BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seni çok özledik Tonton Amca

Seni çok özledik Tonton Amca

Tonton haliyle ve o kadife sesiyle sevgili Cumhurbaşkanımızın; “Açık seçik söylüyorum! Bizim iktidarımızda millet, devlet kapısında horlanmayacaktır.



Seneler ne çabuk geçiyor değil mi sevgili okuyucularım? Tonton haliyle ve o kadife sesiyle sevgili Cumhurbaşkanımızın; “Açık seçik söylüyorum! Bizim iktidarımızda millet, devlet kapısında horlanmayacaktır. Memurlarımız, halkımıza bugün git, yarın gel demeyecektir. Milletin beyanı esas kabul edilecektir. Bu devlet, bugüne kadar kendi halkına, halkının beyanına inanmadı, itibar etmedi. Üç-beş sahtekârın yalan beyanları yüzünden koca bir millet yalancı ve sahtekâr addedildi. Benim milletim yalancı, sahtekâr değildir. Yalan beyanda bulunan sonucuna katlanır. Devletin görevi de o sahtekârları, yalancıları yakalamaktır. Yoksa koca bir milleti sahtekâr saymak değil!..” Sahi, bu büyük millet, devletinden ne kadar kopuk değil mi sevgili okuyucularım? Hâlâ, milletin beyanı esas kabul edilmiyor. Ne acı! Bu büyük millet, neden göğsünü gere gere, “Benim ne güzel devletim var!” demiyor, diyemiyor? Devlet kapısı bekçi, polis, belediye ve hastanede hademeden tutun hekimlere, başhekimlere, zabıtadan reis muavinine ve belediye reisine kadar, her türlü memur ve amir, hep çatık kaşlı olmuştur. Vatandaşı terslemiş, derdini dinleyip anlamadan huzurundan kovmuştur. Bu yüzden yeni yeni meslekler türemiştir: İş takipçileri!. Vatandaş, canını veya malını koruyabilmek için iki yolu tercih etmiştir: Ya, serserilik ya da rüşvet!.. Adamını bulmadan işin görülmediği yegane demokratik ülkeyiz dersem, abartmış olmam. Bu ne menem demokrasi ise, ferdin şahsiyet ve hak sahibi olabilmesi için, mutlaka güçlü (paralı) olması gerekiyor! Tonton Amca, bize kimsenin vermediği bir şeyi verdi ama, kimse bunun farkında değil! Türkiye’yi dışa açtı. Türk insanı dünyayı gezdi, gördü ve tanıdı. Kanunları çiğnemek pahasına özel televizyonları kurdurdu! Onun; “Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz!” sözünü çok kimse anlamadı, anlayamadı! Hâlâ da anlayamayanlar var! Ona alışamayanlar olduğu gibi!.. Kanunlar mı millet içindir; millet mi kanunlar içindir? Bir kanun eskimiş; köhnemişse, milletin huzuru ve refahını sağlamıyor veya herhangi bir ihtiyacına cevap vermek şöyle dursun; milletin elini kolunu bağlıyorsa, zaman ve teknoloji o kanunu silindir gibi ezip manasız, hükümsüz ve geçersiz kılmışsa, ona körü körüne bağlanmanın manası var mı? Bağnazlık değil mi bu? Onlara “Tabu” derdi rahmetli ve bir çoğunu yıktı. Biz, merhum Özal’a kadar, paramızı kanunla koruduğumuzu zannettik. Onun zamanına kadar, hemen bütün yabancı mallar ya yasak, ya da karaborsa idi! Özal’la beraber, dünyanın gelişmiş ülkelerinde ne varsa Türkiye’de de oldu. Kuralları tam değilse de, mal ve hizmet konusunda hiçbir şeye aç değiliz artık. Özal bir yol açtı. Dünyaya açılan bir yol... Piyasalarda yaprak kımıldamadığı, milletin ağzını bıçak açmadığı şu perişan ortamda bile, Özal’ın kredileri ile yaşıyoruz! Onlarca işadamını uçağına alır, yabancı ülkelere gider, onlar adına işler bağlardı. Bağnazlar, zaman tünelinde kalanlar bunu bile anlamadı. Özal, bize ticareti öğretti... İç ve dış siyasette aktif olup gündem belirleyen adamdı Özal. Özal yaşasaydı Türkiye böyle mi olurdu? Bakınız; devletin karşısında hâlâ saygın vatandaşlar değilsek, Özal öldüğü içindir! Özal’dan sonra bunu dillendiren tek bir siyasetçimiz var, bakalım o fırsat bulabilecek mi? Ya Kosova?... Ah! Bilsen, seni ne çok özledik Tonton Cumhurbaşkanımız! Nur içinde yat...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT