BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayasofya’nın duvarındaki levha!..

Ayasofya’nın duvarındaki levha!..

Abdurrahmân-ı Harpûtî, bir gün vakit namazını kılmak için girdiği Ayasofya Câmiinin duvarında asılı bir levhaya gözü takıldı. Levhanın altındaki kâğıtta bir mükafattan bahsediyordu!..



Abdurrahmân-ı Harpûtî hazretleri, Anadolu velîlerindendir. Elazığ’da 1756 (H.1169) târihinde doğdu. Küçük yaşta Harput Medresesinde tahsîle başladı. Sonra tahsîl hayatına Diyarbakır’da devâm etti. Bir müddet sonra İstanbul’a gitti... “SİZ BENİM HOCAMSINIZ!” Abdurrahmân-ı Harpûtî, bir gün vakit namazını kılmak için girdiği Ayasofya Câmiinin duvarında asılı bir levhaya gözü takıldı. Levhanın altındaki kâğıtta; “Bu levhadaki ibâreyi, her kim doğru olarak hâllederse, mükâfatlandırılacaktır” yazıyordu. Hemen bir kâğıda ibâreyi bütün kâideleri ile çözen Abdurrahmân-ı Harpûtî, adını ve adresini yazdı ve tahlilnâmelerin içine bıraktı. Ertesi gün kâğıtlar sultânın huzûrunda teker teker tetkik edildi. Bu tetkik esnasında Abdurrahmân Efendinin yaptığı tahlilin diğerlerine göre, daha yüksek bilgilerle donatılmış olduğu anlaşıldı ve Abdurrahmân Efendi irâde-i seniyye ile saraya dâvet edildi. İkinci Mahmûd Han; “Siz benim hocamsınız” diyerek yanına oturttu ve büyük iltifâtlarda bulundu. Üsküdar’da bir ev verildi ve evlendirildi. Nakşibendiyye yolunu Muhammed Sâdık Erzincânî’den öğrenerek icâzet, diploma aldı. 1851 (H.1267) senesinde Üsküdar’daki evinde vefât etti. Karacaahmet mezarlığındaki türbesine defnedildi... Abdurrahmân-ı Harpûtî hazretleri, vefatına yakın yaptığı bir vaazında şunları buyurdu: “Sakın dünyânı sermâye, âhiretini onun kârı şeklinde yapma. Böyle yaparsan, dünyâdan artan zamânını, âhiretin için sarf edersin. Bu zaman zarfında namazlarını kılmaya çalışırsın. Fakat çabucak kılayım diye, rükünlerine riâyet etmezsin. Sonra dünyâ işlerinden dolayı yorulur ve bitkin düşersin. Geceleri kazâ namazı kılmaya fırsat bulamazsın. Yorgunluktan ölü gibi yatar, gündüz de faydasız olursun. Nefsine, hevâ ve isteğine hattâ şeytâna tâbi olursun. Âhiretini dünyâya karşılık satarsın. Nefsinin kölesi ve onun bineği olursun. Hâlbuki sen, nefsine binmek, onu yalanlayıp tekzib etmek ve selâmet yoluna sokmakla emrolunmuşsun. Bunlar âhiret yolu, Rabbine tâat yoludur. Sen, nefsinden gelen istekleri kabûl etmekle, kendine zulmettin... “ÖMRÜ FIRSAT BİLİNİZ!” Hayatta olduğunuz müddetçe, ömrü fırsat biliniz. Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyâdan ayrılacaksınız. Gücünüz yettiği müddetçe hayırlı işler yapmayı ganîmet biliniz. Tövbe kapısı açıkken ve elinizde bu imkân varken bunu fırsat biliniz. Tövbe ediniz. Duâ etmeye imkânınız varken, duâ ediniz. Sâlih kimselerle berâber olmayı fırsat biliniz.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT