BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir Elmander masalı!

Bir Elmander masalı!

Transfer yapmış olmak için transfer yapılır mı? F.Bahçe’de, Aykut Kocaman dışında kiminle konuşsam, “Fayda-zarar” hesabı yapmadan “Bu takıma takviye şart!” diyor. Fakat transferi konuşulan isimlere bakınca insan kendine “Acaba bu isimler transfer edilmeye değer mi?” diye sormadan da edemiyor.



Transfer yapmış olmak için transfer yapılır mı? F.Bahçe’de, Aykut Kocaman dışında kiminle konuşsam, “Fayda-zarar” hesabı yapmadan “Bu takıma takviye şart!” diyor. Fakat transferi konuşulan isimlere bakınca insan kendine “Acaba bu isimler transfer edilmeye değer mi?” diye sormadan da edemiyor. Elmander, Niang’tan iyi mi? Fransız L’Equipe gazetesi bir iddia ortaya attı. Güya F.Bahçe, Premier Lig ekiplerinden Bolton Wanderers’un 29 yaşındaki golcüsü Johan Elmander‘i renklerine bağlamak için Rus ekibi Spartak Moskova’yla amansız yarışa girmiş. Bizim spor medyası da haberi doğrulamadan peşine takıldı. Hatta takılmaktan da öte Aykut Hoca‘ya o ismi dikte ettirme çabasına düştü. Oysa transfer bu, hesap-kitap işi, oldubittiye gelmez! Hele F.Bahçe gibi kurumlaşma yolunda büyük mesafe kat etmiş bir kulüp artık “günü kurtarma” sevdasıyla oyuncu transfer etmez. Çünkü o karanlık günler çok gerilerde kaldı! Ayrıca böyle bir düşüncesi olsa bile, Bolton’da 74 maç oynamış olan İsveçli golcü Elmander‘in bu sezon ne yaptığına bakar. Sadece 5 gol, 2 asist üretmiş bir oyuncuya kanaatimce servet ödemez. Öderse, insanların kafasında bir dizi soru işaretleri oluşur. Çünkü eldekilerden ne Ninang ne de Semih‘in performansı Elmander‘den aşağı değildir. 10 milyon euroya değer mi? İşin en komik tarafı da kulübüyle mukavelesi sezon sonunda bitecek olan böyle bir golcü için tam 10 milyon euro bonservis ücreti ödeyecek olması. İnanmak güç; Avrupa yarışının dışına düşmüş F.Bahçe sırf devre arasında böyle bir transfer için durup dururken neden İngiliz kulübüne 10 milyon euro bonservis bedeli ödesin? Gerçi, İtalyan, İngiliz ve İspanyol kulüpleri bütçe denkleştirmek adına bazen aralarında böyle manasız transferler yapabiliyor. Ama F.Bahçe’nin Bolton ile bu manada ne ilişkisi olabilir? O yüzden Elmander‘in devre arası transfer hikayesi bana masal gibi geldi! F.Bahçe mutsuzlar kulübü mü? İngiliz kaynaklı bir başka iddia da şöyle; “F.Bahçe, Tottenham Hotspur’un mutsuz orta saha oyuncusu Niko Kranjcar ile ilgileniyor.” Haber, gerçekten heyecan verici. Çünkü 26 yaşındaki sol kanat oyuncusu, Hırvatistan Milli Takımı’nın 2012 Avrupa Elemelerinde en etkili isimlerinden biri. Üç maçta 2 gol atmak hafife alınacak bir başarı değildir. Bu istatistik karşısında insan “Böyle etkili birinin transferi harika olur” diyor. Ama kendi takım Tottenham’da bu sezon ne yaptığına bakınca da ister istemez, insan kendine “F.Bahçe mutsuzlar kulübü mü?” diye sormadan edemiyor. Çünkü Kranjcar‘ın bu sezon Tottenham’daki performansı fena; sadece üç lig, üç de lig kupası oynamış, henüz gol de atamamış. Teknik direktörü Harry Redknapp‘la da problemli, mutsuzları oynuyor, takımdan ayrılmak için fırsat kolluyor. Böyle sorunlu birini F.Bahçe alacak da ne yapacak? Alışkanlıklar değişiyor! Alışık olduğumuz bir tablo değil kısacası. Bütün bunlara karşın üç büyükler aniden atağa kalkabilir. Hayretler içinde izliyoruz. Ama bir noktayı atlıyoruz. HOCAM Avcı biraz sosyal olsa! İstikrar ne güzel şey? Bir kulüpte 5 yıl yerinde kalabilmek, bizim lig tarihimizde son yıllarda örneği görülmüş değildir. Hele çalıştığınız kulüp, baskı gruplarının en şiddetlisine maruz kalan siyasetin içinden seçilmiş kişilerce yönetiliyorsa orada uzun yıllar kalabilmek deveye hendek atlatmaktan zordur. O bu zorluğu bildiği halde adı, Milli Takım ve G.Saray ile anıldığı günlerde bile kendini rüzgâra kaptırmadı. “Taş yerinde ağırdır” vakarı içinde hareket ederek, tercihini mütevazı kulübünden yana kullandı. Bu, her teknik adamın harcı değildir. İnsan bunları düşününce Büyükşehir Belediye’nin teknik direktörü Abdullah Avcı‘yı daima takdirle takip ediyor. Fakat futbol ailesinin özel günlerinden dahi kaçan ve medyada bu satırların yazarı dışında röportaj yaptığı gazeteci sayısı bir elin parmağını bulmayan Avcı için ah biraz sosyal olsaydı, ne güzel olurdu diye hayıflanıp dururu. Sahi, özel hayatı bu kadar düzenli, işinde bu denli saygın ve başarılı biri göz önünde olmak varken neden kendini gizler? Neden daha büyük sorumluklar almaz! İşte bu sorunun cevabını da Abdullah Hoca‘dan aktarayım; “Büyükşehir Belediye’nin yıllar içinde aldığı mesafeyi görenler hedefimizi de sorumluluklarımızı da nasıl büyüttüğümüzü bilirler.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT