BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İnşallah çocuğunuz doktor olmaz”

“İnşallah çocuğunuz doktor olmaz”

Köşenizde doktorların çilesini anlatan birkaç yazı okuyunca, bir hoş oldum. Üniversiteyi bitireli yirmi ayı geçmiş; referans (torpil)-deneyimsizlik-işveren fırsatçılığı üçgeninde hâlâ iş bulamamış ve nice yirmi işsiz ayları daha sükunetle bekleyen bir mühendis olarak, kendimi bir kenara bırakıp, bizden çok çok daha kötü durumlarda (!)



Köşenizde doktorların çilesini anlatan birkaç yazı okuyunca, bir hoş oldum. Üniversiteyi bitireli yirmi ayı geçmiş; referans (torpil)-deneyimsizlik-işveren fırsatçılığı üçgeninde hâlâ iş bulamamış ve nice yirmi işsiz ayları daha sükunetle bekleyen bir mühendis olarak, kendimi bir kenara bırakıp, bizden çok çok daha kötü durumlarda (!) hayat mücadelesi veren doktor kardeşlerimiz için üzülmeye başladım. Yakınlarımıza ‘Aman ha puanınızı heba etmeyin’ diye haykırıp, onları başta tıp olmak üzere sağlıkla ilgili tüm mesleklere teşvik ederken, doktorların da kendi yakınlarını tıptan uzak tutma çabaları bir yandan şaşırtıcı, bir yandan da bu iki cephenin tercihlerinin dengelenmesi açısından umut verici(!) Doktor vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Ateş düştüğü yeri yakar fakat bir de dönüp etraflarındaki yangınlara baksınlar. Fırsatçı işveren tarafından asgari ücretten de aşağı paraya çalıştırılan yeni mezun mühendisler, 900 lira maaşla günde 12 saat üç kişinin işini yapan mühendisler, 500 liraya dershanelerde iliği kurutulan öğretmenler ne yapsın? Evde diplomasını koyduğu yeri unutup, üç beş kuruşa mağazalarda çalışan gençlerimiz ne yapsın? Atandığını öğrenince çılgınca sevinen genç, tayininin doğuya çıktığını adı gibi biliyor. Ama ‘Şark Hizmeti’ yapacak olması onu korkutmuyor, işini yapabilecek olması mutlu ediyor. Onun TUS gibi bir derdi yok ama nice gencin hayallerini ertelemesine sebep olan bir KPSS’si var. Peki bu durumun tek sorumlusu kriz mi? KPSS mi? Hükümet politikaları mı? İş bulamayanın, atanmayı beceremeyenin hiç mi suçu yok? TUS’u kazanamayanın ne kadar suçu yoksa, onların da o kadar suçu yok. Sistem en güçlü olanı yaşatıp en zayıf olanı elemeye devam ettiği sürece, atanmış ama mutsuz doktor, pratisyen hekim, işsiz mühendis, atanamayan öğretmen olarak kalmaya devam edeceğiz. Daha yazacak o kadar çok şey var ki... En iyisi şöyle bitirelim. İnşallah çocuğunuz öğretmen olur da iptal olmayan bir KPSS sonucunda atanır. İnşallah çocuğunuz mimar-mühendis olur da sonu gelmez mülakatlardan sonra torpilli bir sürü insan arasından sıyrılıp, üç kuruşa beş kişinin işini tek başına yapmaya muktedir olur, ilk krizde de kapıya konmaz inşallah. Son olarak da inşallah çocuğunuz doktor olmaz da sizin çektiklerinizi çekmez!.. Genç ve işsiz bir mühendis Teknik öğretmenlere üvey evlat muamelesi yapılmasın 70.000 teknik öğretmen 11 yıldır atama beklemektedir. Bütün Mesleki ve Teknik Branşlara ayrılan rakam maalesef 100-150 arasındadır. Meslek liselerinde teknik öğretmen açığı çok büyüktür. Derslere maalesef ücretli öğretmen adı altında, öğretmenlik yeterliliği taşımayan 2 yıllık meslek yüksekokulu mezunları sokulmaktadır. Milli Eğitimin resmî rakamlarına göre teknik öğretmen açığı binlercedir. İşsiz bir teknik öğretmen hakkını nerede ve nasıl savunabilir? İşi olmadığı için avukat tutamaz, derdini kimseye anlatamaz, parası olmadığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidemez. Anayasa’daki en temel kişilik ve vatandaşlık haklarından birisi de “hak arama hürriyeti” değil midir? Hak arama hürriyeti, Anayasa’da sadece güzel görünsün diye yazılmış bir cümle midir, yoksa hakkı hak edene vermek için mi düzenlenmiş? Hakkı nasıl kullanacağız ve nasıl elde edeceğiz? Bu duruma sebep olan büyüklerimiz vicdanen rahat mı? Lütfen artık bu durumdaki insanların sıkıntılarını görmezden gelmeyiniz. Teknik Eğitim Fakültesi (TEF) mezunları, çok az kadro açılan öğretmenliğe giremedikleri gibi, kamuya Teknik Hizmetler (TH) sınıfı için tercih de yapamamaktadırlar. Ancak Genel İdari Hizmetlere (GİH) tercih yapabilmektedirler. GİH sınıfında ifa edilecek görevin, alınan eğitimle bir alakası bulunmamaktadır. Kaliteli eğitim alan TEF mezunları mağdur durumdadır. Kamuda öğretmenlik hariç, bu fakülte mezunlarının istihdam edilebileceği (Teknik Uzmanlık, Teknik Kontrolörlük, vb.) sınıflar açılmalıdır. GİH sınıfında çalışanlar arasından, Öğretmenliğe geçişte görev süresine göre atama yapılması, başlı başına bir saçmalıktır. Çünkü uzun süre çalışıldıktan sonra öğretmenliğe geçiş yapıldığında, bilgilerin unutulma ihtimali çok fazladır. TH sınıfına geçiş ancak unvan değişikliği sınavıyla olmaktadır. TEF mezunu GİH sınıfındaki kamu çalışanı, bu sınavla da daha alt bir eğitim mezununun alabileceği teknikerlik kadrosuna başvuru yapabilmektedir. Bu, TEF mezununun aldığı eğitimin yok sayılmasıdır. En kısa zamanda mesleki ve teknik öğretmenlere de artık hak ettikleri önem verilmelidir. Mesleki branşlara da okul öncesi, rehberlik, sınıf öğretmenliği gibi branşlara verilen kontenjanlar kadar kadro verilmelidir. Teknik Öğretmenlere üvey evlat muamelesi yapılmamalıdır. Bir grup işsiz teknik öğretmen > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT