele geçen kazancın yenilmesini ve başkalarına yedirilmesini yasak etmiştir. Rüşvet de dâhil haksız kazancın her çeşidi dinimizde yasaklanmıştır. “BU, BEYTÜLMÂLINDIR!” Allahü teâlâ, Bekara sûresi 188. âyetinde meâlen; “İnsanların mallarından bir kısmını bile bile, günâh işleyerek ele geçirmek için, iş başındakilere yedirerek mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin!” buyurmuştur. Mahkemelerde, rüşvet verilerek haksız hükümlerin çıkarılmasına sebep olanı, Peygamberimiz lânetlemiş bedduâ etmiştir. Hadîs-i şerîfte; “Hüküm vermede, rüşvet verene ve alana, Allah lâ’net etsin!” buyuruldu. Bir görevlinin hak sâhibinin bir hakkını araştırması ve bir işini yapması karşılığında hediye, ücret alması, dînimizde de yasaktır. Çünkü bu bir rüşvettir. Peygamberimizin zekât toplamak için gönderdiği bir memurun, dönüşünde; “Bu beytülmâlındır (hazînenindir), şu da bana verilen hediyedir” demesine karşılık, Resûlullah efendimiz; “Eğer doğru söylüyorsan, git, anne-babanın evinde otur ve bu hediyeler sana gelsin, görelim!” buyurdu ve böylece memura ancak rüşvet düşüncesiyle hediye verilebileceğini anlatmak istedi...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT