BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Süleymaniye’nin ihtişamında mekanik cızırtılar

Süleymaniye’nin ihtişamında mekanik cızırtılar

Bayramın birinci günü öğle vakti... Süleymaniye Camiindeyiz. Osmanlı’nın ihtişam ve sadeliğinin, yüce dinimizin kuşatıcı maneviyatıyla bütünleştiği bu muazzam eserin estetik ve ruhani lezzetini hissediyoruz.



Bayramın birinci günü öğle vakti... Süleymaniye Camiindeyiz. Osmanlı’nın ihtişam ve sadeliğinin, yüce dinimizin kuşatıcı maneviyatıyla bütünleştiği bu muazzam eserin estetik ve ruhani lezzetini hissediyoruz. Başbakan Erdoğan’ın bayram namazını Süleymaniye’de kılmasından sonra, Mimar Sinan’ın bu muhteşem eserine İstanbullular akın etmiş. Külliye’nin ve Cami’nin içi yerli-yabancı ziyaretçilerle dolu... Namaz kılanlar, hayranlıkla kubbeyi ve caminin iç tezyinatını seyredenler... Osmanlı’dan devraldığımız mirasın gurur ve hazzı içimizde kabarıyor. *** Mimar Sinan’ın dünyaya hediyesi olan bu muazzam eserin, yine dünyaya şan olan mükemmel akustiğini hissetmeye çalışıyoruz. Fakat heyhat! Cami’nin dört bir yanına yayılmış hoparlörlerin çıngıraklı gürültüsü içinde akustik filan hak getire! Üstüne bir de yerli ziyaretçilerin umursamaz uğultuları eklenince, emsalsiz mabedin emsalsiz akustiği de, deruni sükuneti de berhava olmuş. Çocuk çığlıkları, hoparlörden çınlayan imamın sesine karışıyor. Koca Mimar’ın bir dantel gibi dokuduğu o ahenkli sükuneti beyhude arıyoruz. *** Süleymaniye’nin restorasyonu muazzam bir hizmet... Külliyesi ile birlikte mükemmel bir bütünlük arzediyor. Vakıflar Genel Müdürlüğüne de, İstanbul’daki Osmanlı mirasını gün yüzüne çıkarmak için samimiyetle uğraşan Büyükşehir Belediyesine de, desteğini esirgemeyen Hükümete de, bir İstanbul sevdalısı olarak minnet ve şükran doluyum. Ancak... Bütün dünyada mabetler, ihtişamın yanında, ziyaretçilerine uhrevi ve deruni bir sükunet verirler. Süleymaniye gibi bir mimari şaheserin emsalsiz ses akustiğini de buna ekleyin. Bu mükemmel ses ve sükunet uyumunu, hoparlörlerin çınlayan bağırtıları ile ve ziyaretçilerin -nerede olduklarını unuturcasına- çıkardıkları gürültüyle bozmaya kimin hakkı var? Hiç olmazsa selatin camilerinde hoparlör kullanılmasa ve ecdadın mükemmel ses akustiği, mekanik cızırtıların sakilliğine kurban edilmese... O camilerin mimarlarının, mihraptan en uca kadar sesi nakleden akustiğine güvenilse... Ve bu ulu mabedlere gelen yerli ziyaretçilere de “eğlence ve sohbet mekanında değil camide olduklarını“ kibarca hatırlatan görevliler olsun. Diyanet İşleri, Vakıflar Müdürlüğü veya başka bir resmi makam... Kim bu eşsiz mabetlere banilerinin muradlarına uygun olan deruni sükunetlerini iade ederse, çok minnet ve dua alır, buna eminim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT