BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Alex’ten spor medyasına şamar!

Alex’ten spor medyasına şamar!

Yine Alex yaygaraları vardı Eskişehirspor maçından sonra... Tamam, iyi işler yaptı Brezilyalı... Nasıl yapmasın ki...



Yine Alex yaygaraları vardı Eskişehirspor maçından sonra... Tamam, iyi işler yaptı Brezilyalı... Nasıl yapmasın ki... Her topu alışında, hem de koşarak olmamasına rağmen, en yakın Eskişehirsporlu beş metre uzağında idi... Neyse ki Alex muhteremleri benim görüşüme imza atarcasına ve malum spor medyası zevatını madara edercesine yaptığı açıklamada, arkadaşlarını övdükten sonra şu gerçeği itiraf etti: “Buraya gelen takımlar hep kapalı ve sert oynuyor. Eskişehirspor’u tebrik etmek istiyorum. Buraya top oynamaya gelmişler...” Yani diyor ki, buradan gitse ülkesinden 500 bin dolara oynayacak olan, dolayısıyla da “Sonuna kadar Fenerbahçe” açıklaması yapan Alex, “Beni rahat bıraktılar, onların sayesinde istediğim gibi at koşturdum.” Haberiniz olsun ey rakipler! Lütfen! TRT hesap bilmiyor mu? A.Gücü-F.Bahçe Türkiye Kupası maçını TRT’den anlatan spiker kardeşim sık sık F.Bahçe’nin 9 eksikle oynadığını vurgulayıp durdu. Volkan, Lugano, Alex, Emre‘den başka sahada önceki akşam yer alan F.Bahçelilerden hangisi ideal takımın oyuncusu değildi? Caner mi, Semih mi, Dia mı, Gökhan Gönül mü, Yobo mu, Dos Santos mu, Cristian mı, Stoch mu, hatta hatta Kazım mı? Anlaşılan bazı spikerlere bir de hesap makinesi gerekiyor. Schuster intihara teşebbüs etti! Beşiktaş, Kasımpaşa maçının ikinci devresine döndüğünde yapılmış değişiklik yüzünden feryat etmişim... Evden uyardılar, etrafa ayıp oluyor diye... Yahu Herr Schuster, Aurelio çıkar mı? Sen ilk yarıyı haybeden mi izledin? Kasımpaşa’nın çok koşan orta sahasının az iş üretişine kim engel oldu ki ilk yarıda? O adam çıkınca o orta sahanın maçı senin üzerine yıkabileceğini görmedin mi? Hem de Necip ve Fink kenarda otururken... Siz bir alemsiniz Şansal ve Denizli! Şimdi yazacaklarımın farkına varmamış olabilirsiniz. Ancak ne var ki bizim meslekten olmayışınız nedeniyle ben size açayım. Yayıncı kuruluşun Maraton’un da Şansal Büyüka, Markus Merk‘e dönüp demez mi, “Bizde böyle Markus... Maç 7-6 bile bitse hakem konuşulur ön planda...” Yahu üstat; Sen Erman Hocanla 15 sene ne sattın ki millete? Ya Denizli Hoca? Schuster‘i eleştirirken, “Her maç bu kadar kadro değiştirilir mi?” demez mi? Yahu falcı (!) hoca; Sen ne yapardın ki Beşiktaş’ta, orada, burada? Anlaşılan o ki millet ayna kullanmayı sevmiyor... Yiyen yiyor ya... Afiyet olsun! Kâtip hocalar! Şu işi anlayamadım gitti. Bu, galiba Hollanda tarzı bir iş... Kulübedeki teknik direktörler, yani Hollanda eğitimli veya bu ülkenin insanı olanlar, ellerinden kalemi, kağıdı düşürmüyorlar. Top oyundayken gözleri kağıtta, parmaklarından yazı döküp duruyorlar... Hollanda tedrisli Şota da bunlardan biri... Keşke sahaya bakıp takımı on kişi oynatan Moritz’i 75. dakikadan önce görebilseydi! Allah’tan bu oyuncu topu kaptırıp kontradan golü yedireceğini görünce sakatlanıverdi (!) İlahi Ömer Söztutan! Bizim gazetenin en şık köşelerinden birinin sahibi olan Ömer Söztutan, spor programlarını feci yakından izler, maçları da öyle... Tutmuş bu defa Ertem Şener‘in son anlatımından pasajlar çekmiş sütununa... Ah Sevili Ömer; aslında bu ekran bülbülleri için köşenin tamamını ayırsan, işe yaramaz. Çünkü en üstte dinleyen kim, daha doğrusu işten çakan kim? Ayıp oluyor gençler! Haberturk’ün spor ekine, geçenlerde bir göz atarken, gözlerim yere düşüyordu az kalsın... Ozan Şişli isimli kardeşimiz, yazısının bir yerinde “Bursasporlu Turgay’ı yeni Hakan Şükür olarak lanse etmiştim” gibi bir cümle kullanmış. Destur! Çarpılırsınız valla! Bu ülkede Hakan Şükür‘ün kramponlarının bağı kadar bir uç adamı var mı ki? Ayıp oluyor beyler... Hagi’nin garip sözleşmesi! Yok yok, Hagi‘nin sözleşmesindeki paradan, puldan söz etmeyeceğim. Ama her oyunda savunmaya en yakın oynayan Cana ve kenarlarda oynayan oyuncuların (Misimoviç ve Elano’nun Fenerbahçe maçında olduğu gibi) değişmesi gibi bir madde var galiba...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT