BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilmiyorum o pakette ne vardı?!.

Bilmiyorum o pakette ne vardı?!.

“Her konuşmasında minik şen kahkahacıklar atıyor, ‘hallederiz şekerim. Tamamdır tatlım...’ gibi konuşuyordu. Geri dönüşte yaptığı telefon konuşmasında şüphelendim. Çok da pişman oldum... Ama başıma bir iş gelmesinden korkup farkında değilmiş gibi yaptım. Bir daha da o kadınla görüşmedim.”



Kızımı okula gidip getirirken tanışmıştık. Çok şık giyinen bir hanımdı. Öğrenci velisiydik. Çocuklar sınıf arkadaşı olduğu için biz de merhabalaşıyorduk. Her göz göze geldiğimde kibar bir şekilde halimi hatırımı soruyordu. Mütevazı biriydi. Son model bir cipe biniyorlardı. Hem de 150-200 bin liralık... Doğrusu etkilenmiştim. Onca varlığa rağmen, beni ve kızımı küçümsemiyor olması hoşuma gidiyordu. Çevremden biliyorum. Oturduğumuz sitede nice kapı komşumuz var. Hiçbiri burnundan kıl aldırmaz. Öyle lüks bir cipi olacak... Modadan giyinecek.... Sonra dönüp benim gibi orta halli insanlara “merhaba” diyecek... Hadi canım sen de... Nerede görülmüş?.. O gün okulun kafeteryasında karşılaştık. Daha okulun dağılmasına 15-20 dakika vardı. Merhabalaştık. Elimde neskafe vardı. Kendisine de ikram etmek istedim. Kırmadı. Bir tane de ona aldım. -Çok zahmet oldu... -Aşk olsun lafı mı olur. Ama enteresandı. Cep telefonu iki de bir çalıyordu. Her defasında “affedersiniz” diye izin alıp konuşuyordu. O kadar kibar yani... Hep de canımlı cicimli... Her konuşması kibar, tane tane... “Hallederiz şekerim. Tamamdır tatlım” gibi sözler. Hiç çalmayan telefonuma küsesim geldi. Niçin beni kimse aramazdı. Komplekse bile girdim. Derken benden aynı kibarlıkla bir istekte bulundu. Arabasını bakıma vermiş de... Bir saatliğine bir yerden minik bir paket alıp bir adrese gidecekmiş. -Beni arabanla götürür müsün, dedi. A böyle nazik bir insan hiç reddedilir mi? “Elbette” dedim. Çocukları eve bıraktıktan sonra birlikte dediği adrese doğru yola çıktık. Nereye gittiğimizi bilmiyordum. Ben direksiyonda, o da yanımda... -Şuradan dönelim... Şuradan sağa girelim... Az ileride ışıklardan sola... Derken hiç bilmediğim, bir daha asla bulamayacağım değişik bir yerlere gittik... -Siz burada bekleyin hemen geliyorum, dedi. Birkaç dakika dediği bir yarım saati buldu... Artık iyice sabırsızlanmıştım ki elinde paketle geldi. Paketi arabanın bagajına koydu. Arabaya bindik. Onun tariflerine göre oradan çıkıp ana yoldan tekrar değişik bir yerlere gittik... Bir tuhaf olmuştum ama bu kibar ve nazik insana ayıp olmasın diye sabrediyordum. Hem varlıklı, hem nazik, hem bana değer veren biri... Bir kerecik işi düşmüş, onda da burun kırın edersem hiç olur mu? Meğer o beni çoktan çözmüş... Benim böyle düşüneceğimi zaten biliyormuş. Bunlar hepsi profesyonel uygulamalarmış... Geri dönüşte yaptığı telefon konuşmasında “ilgisiz biriyle hallettim” deyince şüphelendim. Çok da pişman oldum... Ama başıma bir iş gelmesinden korkup farkında değilmiş gibi yaptım. Bir daha da o kadınla görüşmedim. Zaten ertesi sene de yeni evimize taşındık. Bir daha mı tövbe... Kim olduğunu bilmediğim bir kimseyi ne arabama alırım, ne de kimsenin arabasına binerim... Aradan yıllar geçti... Kızım üniversiteyi bitirdi... Ama o enteresan kuryeliği unutamıyorum. Bilmiyorum o pakette ne vardı? Belki esrar belki eroin, belki sıradan bir paket? Ama şimdi düşünüyorum. Öyle varlıklı bir kadın, aracı serviste olsa bile kendisine araç istemez mi? Bir paketi varsa kurye firmalarına havale etmez mi? Hiçbir şey olmasa bile bir ticari taksi tutmaz mı? Niçin benim gibi bir öğrenci velisinin arabasını kullansın? Galiba kendileri lüks hayat yaşarken, şüpheli veya kaçak işlerini, bizim gibi “bir merhabaya yüz veren” insanların aracını kurye gibi kullanarak hallediyorlardı. Özlem Yılmaz-İstanbul > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT