BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kâbe’nin tarihi
bu müzede

Kâbe’nin tarihi
bu müzede

Hacı adaylarının ziyaret ettiği mekânların başında gelen Kâbe-i Muazzama Müzesi’nde Kâbe’de eskiyip, yerine yenisi konulan malzemeler sergileniyor.



TÜRKİYE KUTSAL TOPRAKLARDA OSMAN SAĞIRLI MEKKE’DEN BİLDİRİYOR EN KIYMETLİ ESERLER MÜZESİ Kâbe-i Muazzama’da Osmanlı zamanında kullanılan taş oyması Çar-ı Güzinler, eski Kâbe kapıları ve örtüleri Mekke’deki özel bir müzede sergileniyor. Hem maddi hem de manevi değeri oldukça yüksek eserlerin sergilendiği yüksek güvenlikli müzeyi, sınırlı sayıda ziyaretçi gezebiliyor. Mekke-i Mükerreme’de hacı adaylarının ziyaret ettiği mekânların başında Kâbe-i Muazzama Müzesi geliyor. Kâbe’de eskiyip, yerine yenisi konulan malzemeler bu müzede saklanıyor. Kâbe-i Muazzama’nın Osmanlılar zamanında kullanılan ahşap minberi, Hacer’ül Esved’in bakırdan yapılmış, kenarı yırtık muhafaza kabları, Makam-ı İbrahim’in pirinçten eski muhafazası, Memluk (Mısır) Sultanı Berkok zamanından kalma taş kitabeler, Osmanlı döneminde 3. Murat Han’ın yaptırdığı taş oyması, Allah, Muhammed ve Çar-ı Güzin lafızları, eski Kâbe Kapıları ziyaretçiler tarafından hayranlıkla seyrediliyor. ESKİ KÂBE KAPILARI En fazla ilgiyi ise Kâbe-i Muazzama’dan çıkan eski kapılar çekiyor. Osmanlı ve Memluklu yapımı özel çalışılmış eski Kâbe kapıları, bütün ziyaretçilerin hatıra fotoğrafı çektirdiği objelerin başında yer alıyor. Eski Zemzem kuyusu etrafındaki demir muhafazalar da yine müzede saklanıyor. Kâbe’de bulunan Osmanlı zamanından kalma güneş saati, minare ve kubbe alemleri de Türkleri hatırlatıyor. Ziyaretçileri tarihe götüren objelerden birisi de duvarları süsleyen eski Kâbe-i Muazzama fotoğrafları oluyor. Orijinali İstanbul’da olan Hazreti Osman’a ait el yazması Kur-an’ı kerimin fotokopisinin de olduğu çok sayıda eser yer alıyor. Osmanlı zamanından kalan fotoğraflarda Kâbe-i Muazzama’nın 120 yıl öncesine kadar ne şekilde olduğu gözler önüne seriliyor. Kâbe-i Muazzama’nın içerisinden ve çevresinden çıkartılan mermer sütunlar da müzenin bahçesini süslüyor. Müzede Peygamber Efendimizin’in kabrinin bulunduğu Mescid-i Nebevi’den çıkartılan mihrab çerçeveleri, caminin bahçesindeki eski tip lambaların çerçeveleri de yer alıyor. Türkiye’nin yanı sıra Endonezya, İran, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin hacı adayları, müze ziyaretlerini gruplar halinde randevulu sistemle yapabiliyorlar. KÂBE İMAMI HALİT EL- GAMİDİYİ: Türk hacı adaylarını çok seviyoruz Cüneyt Bitikçioğlu MEKKE Mekke-i Mükerreme’de Kâbe imamı Dr. Halit El Gamidiyi, Türk hacılarına hoş geldin gecesine katılarak gazetemize açıklamalarda bulundu. Mekke-i Mükerreme’de bulunan hacı adaylarının bulundukları bölgenin yüce Rabbimizin en sevdiği mekân olduğunu hatırlatarak, ‘Bu mekânda yapılan ibadetlere kat ve kat sevap veriliyor. Şu anda Zilhicce ayının içinde bulunuyoruz. Bulunduğumuz ay da mübarek bir ay olduğu için yapılan bütün ibadetlerin sevapları katlanarak yazılıyor. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi bu beldeyi bize yüce Rabbimiz sevdirmiştir. Bu yaptığınız hac yolculuğu dini bir vecibedir. Onun için bizlerin ve Mekke halkının sizlere hizmeti bir velinimettir. Bu hizmeti ne kadar artırırsak Allahü teala bize o kadar sevap verir’ dedi. Ayrıca Türk hacı adaylarının çok sıcakkanlı ve sevecen olduklarına dikkat çeken İmam Gamidiyi, ‘Türk halkından çok sıcak bir ilgi görüyoruz. Bu sıcak ilgiyi yüce Rabbimiz bize veriyor. Rabbimden ümit ediyorum ki bu sıcaklığı daha artırır ve iyice birbirimize kenetleniriz’dedi. MEKKE’DEKİ TÜRK OKULU Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde bu sene eğitime başlayan Türk okulunun kütüphanesi gönüllülerden kitap bekliyor. Konuyu okulu gezen gazetecilere aktaran Okul Müdürü Ethem Has, Türkiye’den Mekke’ye umre ve hac için gelenlerden yanlarında birkaç kitap getirip Mekke Din Ateşeliği’nin vasıtasıyla okula ulaştırmalarını istedi. Ethem Has, “Mevzuat gereği okulların 2 bin 500 metrekarelik alana sahip olması gerekiyor. Daha merkezi bir bölgede böyle boş bir alan bulabilirsek boş arsayı kiralayıp TİKA marifeti ile prefabrik okul yapılabilecek’ dedi. Suudi Arabistan’da Cidde, Riyad, Mekke, Medine ve Taif’de olmak üzere 8 Türk okulu Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ve Riyad Büyükelçiliğine bağlı olarak hizmet veriyor. Notlar MEKKE - ORHAN KELEŞ Kâbe bütün Müslümanların kalbi Sade olduğu kadar dünyanın en kutsal yeri. Mekke’nin merkezinde bulunan Kâbe... Yorucu bir seyahatten sonra ve ben oradayım. Mekke’deyim. Kâbe bana çok yakın... Kaldığımız otele yerleştikten sonra bir araçla Kâbe’yi ziyaret için yola çıkıyoruz. Benimle birlikte yine TGRT HABER TV’den İsmail Mahnoli Abi, İhlâs Haber Ajansı’ndan Dursun Şahin (Kaptan) ve İrfan Altıkardeş ile Türkiye Gazetesi’nden Osman Sağırlı. Dev binaların arasından geçerek yine bir dev binanın önünden Kâbe’ye doğru yürümeye başlıyoruz. Çok karışık duygular içindeyim. Ayaklarımı hissetmiyorum sanki. Duvarların ötesini görmeye beni kendimden geçirecek blok taşlarla örülü o kutlu yapıyı görmek istiyorum. Arkadaşlarım daha önce geldikleri için bütün dikkatleri benim üzerimde... Kâbe’yi ilk defa görmek ve akabinde yapılan dua zihnimde. O kadar yüklüyüm ki! Hiçbir yere bakmayacak, Kâbe tam karşımda durunca başımı kaldırıp, “Beytullah”ı yani “Allah’ın Evi”ni görecektim. Kâbe’nin bir numaralı kapısından içeriye adımımızı attık. Daha içeri girer girmez, tertemiz bir mermerin üzerinde yalınayak yürümenin hazzını alıyorum. Osman Sağırlı’nın komutlarını dinleyerek, kalbimdeki heyecanı da bastırmaya çalışıyordum. Konuşmaya başlayınca “tamam geldik, bak Orhan” diyecek diye beklerken, “Az kaldı, çok yakınız, başını kaldırma” şeklindeki ikazları heyecanımı daha da artırıyordu. Düz gittiğimiz bir koridorun sonunda merdivenlerden aşağı indik. Biraz daha gidip ikinci bir merdiven daha indikten sonra eli omzumda olan Osman’ın, “Tamam Orhan geldik. Kâbe-i Muazzama önünde! Başını kaldırabilirsin” demesi bütün hücrelerimi durdurdu âdeta. Başımı kaldırdığımda yer gök sessizliğe bürünmüş, hiçbir şey duymuyordum artık. Mekke’nin merkezinde bulunan Kâbe, kalbimin merkezi olmuştu. Kendimle baş başayım. İlk insan ve ilk Peygamber Âdem Aleyhisselam ile Havva annemizin melekler ile birlikte yaptığı kutsal mekân tam karşımda duruyor. Ne kadar zaman geçtiğini bilemiyorum. Beni uyandıran sonradan fark ettiğim ve yanı başımda beliren görevlinin sesi oldu. Dua etmem lazım daha... Yılların yükünü burada bırakmam lazım. Yanımda, beni bekleyen Osman’ın görevliye susması konusunda ısrarını duyuyordum. Görevliye bir şeyler anlatıyor, biraz daha o hâlde durmamı istiyordu. Hayatla ölüm, fani bir gökkubbenin altında duamı bitirdikten sonra, hafiflemiş bir şekilde tavaf için arkadaşlarımın yanındaki yerimi aldım. Girdaptaki aşkın hareket hali için İsmail Abi’nin bana nelerin yapılması gerektiğini anlatmasından sonra da, kalabalığa karışıp onların arasında yok oldum...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT