BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rahatı yerindeydi Cengiz’in!..

Rahatı yerindeydi Cengiz’in!..

Cengiz bir tesadüf eseri annesini yolda gördüğü günden beri tedirgindi. İçinde fırtınalar kopuyor, hem tedirginlik, hem korku, hem de merak bir potada eriyip bütün benliğini allak bullak ediyordu. Birkaç gündür dinleniyordu Tarabya’daki villada. Hiç dışarı çıkmamıştı.



Cengiz bir tesadüf eseri annesini yolda gördüğü günden beri tedirgindi. İçinde fırtınalar kopuyor, hem tedirginlik, hem korku, hem de merak bir potada eriyip bütün benliğini allak bullak ediyordu. Birkaç gündür dinleniyordu Tarabya’daki villada. Hiç dışarı çıkmamıştı. Sanki sokağa çıksa karşısında annesini görecekmiş gibi geliyordu. Son yaptığı kuryelikten epey bir para almıştı. Rahatı yerindeydi... O sabah yine kâbus dolu bir geceden sonra yataktan kalktığı zaman ağzının içi zehir gibi ve kupkuruydu. Dolaptan birkaç lokma bir şey atıştırdı. İçindeki merak son haddini almıştı. Ani bir kararla giyinip fırladı dışarıya. Yoldan geçen bir taksiye işaret etti ve aceleyle bindi: - Karşı tarafa gideceğiz, Kartal, Soğanlık... Arkasına yaslandı, bir sigara yaktı. Etrafı seyretmeye başladı ama bir süre sonra hiçbir şey görmediğini fark etti. Boğaz köprüsünde trafik biraz yoğundu. Uzun süren bir yolculuktan sonra Soğanlık’ta minibüs duraklarının olduğu yerde indi. Taksiye ödediği para eskiden kendisi için bir servet sayılabilecek bir miktardı. Oysa şimdi bunun gibi daha ne harcamalar yapıyor, paraya para demiyordu. Ağır ağır yürüdü iki gün önce annesinin peşinden geldiği yoldan. Yokuşun tepesine çıktığı zaman güneş yükselmiş, eskiye nispeten azalmış da olsa yine yakıcılığını hissettirmeye başlamıştı. Karşısındaki gecekonduya baktı. Hiçbir hareket yoktu evde. Bir şeyler öğrenmek istiyor ama nasıl yapacağını bilemiyordu. Birisine sorsa Seher’in kulağına gider, her şey ortaya çıkardı. Oyalandı etrafta. Karşıdan gecekonduyu seyretmekle eline bir şey geçmeyeceğine kanaat getirince geri döndü. Geldiği gibi, düşünceli, yavaş adımlarla yokuştan inmeye başladı. Birden irkildi. Karşıdan gelen kadın Seher’di. Zor attı kendini yan taraftaki evin kapısına. Gizlendi iyice. Seher dalgın, üzgün bir halde yürüyüp geçti önünden. Bitkin görünüyordu. Yıpranmıştı. Sanki on beş yaş ihtiyarlamış gibiydi. İçi burkuldu. Şehnaz’ı hiç görmemişti. İçinden gelen bir hisle koşup anasını kolundan yakalayıp haykırmak istedi: - Ana, ben buradayım... Ya sen ne arıyorsun bu şehirde? Neden geldin, Şehnaz nerede? Ne yapıyor, neyle geçiniyorsunuz? Tuttu kendini. Kadın kaybolana kadar baktı arkasından. Nereden geliyordu acaba? Neden bu kadar yıpranmış ve bitkindi? Neler olup bittiğini öğrenmeyi çok istiyordu ama geri döndü. O gün akşama kadar dolaştı oralarda. Hazım’dan yardım istemeyi düşündü, sonra vazgeçti. Kimseye bir şey söylememeye karar verdi. Yine gelecekti. Uzaktan da olsa ailesini kontrol edecek, merak ettiği şeyleri elbet bir şekilde öğrenecekti. Pantolonunun arkasından beline takılı olan tabancayı yokladı. - Arzularıma kavuştum, param var, rahatım yerinde... diye düşündü. Sadece yüreğindeki huzursuzluğu bertaraf etmek istiyor, önünde hiçbir engel bulunsun istemiyordu. Aslında bütün bunlar bir avuntuydu. Benliğini sarmış olan suçluluk duygusu içini kemiriyor, yaptığı şeylerin bir hata olduğunu içi kabul ediyor ama kendisi bu duyguyu uzaklaştırıp rahatlamak istiyordu. Bir lokantaya girdi. Karnını doyurdu. Annesini görmeden önce bir tek amacı kalmıştı. Babasının katilini bulup öldürmek. Bunu cahilce değer yargılarıyla bir amaç haline getirmiş, sonunda ne kazanacağını, bu kinin onu nasıl bir girdabın içine sürükleyeceğini hesap etmeden öfkesinin esiri olarak yaşıyordu. Gece geç vakitte döndü villaya. Aynı sabah taşıdığı tedirginlikleri, kargaşayı, korkuyu da beraberinde geri getirerek. * * * Nafiz bey dikkatle süzdü karşısındaki kadını: - İyi etmişsin bu bilgiyi polise söylemekle Seher kızım. Ellerinde bir ip ucu olur inşallah. Seher yaşlı gözlerini kaldırdı umutsuzca: - İnanmıyorum onların bir şey yapabileceklerine Nafiz dayı... - Öyle deme kızım, Polis işini bilir. Bir bakarsın, hiç beklemediğin bir anda tutup kolundan getirmişler kızı. Mırıldandı usulca: - İnşallah... Nafiz bey ve Müzeyyen hanım ne olup bittiğini sormak için gelmişlerdi Seher’in evine. Ses çıkmamıştı kadından iki gündür. Onlar da yaşlı insanlardı, ilgilenemiyorlar, üzülüyorlardı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT