BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayram düşünceleri..

Bayram düşünceleri..

Elim trafik kazaları dışında, ülkemizde bayram sakin ve neşeli geçiyor çok şükür... Dokuz günlük resmi tatil süresi, herkesin istediği gibi program yapmasını sağladı. Özellikle memleketlerine gitmek (sıla-i rahm yapmak) isteyenler bu arzularını gerçekleştirebildiler. Kurban Bayramını yurt içinde veya dışında, tatil fırsatı olarak görenler de; o çerçevede bir düzenleme yapabildiler. Kimi Antalya sahillerine, kimileri de Fransız veya İspanyol Rivierasına yahut daha başka yerlere kapağı atıverdi...



Elim trafik kazaları dışında, ülkemizde bayram sakin ve neşeli geçiyor çok şükür... Dokuz günlük resmi tatil süresi, herkesin istediği gibi program yapmasını sağladı. Özellikle memleketlerine gitmek (sıla-i rahm yapmak) isteyenler bu arzularını gerçekleştirebildiler. Kurban Bayramını yurt içinde veya dışında, tatil fırsatı olarak görenler de; o çerçevede bir düzenleme yapabildiler. Kimi Antalya sahillerine, kimileri de Fransız veya İspanyol Rivierasına yahut daha başka yerlere kapağı atıverdi... Hasılı insanlar gönlünce ve meşrebince ve tabii maddi imkanları mucibince bayram ve tatil yapıyor. Bugünlerin herkes için gerekten bayram olması temenni edilir... Ne yazık ki hayat şartları (elbette kaderin icabı olarak...) sonucu olarak, kimileri açısından bayramın acı ve kederle, ıstırap ve gözyaşıyla, hasret ve buruklukla geçmesi kaçınılmaz oluyor! Düşününüz bu bayram günlerinde ülkemizde kaç kişi trafik kazalarında hayatını kaybetti? Yani kaç çocuk öksüz ve yetim kaldı, kaç tane eş dul kaldı, kaç annenin ve babanın gönlüne ateş düştü... Daha önceden yetim ve öksüz ve hatta kimsesiz kalmış kaç çocuk yetimhanelerde, kaç genç sokaklarda bu bayramı hasret, keder ve burukluk içinde geçiriyor... Bir de İslam dünyasındaki afetleri, işgalleri, iç savaşları, dikta rejimlerinin zulüm ve baskılarını hatırlayalım... Mesela Pakistan’daki sel felaketinde kaç bin kişi öldü? Hayatta kalan yedi milyon evsiz kişinin durumu nedir? Yanı başındaki Keşmir’de, tıpkı Filistin’de olduğu gibi, altmış seneyi aşkın zamandır devam eden Hint işgalinde acaba kaç müslümanın katledildiği net olarak biliniyor mu? Benzer soruları Filipinler Mindanao’da, Tayland’da, Burma’da, Doğu Türkistan’da yaşayan Müslümanlar içinde sormak lazım. Gazze’yi, Irak’ı, Afganistan’ı, Çeçenistan’ı hatırlatmaya gerek var mı ki?! Bir de korkunç iç savaşları düşünün... Sahi Somali’de, Çad’da, Sudan’da, Nijerya’da ve diğer Afrika ülkelerinde bir türlü dinmeyen iç savaşlarda, kim kiminle niçin savaşıyor? Daha doğrusu şöyle soralım: Bu savaşları kimler ihaleye çıkardı ve kimler, kimlerin adına kimlerle savaşıyor? Mülteci kamplarında açlık, yokluk ve hastalıklarla boğuşan çaresiz insanların suçu ne? Hangi bölgesel ve küresel güçler o zavallıların kemikleri sayılan sırtından rant devşiriyor? Bu bayram günlerinde acaba kaçımız onların halini düşünüp halimize şükrettik?! Acaba hali vakti yerinde olan kaç tane Müslüman oralardaki muhtaç ve çaresiz insanların derdine çare olacak bir davranışta bulundu?.. İnsanlık ve Müslümanlık adına ne mutlu ki, hatırı sayılır miktarda hayırsever Müslüman, yukarıda bir kısmının ismini belirttiğimiz memleketlerde, yardıma muhtaç insanların derdine deva olmak üzere gayret gösteriyor... Onlar bayramlarını ve tatillerini yokluğun ve çaresizliğin pençesinde kıvranan insanların yarasına merhem olacak şekilde geçiriyorlar... Kızılay’ın ve diğer yardım kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin bu çerçevede ortaya koydukları çalışmalar her türlü takdirin üzerindedir... Yine ne mutlu bayramlarını bu şekilde gurbet ellerde geçirenlere! “Dünya böylelerinin yüzü suyu hürmetine yerinde duruyor ...” denilir ya... İşte tam, böyle bir durum! Bayramı yalnızca tatil yapmak için değerlendirenler, bugün Pakistan’ın veya Afganistan’ın veya Sudan’ın başına gelen felaketlerin bir gün kendilerin ide etkileyebilecek şekilde vukua gelebileceğini belki de hiç hatırlarına getirmiyor... Tok açın halinden ne kadar anlar ki! Fertleri sağlıklı ve mutlu aileler, bölünmüş; parçalanmış ve yoksulluğa duçar olmuş ailelerin halini anlamak için acaba hiç empati yapar mı? Acı ve felaketleri sadece maruz kalanlar mı idrak eder? Bayramlarda herkes anasının babasının elini öpebilir mi? Herkesin anası babası var mı ki? Varsa bile acaba görüşmeleri mümkün mü? Yüzlerce, binlerce kayıp çocuk, kayıp insanın acaba nerede ve ne haldedir? Bilen var mı? Bunları düşünen var mı? Varsa bile kaç kişi? Bayramların kıymetini bilelim. Bayramların kıymetini idrak ettiğimiz, yani bayramlardaki sevinci paylaşabildiğimiz nisbette, mutlulukları yakalayabiliriz... Acaba bunu ne kadar yapabiliyoruz? Ne kadar yapabiliyorsak, o kadar mutluyuz demektir!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT