BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eshab-ı kiramın hakkı...

Eshab-ı kiramın hakkı...

Allahü teâlânın zâtını, sıfatlarını, râzı olduğu ve olmadığı şeyleri tanımak, bilmek, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” aracılığı ile meydana gelmiştir. Hulafâ-i râşidinin yani dört büyük halifenin çalışmaları ile de din yayılmış, kuvvet bulmuştur. Hulefâ-i râşidinin çalışmaları ile Resûlullahın sözleri ve fiilleri tespit edilerek yapıldı. İhtilâflı meselelerde Eshâb-ı kirâm, hulefâ-i râşidînin çalışmalarını inceleyerek öğrenmiş ve icmâ hâsıl olmuş her tarafa yayılmıştır.



Allahü teâlânın zâtını, sıfatlarını, râzı olduğu ve olmadığı şeyleri tanımak, bilmek, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” aracılığı ile meydana gelmiştir. Hulafâ-i râşidinin yani dört büyük halifenin çalışmaları ile de din yayılmış, kuvvet bulmuştur. Hulefâ-i râşidinin çalışmaları ile Resûlullahın sözleri ve fiilleri tespit edilerek yapıldı. İhtilâflı meselelerde Eshâb-ı kirâm, hulefâ-i râşidînin çalışmalarını inceleyerek öğrenmiş ve icmâ hâsıl olmuş her tarafa yayılmıştır. O halde ayırım yapmadan Eshâb-ı kirâmın tamamının ve Ehl-i beytin hakkını yerine getirmek, aynen Resûlün hakkını yerine getirmektir. Onlara muhabbet, Resûlullaha muhabbet ve itâ’at gibi olmuştur. Hadîs-i şerîfte, “Onları seven beni sevdiği için sever. Onlara buğz eden bana buğz ettiği için buğz eder. Onlara eziyyet veren bana eziyyet vermiş olur. Bana eziyyet veren Allahü teâlâya eziyyet vermiş olur” buyurulmuştur. Yine bir hadîs-i şerîfte Resûlullah efendimiz, “Benim sünnetime yapışınız. Benden sonra hulefâ-i râşidînin yoluna sarılınız” buyurmuştur. Zeyd bin Sâbit’ten “radıyallahü anh” rivâyet ettikleri hadîs-i şerîfte, “Size iki muhkem vesîle bırakıyorum. Biri Kitâbullah, diğeri ıtretimdir” buyurmuştur. Ya’nî ümmetine Kur’an-ı kerîm ile ehl-i beytini, âlimleri ve eshâbını bırakmıştır. Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruldu: “Allahü teâlâ, beni insanların en asîlzâdesi olan Kureyş kabîlesinden seçti ve bana insanlar arasından en iyilerini arkadaş, sâhib olarak ayırdı. Bunlardan birkaçını bana vezîrler olarak ve dîn-i islâmı, insanlara bildirmekte, yardımcı olarak seçti. Bunlardan ba’zılarını da Eshâr olarak, ya’nî zevce tarafından akrabâ olarak ayırdı. Bunları seb edenlere, iftirâ edenlere, söğenlere Allahü teâlânın ve bütün meleklerin ve insanların la’neti olsun! Allahü teâlâ, kıyâmet günü, bunların farzlarını ve sünnetlerini kabûl etmez.” Peygamberimizin mübârek zevcesi Ümm-i Habîbe annemizin erkek kardeşi olan Muâviye ve babası Ebû Süfyân ve anası Hind “radıyallahü anhüm” de, eshârdan olup, bu hadîs-i şerîfe dâhildirler. > Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT