BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Işığa doğru

Işığa doğru

Dün Arafat’taydık... Milyonlarca insanla birlikteydik... Bugün bayram ama biz yine Arafat’tayız ama bu defa çok az kişiyiz...



> Mekke Dün Arafat’taydık... Milyonlarca insanla birlikteydik... Bugün bayram ama biz yine Arafat’tayız ama bu defa çok az kişiyiz... Arafat, Necip Fazıl’ın deyimiyle; ‘uçsuz bucaksız bir ova... Ova, git gidebildiğin kadar düzlük manasına...’ Beyazlara bürünmüş milyonlarca insan ihramları içerisinde sessizliğe teslim olmuş ve Allah huzurunda büyük bir merhamete sığınabilmenin huzurunu yaşarken ve af edilebilme umudunu kimse kaybetmemiş gibi duruyordu... Mahşerin provası gibiydi... Herkes derdine düşmüş ve herkes yarasını sarmanın telaşındaydı... Günahkâr bir yüzle bu kapıya gelenler büyük bir muhasebe savaşına sürüklemiş gibiydi kalabalıkları... İşte bu suçluluk duygusu büyük bir mahcubiyet doğurmuştu... Arafat; ârifliktir ve bilmek, anlamak ve tanımaktır diyorlardı... Şeytanlara inat bir daha tövbe edenler günahlarını itiraf ediyor gibiydi bu meydanda... Arafat’ta ârifleşerek ayrılabilmek imandan, af edildiğine inanmak ise Yaradana güvenmekten diyenlerin sözleri büyük bir teselliydi... * Ve Müzdelife... Arafat ile Mina sınırları arasında kalan bölge. Beyazlara bürünen insan kervanları karanlıkta ve ay ışığı altında yerden taş aranıyordu... Küçük avuçlarıyla küçük taşlar toplanıyordu... Şeytana ve taraftarlarına karşı Müslümanların en büyük sembolik protestosu; şeytan taşlamak! Aslında herkes içindeki şeytanı, yani içindeki kâfir nefsini taşlıyordu farkında olmadan... Yetmiş taş ve taşlanan üç şeytan... Gaye; bir güzel ahlaka kavuşabilmek ve bütün günahları, kötülükleri, en önemlisi dünyada iken dünyayı dünyada bırakabilmekti... Hakikatin sırrına kavuşabilmekti... * Necip Fazıl, Arafat’ta iken aklına düşüyor ve diyor ki; Allah Resulünün mübarek torunu abdest alırken sapsarı kesiliyor ve düşecek gibi sarsılıyor. Ona soruyorlar; -Nedir bu hâliniz? Cevap veriyor Peygamber torunu; -Kimin huzuruna çıkmak için hazırlandığımızı düşünüyor musunuz? Ve ardından büyük bir tarif yapıyor Üstad Necip Fazıl; ‘Kurtuluşumuzun tek sırrı, kendimizi delik-deşik edercesine muhasebe edebilmekte’ diyor... Güneş batıyor Arafat’ta... Mesele geceyi korkusuzca geçirebilmekte ve karanlıktan kurtulup ışığa ve Allah ve Resulüne ve dostlarına sarılabilmekte... Nice güzel bayramlara.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT