BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mahşer Yürüyüşü

Mahşer Yürüyüşü

Mekke notlarını yazmaya devam etmek istiyorum...



> Medine Mekke notlarını yazmaya devam etmek istiyorum... Daha önce hac ve umre için geldiğimde de Arafat ve Müzdelife‘deki yaşadıklarım ve gördüklerim karşısında üzülmüştüm... Bu defa yine üzülerek Mekke‘den ayrılıp Medine‘ye gelebildim... Niye üzülüyorum? Olağanüstü bir organizasyonsuzluğa ve ihmallere, ilgisizliğe, düzensizliğe ve pisliğe... O kutsal beldeler çöp dağı gibi... Ve düğümlenen ve saatlerce çözülemeyen trafik... Arafat ile Müzdelife ve Mina arasında toplam 13 kilometrelik yol yaklaşık 20 saat sürüyor... Otobüslerin korna sesleri, insanların velveleden yani kuru gürültüden ibaret çıkardıkları sesler manevi havayı solumamızı âdeta engelliyor... Bir de buna egzoz gazlarını katarsak milyonlarca insan daha beter bir sağlık problemi ile karşı karşıya... Müzdelife‘deki vakfeyi yaptıktan sonra taş topladık ve ardından otobüslere bindik ama gitmek ne mümkün... Yolun ortasına boydan boya binlerce Sudan, Nijerya, Habeşistan, Bangladeş, Afganistan, Kenyalı yatmış uyuyor... Bazıları yemek yapıyor... Bazıları da ihram giymiş ama dileniyor... Yoldan çekilmesini isteyen polis ve görevlilere ise çok sert karşılık veriyorlar... Oysa ihram içerisinde herkes bir ölü gibi olmalıydı... ‘Ben’ likten çıkıp ‘Biz’ olabilmeyi öğrenebilmeliydi... Ve her şeyden önemlisi edepli ve temiz olmalıydı... Sanki ‘temizlik imandandır’ hadisini hiç duymamışlardı... * Ve uzun yıllar belediye başkanlığı yapan eski Çevre Bakanı Ali Talip Özdemir ile birlikteyiz. Manzarayı görünce baktım ki havanın çöp ve egzoz gazlarından dolayı maske takmış... Çevreyi temiz tutmayı ne gariptir ki dün dünyaya öğreten Müslümanların bugünkü halleri ve bu kutsal beldeyi nasıl bu kadar kirletebildiklerine inanmak dahi istemiyoruz, gözlerimizle görmesek... Bakan Özdemir’e bu çevre kirliliğinde bütün İslam ülkelerinin payı olduğunu söyleyince katılıyor dediklerime... Bir ara kendi kendime iyi ki kâfirlerin Mekke ve Medine‘ye girişi yasaklanmış dedim... Çünkü bu devletler edebe ve temizliğe riayet etmeyen fakir vatandaşlarını bu kutsal beldeye göndermemesi gerekiyor bana göre... Hac zengine farz, fakire değil... Özellikle fakir ülkelerden gelen milyonlarca Müslüman Arafat’ta, Müzdelife’de, Mina ve Kâbe’de gayenin dışında edebe riayet etmeden vazifeyi ifa ettiğini sanıyor... Ki bu yıl resmî rakamlara göre 5 milyon hacı adayı gelmiş... Bize göre ise bu kaçak giriş yapanlarla birlikte 7 milyon... Bunların yarısından fazlası tarifini yapmaya çalıştığım kişiler oluşturuyor... Sırtında yatağı ve elinde küçük bir çuvalıyla geliyor, hem kirletiyor hem gürültü ediyor ve hem de edebe riayet etmiyorlar... * 99 depreminde Sakarya Valisi olan ve büyük bir organizasyonla yaraları saran İzmir Valisi Cahit Kıraç, uzun yıllar İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı yapan Bursa Valisi Şehabettin Harput gibi dostlar bu manzarayı görünce buraların bu hale gelmesinin tek nedeninin sistemsizlik olduğu fikri üzerinde buluştu... Artık deniyor ki böylesine önemli ve tüm İslam ülkelerini yakından ilgilendiren bu işin BM gibi uluslararası bir örgüt kurularak ortak yapılması, kanayan bir yara haline gelen meselenin müslümana yakışır bir şekilde çözülmesi gerekli ... Bu işte IRCICA Başkanı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu İslam ülkelerinin liderlerini uluslararası bir Hac Kongresi’nde buluşturup bu kötü tabloyu göstermeli ve çözüm yolları araştırılmalı... İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın kızı Kübra ve damadı Ömer Faruk‘a diyorum ki: “Buralara da bir Başkan Topbaş lazım!” Aslında bu bana ait bir iltifat değildi. Bu sıkıntıları çeken Türk hacılarımızdan bizzat duyduğum ortak fikirdi... Milyonlarca insan beş kilometrelik bir yerden bir yere gidemiyordu... Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’la birlikte Kâbe‘de namaz kıldıktan sonra yaptığımız sohbette buraların meselesini çözmenin çok kolay oluşundan sözetti.. Şeytan taşlamaya giderken gördüğüm manzara karşısında güldüm... Çünkü şeytan taşlanan yer âdeta saray gibi... Tertemiz... Ve son teknolojiyle yapılmış... Dostlara; şeytan ne yapıp edip kendine bir saray yaptırmış yine! deyince herkes güldü... Mahşer yürüyüşü provasında yaşadıklarımız bunlardı... Dileriz bu meseleler bir gün çözülür... Ve bir Müslümana yakışır şekilde kutsal topraklarda hac farizasını ve umre ziyaretini yapacağı günler gerçekleşir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT