BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Senden bahsettim anneme”

“Senden bahsettim anneme”

İclal hızla önünde duran arabanın içine baktı gülümseyerek. Gri renkli bir ceket giymiş, saçlarını toplamıştı. Yüz hatları iyice meydana çıkmış, iri yeşil gözleri bütün güzelliğiyle parlıyordu.



İclal hızla önünde duran arabanın içine baktı gülümseyerek. Gri renkli bir ceket giymiş, saçlarını toplamıştı. Yüz hatları iyice meydana çıkmış, iri yeşil gözleri bütün güzelliğiyle parlıyordu. - Beş dakika bekledim. - Özür dilerim... Annemle konuşmaya daldık, uzadı biraz. Genç kız işaret parmağını salladı: - Bir daha sakın olmasın... Ardından da küçük bir kahkaha attı. Kemerini bağladı becerikli hareketlerle. Oktay beğeniyle bekledi onun yerleşmesini. Sonra arabayı hareket ettirdi. Çok geçmeden trafiğe karışmışlardı. - Senden bahsettim anneme. Bir akşam üzeri çaya davet ediyor. Hayretle baktı genç adama İclal: - Benden mi? Neden? - Neden olacak, arkadaşlarımdan bahsederim hep, onlar da tanımak isterler. Bundan daha doğal bir şey olabilir mi? Bir şey diyemedi genç kız. Haklı bir neden ileri sürmüştü delikanlı. Ama İclal bunun altında daha farklı bir düşüncenin yattığını anlayacak kadar zeki bir kızdı. Usulca mırıldandı: - İyi ya, bir gün gideriz o zaman. Memnun olmuştu Oktay. Keyifle gülümsedi: - Övünmek gibi olmasın ama annemin yaptığı kurabiyeler, kekler muhteşem şeylerdir. Bir yiyen ertesi gün yine gelip yalvarıyor biraz daha diye... Genç adamın tavrı hoşuna gitmişti İclal’in. Hoş bir ifadeyle baktı ona. Oktay birden ciddileşti: - Yalnız bu günlerde babamın bir problemi var. Oldukça düşünceli ve üzgün. Bir şey var ama, ne olduğunu çıkartamadım. Durdu. Dikkatle dikiz aynasına baktı, yolu kontrol etti, sinyalini vererek döndü. İclal başını ona çevirip sordu: - Sormadın mı derdin nedir baba diye? - Soruyorum, yorgunum diyor. İnanmıyorum ama. Benim babam bugüne kadar yorgunluktan hiç şikayet etmedi. İclal gözlerini kıstı: - Geçen gün bir şey söylemiştin, hani bir adam gelmişti. Onu görünce babam allak bullak oldu diye anlatmıştın. Başını salladı Oktay: - Evet. O Hakkari’den eski bir tanıdığıymış babamın. Seneler sonra gelmiş buraya, babamı görmek istemiş, bilirsin oranın insanlarını. Eski dostlarını unutmazlar. Bir de böyle büyük şehirlere gelince eski tanıdıklara sığınıp yardım isterler. Öyle biri herhalde. Ama işte o adamın geldiği, ortaya çıktığı günden beri babam değişti. Belki ilgili belki değil. Ama her neyse mesele, bayağı tedirgin ediyor babamı. İclal bilmiş bir tavırla arkasına yaslandı: - Ben olsam peşini bırakmazdım bu işin... Oktay gülümsedi: - Ne yapayım yani? Adamcağızın kafasının içindekileri bilemem ki? Soruyorum söylemiyorlar. Annem de öyle. Demek ki benim bilmem gerekmiyor. Genç kız ısrar etti: - Ben meraktan çatlardım. Delikanlı alaycı bir tavırla cevap verdi: - O zaman bana yardım et dedektif hanım. Gel bu gün çıkışta babama uğrayalım. Muayenehaneye, ne dersin? İclal birkaç saniye kaşlarını çatıp düşündü. Sonra başını eğdi: - İyi, olur, neden olmasın? Kısmet önce babanla tanışmakmış, annenin kurabiyelerini tercih ederdim ama, böyle olsun! DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT