BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlim sonsuz, ömür ise kısa

İlim sonsuz, ömür ise kısa

İlim öğrenmek, elbette lâzımdır. Fakat insana verilen ömür, sınırlıdır. Bunun için, mühim olanlara öncelik vermelidir. Emredilen ibâdetler, bilgisizce yapılırsa, bunun bir faydası olmaz.



İlim öğrenmek çok kıymetlidir. Bilenle bilmeyenin bir olmayacağı, Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir. İlk nâzil olan âyet-i kerime, “Oku!” emri ile başlamaktadır. İlim, Allahü teâlânın sıfatlarındandır. İlmi teşvik eden, öven sayısız hadis-i şerifler mevcuttur. Peygamber efendimiz; (Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibâdet etmekten daha sevaptır) buyurmaktadırlar. Ehl-i sünnet i’tikâdını, farzlardan ve harâmlardan lâzım olanları öğrenmek, kadın-erkek her Müslümâna farz-ı ayndır. Bunları öğrenmemek, büyük günâhtır. Bunları öğrenmeden, başka şeyleri öğrenmekle, ömür sermayesini tüketenler, âhirette hüsrana uğrayacaklardır. Allahü teâlânın bir kulunu sevmediğinin alameti, dinine ve dünyasına faydalı olmayan işlerle vakit geçirmesidir. Allahü teâlânın bir kulunu sevdiğinin alâmeti ise, onun, kendisine lâzım olan fıkıh ilmi ve bu bilgilere uygun ibâdet etmekle meşgûl olmasıdır. Ahmed Nâmıkî Câmî hazretleri; “Üzerine farz olan ilimlerden bir meseleyi öğrenmek, insana, bütün dünyâdaki kazançların hepsinden, yapacağı, ele geçireceği altın ve gümüşlerinden daha iyidir, üstündür” buyurmuştur. GÜLİSTÂN LÜZUMSUZ OLURSA!.. İmâm-ı Rabbânî hazretleri; “Ehl-i sünnet i’tikâdını ve fıkıh bilgilerini öğrenmeden önce, Gülistân kitâbı ve hikâye kitapları okumamalıdır. Fıkıh kitapları yanında, Gülistân ve benzeri kitaplar lüzûmsuzdur. Dinde lâzım olanları, önce okumak, öğrenmek ve öğretmek lâzımdır. Bunlardan fazlası ikinci derecede kalır” buyurmaktadır. Şeyh Sâdî Şîrâzî hazretlerinin Gülistân kitabını, kendimize lâzım olan din bilgilerini öğrenmeden önce okumak lüzûmsuz olursa, bidât ehlinin ve din düşmanlarının kitaplarının ve yazılarının tiryâkilerine acabâ ne denir. Yâ, din bilgilerini öğrenmeden, başka şeyler öğrenenler ve çocuklarına doğru din bilgisi öğretmeden, para, mal, mevki kazanmaları için uğraşanlara ne demelidir! İstikbâli temîn etmek, acabâ bunları kazanmak mıdır? Yoksa, Allahü teâlânın rızâsını kazanmak mıdır? İlim öğrenmek, elbette lâzımdır. Fakat insana verilen ömür, sınırlıdır. Bunun için, mühim olanlara öncelik vermelidir. Emredilen ibâdetler, bilgisizce yapılırsa, bunun bir faydası olmaz. Çünkü hazret-i Ali; “Allahü teâlâya ilimsiz ibâdet eden kimse, değirmene bağlı merkep gibidir. Gün boyunca yürür, fakat hep aynı yerindedir” buyurmuştur. İslâmiyyet üç kısımdır: İlim, amel ve ihlâs. Emirleri ve yasakları öğrenmek, öğrendiklerine tâbi olmak ve bunları yalnız Allah rızâsı için yapmak lâzımdır. İbni Âbidîn hazretleri; “Din bilgilerinden kendine lâzım olanları öğrenmek, farz-ı ayındır. Bundan fazlasını öğrenmek farz-ı kifâyedir” buyurmuşlardır. “VAKİT, KESKİN KILIÇ GİBİDİR” Takıyyüddîn Sübkî hazretleri buyuruyor ki: “Kulun her hâlinde, kendine lâzım olan bilgileri öğrenip ibâdet yapması gerekir. Çünkü ömür çok kısadır. Ömrünün bir kısmı küçüklükte geçer. Bir kısmı büyüyünce, bedenî ihtiyaçlarını temin etmek, uyku, kendisine ârız olan hastalık, özür hâlleri, zarûrî meşgaleler, insanlarla uğraşma ve geçim derdi gibi işlerle geçer. Bunlardan geriye, insan için çok az vakit kalır. İşte insan, ya bu kısacık ömrünü, kendine lâzım olan bilgileri öğrenerek ibâdet ve tâatle geçirerek Allahü teâlâya, Cennet’ine ve çeşit çeşit nîmetlerine kavuşur veya bu kısacık hayâtı kendi aleyhine zâyi eder de, ebedî hüsrâna uğrar veya ömrünü günah ve başkalarına düşmanlıkla geçirir. Böylece şeytanın yardımcılarından olur, onunla birlikte Cehennem ateşinde yanar. Herkes, yaşadığı kısa ömür içerisinde bu üç hâlden birinde bulunur.” Netice olarak, insanın ömrü kısa, ilmin ise sonu yoktur. Beşikten mezara kadar ilim öğrenmemizi emir ve tavsiye buyuran da, Resûlullah efendimizdir. O halde, önce dinde zarûri lâzım olan ilimleri öğrenmelidir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin buyurduğu gibi: “Vakit, keskin bir kılıç gibidir. Yarına çıkacağımız belli değildir. Mühim işleri bugün yapmalı, mühim olmayanları yarına bırakmalıdır. Aklı olan böyle yapar.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT