BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendi yağımızla kavrulsak, daha iyi olmaz mı?

Kendi yağımızla kavrulsak, daha iyi olmaz mı?

Politikacılar, harikalar üreten kurnaz çözümleri topluma enjekte etmeye bayılır. Kabul etmek gerekir ki.. Söz konusu “uçuk ve kaçık“ projeler, bir kısım insanımızı rahatlatır. Dahası, müthiş bir beyinsel konfor sağlar. Dolayısıyla ne olur?



Politikacılar, harikalar üreten kurnaz çözümleri topluma enjekte etmeye bayılır. Kabul etmek gerekir ki.. Söz konusu “uçuk ve kaçık“ projeler, bir kısım insanımızı rahatlatır. Dahası, müthiş bir beyinsel konfor sağlar. Dolayısıyla ne olur? Vatandaş, mensup olduğu siyasi partinin diliyle sorar: -Hocam, biz kendi yağımızla kavrulsak, daha iyi olmaz mı? Ne diyelim? Kuzu etinin kendi yağı ile kavrulması, çok güzel olur, fakat ekonominin kendi yağıyla kavrulması çok zordur. Genellikle, tencerenin dibi tutar! İsterseniz, tarihe şöyle bir bakalım ve soralım: Böyle bir kara sevda yüzünden birçok ülke, “kavruk” ve “haşlak” bir hayat tarzına mahkum olmadı mı? Otoriter rejimler, kendi kendine yetmek adına, ülkelerini ve halklarını yoksulluğa kilitlemedi mi? *** Netice itibariyle.. Otarşik politikaların “ekonomik bağımsızlık” anlamına gelmediği anlaşıldı, ama iş işten geçti. Sadece “ekonomik bağımsızlık” değil, “siyasi bağımsızlık” da buharlaşıverdi. Vaktiyle birçok gelişmekte olan ülke, ekonomilerini “düşük gelir-düşük tasarruf-düşük yatırım- düşük gelir-...” diye bilinen kısır döngüye hapsetti. Kendi yağı ile kavrulmaya çalışmak, hiçbir ülkenin kaldıramayacağı bir lükse ve külfete dönüştü; hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Şunu unutmayalım: Bir ülke dış ticaret yaptığında, sermaye hareketlerini serbest bıraktığında, kendi yağı ile kavrulmamayı seçmiş oluyor. Mesela.. Büyüme, bizde olduğu gibi, cari açığa yol açıyorsa, başkasının yağı ile kavruluyoruz demektir. Ne var ki, başkasının yağını kullanmanın da birtakım sınırları vardır. Kritik eşik aşıldıktan sonra, işler karışabilir. *** Bugüne kadar ne mi öğrendik? Küresel krize rağmen.. -Oyunun kurallarını, “karşılıklı bağımlılık” (interdependence) denilen süreç belirliyor. -Üretim, satış ve finansman, her geçen gün biraz daha küreselleşiyor. -Küreselleşme, tek başına bir kalkınma stratejisi değil, ama her türlü büyüme ve kalkınma stratejisi, küreselleşme rüzgârını hesaba katmak zorunda. -Global düzen içinde oyuncu olmak, hiçbir ülkeye kendi rolünü mükemmelen seçme özgürlüğünü vermiyor. Velhasıl.. -Bulunduğunuz coğrafyada, sizi kendi yağınızla baş başa bırakmıyorlar! Yersen..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT