BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Humus’taki mahzun sahabe Hazreti Vahşi

Humus’taki mahzun sahabe Hazreti Vahşi

Vahşi, Hazret-i Hamza’yı şehid etmişti. O yüzden hayatı boyunca hep mahzundu. Ta ki Yemame’de yalancı peygamber Müseyleme’nin bağrına mızrağı saplayana kadar.



YAZI DİZİSİ ŞİMDİ DAHA YAKIN: SURİYE -5- İNAN ARVAS inan.arvas@tg.com.tr RESULULLAHA DOYA DOYA BAKAMADI Biri Resulullah Efendimizin çok sevdiği azatlı kölesi Hazreti Sevban diğeri Hazreti Hamza’yı şehit ettikten sonra imanla şereflenerek büyük bir fitne olan Müseyleme’yi öldüren Hazreti Vahşi. Sahabenin büyüklerinden olan bu mübarek zatlar bir apartman dairesinin giriş katı gibi duran bu yerde yatıyor. Fakat hakikat şu ki, kabirleri mahzun görünse de onlar Cennette en yüksek derecelere sahip olacak en büyük Cennet köşklerinde oturacaklar... BAŞI ÖNÜNDE YÜRÜRDÜ Vahşi, Hazret-i Hamza’yı şehid etmişti. O yüzden hayatı boyunca hep mahzundu. Başı önünde hep eğik yürürdü; taa ki Yemame’de yalancı peygamber Müseyleme’nin bağrına mızrağı saplayana kadar... Hazreti Vahşi denince herkesin aklına çağrı filmindeki köle geliyor... Ama sonra Müslüman oldu, sahabe-i kiram efendilerimizle omuz omuza saf tuttu... Elbette mahcuptu, mahzundu. Mescitte sütunların arkasına gizlenir, Resulullah Efendimizi dinlerken ortaya çıkmazdı. Bazen göz ucuyla bakar, Fahr-i âlem’in gül cemalini görünce hıçkırıklarına gem vuramazdı. Mızrağı bu DEFA küffara salladı Yemame’de yalancı peygamber Müseyleme’yi öldürürsem ancak o zaman Resulullah Efendimizin yüzünü görebilirim” diyordu. İkrime radıyallahü anh komutasındaki İslam ordusuna katılıp Yamame’ye geldi. Yalancı ve kibirli Müseyleme kale duvarına çıkmış, “Bana hiçbir silah tesir etmez, çünkü ben Peygamberim” diye askerlerine sesleniyordu. Hazreti Vahşi, Hazret-i Hamza’yı şehid ettiği mızrağı ile nişan aldı. “Bismillahi Ya Allah” diyerek tüm gücüyle fırlattı. Ağzı köpüklü Museyleme ne olduğunu anlayamadı, güya zırhlıydı ama mızrak göğsünden girdi, sırtından çıktı. Vahşi radıyallahü anh bağırıyordu. O’nu gördüm O’nu gördüm. Sordular “kimi gördün ey Vahşi” -Resulullah Efendimiz’i Hazreti Hamza ile birlikteydiler, tebessüm ettiler bana! Hazreti Sevban’la yan yana Hazreti Vahşi daha sonra Şam’a 170 km mesafedeki Humus’a yerleşiyor. Yıllarca dini yayarak burada vefat ediyor. Hazreti Vahşi’nin kabrine gitmek için daracık sokaklardan ilerliyoruz. Sonra cami mi yoksa ev mi belli olmayan bir yere geliyoruz. Kabir nerede diye merak ediyoruz, meğer caminin içindeymiş. Türbe çok küçük. Bu daracık yere 4-5 insan anca sığıyor. İki kabir var. Biri Hazret-i Vahşi, biri de Efendimizin aşığı, onsuz bir saniye bile yapamayan azatlı kölesi Sevban (radıyallahu anh). Hazret-i Vahşi hep mahzundu, inanır mısınız kabri de öyle. Bir mahzunluk var... İnsanın içini yakan... SeyfullaH Halid Bin Velid İslam ordularının büyük komutanı Halid Bin Velid Hazretlerine geliyoruz. Türbe büyük bir caminin içinde, ismi Halid bin Velid Camii. Osmanlı yapısı, Abdülhamid Han cami için masraftan kaçmıyor. Suriye’deki birçok cami gibi onun da büyük bir avlusu var, çocuklar güvercin kovalıyor. Avluda mermer bir levha üzerindeki yazı dikkatimizi çekiyor. “Çok savaşlar gördüm. Bedenimde yara almadık bir karış yer kalmadı. Ama şimdi yatağımda ölüyorum. Halid bin Velid” Camiye giriyoruz işte karşımızda Resulullah Efendimizin yiğit komutanı. Güzel bir koku yayılıyor etrafa. Türbenin üstünde “Müşriklere karşı sıyrılıp çekilen kılıç, Halid bin Velid” yazıyor. Caminin öbür köşesinde de Hazreti Ömer Efendimizin oğlu Ubeydullah bin Ömer yatıyor. Nohudun ana vatanı Humus şehri Şam’dan daha yeşil. Daha serin bir havası var. Şehir ismini nohuttan alıyor, Humus Türkçe nohut. Hani şu tahin ve nohuttan yapılan meşhur Humus yemeğinin vatanı. Burada Türkmenler yoğun olarak yaşıyor. Yanından geçtiğimiz bir kabristanda 300’den fazla sahabenin yattığını öğreniyoruz, ne yazık ki yerleri kaybolmuş. Humus turizm bakımından pek emare gösteremiyor ama endüst-risi çok gelişmiş. 3 milyondan fazla nüfusa sahip. Suriye petrollerinin ihraç edilen büyük kısmı Humus’tan çıkıyor. Suriye’nin en ucuz şehriymiş, öyle diyorlar... Allah yardım edince Humus’tan güzel hatıralarla ayrılarak Malula’ya geliyoruz. Malula “geçit yeri” anlamına geliyor. Hazreti Meryem oğlu Hazreti İsa ile birlikte burada 16 yıl yaşıyor. Yahudiler Hazreti Meryem annemize iftira atıyor onu ve oğlunu öldürmek istiyorlar. Hazreti Meryem Allah’a sığınıyor. Derken dağ yarılıyor ve Hazreti Meryem ile Hazreti İsa bu geçitten geçerek Yahudilerin elinden kurtuluyor. Şehir Mardin’in kopyası gibi. Hazreti İsa’nın lisanı ‘Aramice’nin konuşulduğu dünyadaki tek bölge. Şehirde 5 kilise ve 2 cami bulunuyor. Müslümanlar ve Hristiyanlar iç içe yaşıyor. Katilini affeden Halife Ömer bin Abdülaziz Son durağımız Halife Ömer bin Abdülaziz. Türbe yine diğerleri gibi caminin içinde. Fakat çok bakımlı. Kasabalı türbe ve camiye çok iyi bakmış. Her yer pırıl pırıl. Ömer bin Abdülaziz sadece iki sene halifelik yapmasına rağmen oldukça şöhret oluyor. O kadar adildi ki kendisine “2. Ömer” yakıştırması yapılıyor. Zaten Hazreti Ömer’in oğlunun torunuydu. Anlayacağınız büyük dedesinin yolundaydı. Malatya’yı Rumlara yüzbin esir vererek satın aldı. Adaleti o kadar sağlamıştı ki hiçbir husumet ve vakıa olmuyor. Ama onu çekemeyenler vardı. Kölesinin kanına girip efendisini öldürmesi için ona bin altın veriyorlar. Zehirlendiğini anlayan halife, kölesine, “Ben sana hiçbir kötülük yapmazken, sen bunu bana niye yaptın. Doğruyu söylersen sana ceza vermeyeceğim” buyuruyor. Köle çok pişman oluyor. Yalvarıp yakarıyor. Halife onu affediyor fakat zehrin etkisiyle yatağa düşüyor. Çok geçmeden vefat ediyor... HASILI KELÂM Geldik yine sona.. Şam ve çevresini anlatmaya sayfalarımız yetmez. Ancak bu kadar yazabildik. Suriye muhakkak görülmesi gereken bir coğrafya. Hele Şam, Humus, Hama, Halep, Lazkiye, Neve, Dara.. Hepsinin ayrı ayrı güzellikleri var. Vize problemi yok. Elinizi kolunuzu sallaya sallaya ister Hatay’dan ister Antep’ten otobüsle, isterseniz THY ile iki saatte gidebilirsiniz. Olur ki gittiniz; Bab-üs-sagir kabristanında sahabelerin, ehl-i beytin kokusunu içinize çekin. İhtimal, çocuğunuz Hazreti Bilal’in eşiğinde ezan okuyacaktır. Koyverin okusun, elleşmeyin... Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretlerinin kabri on dakikada geçilecek bir yer değil, programınız aksarsa aksasın, acele etmeyin. Dara’da Süleyman-ı Darani’de Neva’da İmam Neve-vi’de, Maarat-ül Numan’da, Muhyiddin-i Arabi hazretlerinde içli içli ağlayıp dua edenleri izleyin. Akşam çıkın Kassiyun dağına, gök gibi yıldızlanan Şam-ı Şerif’i seyredin. Ebu Derda, Dıhye-i Kelbi, Ebu Hureyre gibi sahabenin meşhurlarından himmet isteyin... Humus’ta Vahşi’nin mahzunluğunu, Halid’in heybetini, İkrime’nin kararlılığını hissedin. (Radıyallahü anhüm) Naneli limonata ve kara dut şerbeti için, nargile tüttürün, Şam fıstığı, Şam tatlısı yiyin. Ama unutmayın dönüş zamanı içinize hüzün çökecek. Demedi demeyin... - BİTTİ -
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT