BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ses kaydı no: 1253

Ses kaydı no: 1253

Yine bir ses kaydı.. Kayıt numarasını ben verdim. Bini çoktan geçti. Biz aylarca “irtica ile eylem planını kim hazırladı”yı tartışırken, imza ıslak mı değil mi, makineyle mi atıldı elle mi derken, dönemin genelkurmay başkanı, kâğıt parçası demişken... Masal gibi oldu ama devamı şöyle:



Yine bir ses kaydı.. Kayıt numarasını ben verdim. Bini çoktan geçti. Biz aylarca “irtica ile eylem planını kim hazırladı”yı tartışırken, imza ıslak mı değil mi, makineyle mi atıldı elle mi derken, dönemin genelkurmay başkanı, kâğıt parçası demişken... Masal gibi oldu ama devamı şöyle: O dönemde karargâhta çalışan bir albaya ait olduğu söylenen kayıtta, albay; O planı biz hazırladık. Benim de dahlim var. Karargâh işin içinde. O taslak çalışmayı Taraf’a sızdıranları tespit edip kıyım yapmak lazım. Sızmayı önlemek için de hücre tipi çalışmaya geçmek lazım, diyor. Acaba Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, barolar, sendikalar, muhalefet, kanun, anayasa, STK’lar ne diyor. Mukayese Acaba Suriye’de yaşayanlar mı daha mutlu Türkiye’de yaşayanlar mı? Artık refah seviyesinin tespitinde kullanılan kriterlere çok itibar etmiyorum. Yok milli gelirmiş.. Bin kişiye düşen internet sayısıymış.. Eğitime ve adalete milli gelirden ayrılan paymış.. Kriterler sizin olsun.. En uç örnek Suriye. Üstelik orada azınlığın çoğunluğa tahakkümü var. Bir nevi light diktatörlük var. Bunları da dikkate alarak soruyorum. Onlar mı daha mutlu biz mi? Ben onların daha mutlu ve rahat olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede insanı yoran bir şeyler var. Ben bu anlamda mert diktatörlükleri tercih ediyorum. Uymak dikkat etmek zorunda olduğunuz tek şey adamların rejimi ile uğraşmayacaksınız. Bu tek şartı yerine getirenlerin diğer işlerine karışmıyorlar. Kimse usul üzerinde konuşmuyor. Belki bizim ülkemiz bu bölgede değil de kenarda köşede bir yerde olsaydı.. Kimse bizimle uğraşmaz, bizi dertlerimizle baş başa bırakırlardı. Biz de iç dengelerimizi ekolojik denge misali kurardık. Ölenler kalanlar, asılanlar, ezilenler, zulüm görenler, zulme uğrayanlar olurdu ama kısa zamanda denge kurulur, sular durulurdu. Şimdi bu bölgede herkesin menfaati var, herkesin müdahalesi var, sadece bir tarafa yanaşmak da bizi kurtarmıyor. Mücadele hep devam ediyor, biz de arada eziliyoruz. Mücadele bildik usullerle devam etmiyor. Bildik usul nedir? Aleni diktatörlük. Başınıza bir adam tayin edilir. Burada hukuk, kanun, anayasa, yok.. Hepsi benim.. Benim keyfimdir denir, herkes de diktatörün keyfine göre pozisyon alır. Bu bile rahatlıktır. Ama demokratik görüntü altında insanların zapt-ı rapt altına alınması iki tarafı da yoruyor. Aleni diktatörlükten daha yorucu oluyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT