BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aydınlığın şövalyeleri neredesiniz?

Aydınlığın şövalyeleri neredesiniz?

Burası Van’ın Başkale ilçesi. Daha doğusu yok. Akşamları tepelerde ışıklar görünüyor yer yer: İran sınırı ve karakollar. Yükselti o kadar fazla ki, ağaç yetişmiyor. Yıldızlar o kadar yakın ki, ellerinizle tutabilirsiniz. İlkokulda öğrendiğim bütün yıldız kabileleri burada: küçükayı, büyükayı, cezve. İnsanları o kadar sıcak ki, iklime inat. “İnsanlık burada yaşıyormuş, meğer ölmemiş” diyorum içimden.



Burası Van’ın Başkale ilçesi. Daha doğusu yok. Akşamları tepelerde ışıklar görünüyor yer yer: İran sınırı ve karakollar. Yükselti o kadar fazla ki, ağaç yetişmiyor. Yıldızlar o kadar yakın ki, ellerinizle tutabilirsiniz. İlkokulda öğrendiğim bütün yıldız kabileleri burada: küçükayı, büyükayı, cezve. İnsanları o kadar sıcak ki, iklime inat. “İnsanlık burada yaşıyormuş, meğer ölmemiş” diyorum içimden. Yıllardır batıda değişik ve güzel şehirlerde çalıştım hem de iyi şartlarda. İster istemez kıyaslama yapıyorum. Burada okulun 3 haftasında kılık-kıyafet kontrolü sırasında, ayakkabıları farklı renkte birkaç öğrenciyi ayırmıştık. Teneffüste bir kız öğrenci yanıma geldi ayrılan bir arkadaşı için. Sessizce kulağıma “hocam, arkadaşımız 12 kardeş, ailesinin durumu iyi değil, söyleyemiyor utanıyor” dedi, sustum. 9. sınıf öğrencilerinden biri (üstelik ufacık bir şey daha) eski bir eşofman üstüyle gelip gidiyor okula. Fakirliği okunuyor yüzünden, duruşundan. Kar yağdı yağacak.. Ne yapmalıyım bu çocuk için? Bugün 11. sınıf öğrencilerinden biri üzgündü. Nedenini sordum, “ailemin parası yok hocam, beni okuldan alacaklar” dedi. Zehir gibi kafası var. Seneye mezun olacak oysa. Kalacak yer bulmalı ama nasıl? Kız öğrencilerin sayısı az, çünkü okutmuyorlar. Çarşıda kadın-kız pek görülmüyor, ancak memur bayanları görebiliyorsunuz. Öğrenci çok, sıra az. Gelen öğretmenler en fazla 1.5 yıl kalıp gidiyorlar. Sınıfta konuşuyoruz, bir örnek verdim: Van’a gittiğinizde, “Hocam Van’a gitmeyenler var daha” dediler. Sordum, sınıfın yarısı ilçeden dışarısını görmemiş daha. Gidenler de çalışmak için bir inşaatta veya akraba yanında. Gezmek fiilini çekemez bu çocuklar. Sinema-tiyatro, alışveriş merkezi, kafeterya, çay bahçesi nedir bilmiyorlar. Ülkemin 40 yıl öncesine ışınlanmışım sanki. Ya da bir köşeden Şener Şen çıkıverecekmiş gibi, bir Türk filminin içine düşmüşüm adeta. Evimi taşırken kitap kolilerinden yakınan taşımacılara kızan ben, okuldaki kütüphaneyi görünce ürperdim. Bomboş. Bu gençlerin bilinç kazanması, kendilerini tanıması, hayallerine kavuşmak için yol-yordam öğrenmeleri gerekiyor oysa. Yokluk ve yoksulluktan kurtulmaları, cahil kalmamaları gerekiyor. YGS-LYS kitapları olsa kütüphanede soru çözümü yaparlar, üniversiteye bir adım daha yaklaşırlar. Okuduğu bir roman karakteri belki onun hayatında dönüm noktası olacak, belki çözdüğü bir üniversite hazırlık kitabı onun bir bilim insanı olmasını sağlayacak ya da okuduğu kitaplar hayatının tek zenginliği olarak kalacak... Üzerime umutsuzluk çökmeye başladı, yakında yağacak olan kar gibi... Aydınlığın şövalyeleri neredesiniz? Kitap göndermek isteyenleriniz olursa, PTT Kargo hem oraya gönderim yapıyor, hem de gayet ekonomik. (Başkale İ.M.K.B Çok Programlı Lisesi BAŞKALE/VAN) İsmi Mahfuz Bulgaristan vizesi ve çilesi Bulgaristan’ın vize verirken çıkardığı problemlerin yanı sıra gümrük kapılarındaki uygulamaları da büyük sıkıntılara yol açıyor. Bundan en çok Avrupa’ya yük taşıyan TIR’lar ve Türkiye’deki tatillerinden sonra çalıştıkları ülkelere dönen Türk işçileri etkileniyor. Çünkü gümrük kapılarında uzun kuyruklar oluşuyor. Bayramda insan ailesinin yanına gitmek istiyor, uçak biletleri pahalı, mecburen geçiş yapacağınız ülkeden transit vizeyi almak zorundasınız. Geçen vizelerden edindiğim tecrübelerle evrakları hazırladım. Vize başvuru formunu doldururken, şu cümle dikkatimi çekti; “Aktarılan tüm evrakların getirilmesi size otomatikman vize verileceği anlamına gelmez.” Siz bir haftada ders ve çalışmalarınıza ara vererek evrakları hazırlayın, yaklaşık 100 Euro masraf yapın, randevu için üç gün, konsolosluğa girebilmek için saatlerce kuyrukta bekleyin ve size vizeyi vermeden gönderilmenizi düşünebiliyor musunuz? Randevu günü Bulgaristan Konsolosluğu binası önüne gelince gördüğüm kalabalık, itişmeler, kakışmalar, bağrışmalar... Birkaç saat durduktan sonra, en nihayet AB bayrağının dalgalandığı büyük konsolosluğa giriyorsunuz. Metrelerce yüksek, büyük demir kapı ve duvarların renginden, içerideki soğuk hava sizi etkiliyor. Sanki bir cezaevinde, idam mahkumu bir yakınını ziyarete gidiyormuşsunuz havasını veriyor. Orada kuyrukta beklerken, yapılan duaların, bir ameliyathane önünde bile yapıldığını görmedim. Görevli sizi sıraya diziyor, sıra gelene kadar evrakları on defa kontrol ediyorsunuz. Transit vize bürosunda üç görevli çalışıyor, oradaki işleminiz, vize alıp alamayacağınız görevlilerin keyfine kalmış. Eğer kahvaltılarını yapmış, kahvelerini içmişlerse yüzleri gülüyor, aksi halde “yarım saat bekle kahvemi içeceğim” diyebiliyor. Görüşme esnasında ağır sorular başlıyor; bir harf eksik yazdıysanız babanızın ömür boyu bağırmadığı kadar bağırabiliyor. Eğer olumlu cevap alıyorsanız üzerinizden bir ton yük kalkıyor, büyük demir kapıdan çıkana kadar kendinizi bir boşluğa bırakıyorsunuz. Öğrencisin, 5-6 yıldır Türkiye’de okuyorsun, Bulgaristan’dan sadece transit geçiş yapacaksın, Bulgaristan sınırları içerisinde sadece yedi saat kalacaksın. Başka bir geçiş yolu olsa, senin ülkenden geçer miyiz? F. K. > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT