BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Çankaya Yolları

Çankaya Yolları

Orgeneral Cemal Gürsel, 26 Ekim 1961’de yapılan ve 607 milletvekili ile senatörün katıldığı seçimde 434 oy alarak cumhurbaşkanı seçildi. Seçimi TBMM’de takip eden 100’den fazla subay, sonucu ayakta alkışladı. Gürsel, TBMM’nin açılışına üniforması ile gelmekte ve öyle yemin etmekte bir sakınca görmedi.



Cemal Aga’nın şansı 27 Mayıs 1960’taki darbe, çiçeği burunda çok partili siyasi hayatımızı kesintiye uğratan ilk müdahaleydi. Bu aynı zamanda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde askerin etkisini arttıran bir dönemin de başlangıcıydı. Darbenin akabinde, dinlenmek üzere İzmir’de bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel Ankara’ya getirilerek “baş” yapıldı. Yönetim Milli Birlik Komitesi (MBK) adı verilen darbecilerin elindeydi. Yeni anayasa ve yeni düzenlemelerin ardından 1961 seçimlerine gelindi. CHP 173 milletvekilliği ile en çok sandalyeye sahip parti konumuna gelirken, sağ partiler, hem oyların yüzde 62.3’ünü almış hem de AP 158, CKMP 65, YTP 54 milletvekilliği kazanarak TBMM’de çoğunluğu ele geçirmişti. Bu arada, MBK’nın karşısına Silahlı Kuvvetler Birliği (SKB) bir güç olarak çıkmış ve isteklerini zaman zaman “ikna”, zaman zaman da tehdit yolu ile yerine getirtmeye başlamıştı. Seçim sonuçları SKB’nın hoşuna gitmemiş, ordu içinde sağ partilerin 27 Mayıs’ın intikamını almak isteyebileceği endişesi hakim olmuştu. Çünkü, özellikle YTP ve AP, DP’nin oylarına talip olmuş ve bunu da başarmışlardı. CUMHURBAŞKANI KİM OLACAK? Ortaya çıkan siyasi tablo bir sağ iktidarın habercisiydi. MBK, bu tabloyu kabullenmiş görünmesine rağmen, SKB iktidarın sağ partilere tesliminden yana değildi. Sonuçta iktidar silah zoruyla CHP’ye, Başbakanlık İnönü’ye teslim edildi. Ancak bir de Cumhurbaşkanlığı meselesi vardı. SKB ısrarla Cemal Gürsel’in cumhurbaşkanı olmasını ve karşısına aday çıkmamasını istiyordu. MBK’da verilen sözlerin yerine getirilmesi görüşü ağırlık kazanırken, SKB’nın tavrı onları bile tehdit ediyordu. Hatta tehditler o noktaya vardı ki; seçimlerin iptal edileceği, Meclis’in ve partilerin kapatılacağı belirtiliyordu. SKB’nın istekleri arasında MBK’nın dağıtılması ve askeri yönetimin devam etmesi de bulunuyordu. Gerginlik artıyor, tansiyon yükseliyordu. Bu ortamda İzmir’de dağıtılan Genç Yıldırım Grubu imzalı bildiride, “İntikam almak isteyenler, sizlere hitap ediyoruz, buna teşebbüs etmeyin, kan gövdeyi götürecektir, bu millete yazık olacaktır” cümleleri yer alıyordu. Bütün bunlar yaşanırken, olayları takip eden Orgeneral Cemal Gürsel, cumhurbaşkanlığını hedefliyordu. Hele yüzde 37 oy alan CHP’nin Genel Başkanı İsmet İnönü’nün artık karşısında rakip olamayacağı gerçeği ve SKB’nin gücü dikkate alındığında, bu hedefine ulaşması pek de zor görünmüyordu. ALİ FUAT BAŞGİL OLAYI Tek parti döneminde İsmet İnönü’ye ve 27 Mayıs’çılara karşı yürüttüğü sert muhalefet ile kovuşturmaya uğramış olan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in adı, cumhurbaşkanı adayı olarak geçmeye başlamıştı. AP’den Samsun Senatörü seçilen Başgil, ünlü bir Anayasa hukuku hocasıydı ve sayısız ilmi çalışmaya imza atmıştı. AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala’nın karşı çıkmasına ve işi “Ya o ya ben” noktasına getirmesine rağmen, Başgil bu görev için biçilmiş kaftandı bazılarına göre. Kolları sıvayan Başgil trenle Ankara’ya hareket etti. Polatlı’da Gökhan Evliyaoğlu, Tahsin Demiray ile Samsun milletvekillerinin de aralarında bulunduğu bir grup tarafından karşılandı. Kendisinden cumhurbaşkanı adayı olması isteniyordu, kabul etti. Hatta yazılı bir belge bile imzaladı. Bu arada, “Başgil Cumhurbaşkanı, Gümüşpala Başbakan” formülü dillendiriliyordu. Ancak ordu içinde rüzgar ters yönde ve sert esiyordu. Aralarında general ve subayların bulunduğu bir grup, 21 Ekim 1961’de bir darbe protokolü imzalamıştı. Bir gün sonra da Mürted’de bir araya gelen ve aralarında Talat Aydemir, Muhsin Batur gibi isimlerin de bulunduğu gruplar, aynı yönde bir protokolü kabul etmişti. “21 Ekim Protokolü”nde yer alan birinci maddenin “c” bendi “Bütün siyasi partiler faaliyetten men edilecek, seçim neticeleriyle Milli Birlik Komitesi feshedilecek” şeklindeydi. “A” bendinde ise, Silahlı Kuvvetler’in fiilen duruma müdahale edeceği belirtiliyordu. Bu arada MBK ile görüşen Başgil’e; adaylıktan vazgeçmesi, durumun kontrolden çıktığı, kendilerinin bile artık askerlerden emir alır hale geldiği ve hayatının garanti edilemeyeceği söyleniyordu. Başgil’in görüşmedeki son sözleri şöyleydi: “Bu vaziyet karşısında bana düşen bir iş kalmıştır, o da yarın alessabah senatörlükten de istifa ederek evime dönmektir.” Öyle de yaptı Hoca. Özet olarak verdiğimiz bu gelişmeler Türk demokrasisinin tam anlamıyla uçurumun kenarından döndüğünü gösteriyor. Ancak, birilerinin de yolunu açıyordu. Orgeneral Cemal Gürsel, 26 Ekim 1961’de yapılan ve 607 milletvekili ile senatörün katıldığı seçimde 434 oy alarak cumhurbaşkanı seçildi. Seçimi TBMM’de takip eden 100’den fazla subay, sonucu ayakta alkışladı. Gürsel, TBMM’nin açılışına üniforması ile gelmekte ve öyle yemin etmekte bir sakınca görmedi. DEVAM EDECEK
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95467
    % 1.47
  • 4.7562
    % -0.77
  • 5.5794
    % -0.59
  • 6.2578
    % -0.5
  • 188.328
    % -0.84
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT