BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Değişmek mi, değişmemek mi?

Değişmek mi, değişmemek mi?

Bir reel politika var -yani gerçekler var, bir de ilkeler var! Siyasi faydacılık ve kolaycılık (isterseniz “oportünizm” deyin) var, bunlara karşılık, “siyasi dürüstlük” var...



Bir reel politika var -yani gerçekler var, bir de ilkeler var! Siyasi faydacılık ve kolaycılık (isterseniz “oportünizm” deyin) var, bunlara karşılık, “siyasi dürüstlük” var... Bütün demokratik ülkelerde, siyasetçiler için, bunları bağdaştırmak veya kesin bir tercih yapmak, çok güç olmuştur. Politikacı ile Devlet Adamı arasındaki farkı da, tercihin derecesi belirlemiştir. Siyasi kolaycılığa sapmayan, zamana ve mekana göre “rutin dışına” çıkmayan politikacı, ideal olmakla beraber nadirattandır. Winston Churchill, “Bazan dalgalarla beraber hareket etmezseniz dibe gidersiniz” demiştir. DEMİREL SALDIRI ALTINDA Görev süresinin uzatılmasının tartışıldığı sırada Sayın Demirel, adeta birdenbire, bir yerden işaret alınmış gibi, kesif ve çoğu pek de nezih olmayan bir saldırı barajı altında. Eleştirilerin birleştiği husus Süleyman Bey’in uzun politika hayatı esnasındaki söz ve hareketlerinin çelişmesi ve biribirlerini nakzeder oluşu! Hasan Pulur kardeşim, bu hususta örnek üstüne örnek vermiş, diğer Demirel karşıtları da ondan geri kalmıyorlar. Ancak siz bana, Türkiye’de veya dünyada bütün politik hayatlarında hiç değişmeyen bir aktif politikacı gösterebilir misiniz? AMERİKA’DA ŞU SIRADA... Amerika şu sırada uzun sürecek (Kasım’a kadar) bir Başkanlık seçiminin ortalarında, iki partinin -Demokrat ve Cumhuriyetçi Partilerin- aday adayları, Demokratlarda Gore ile Bradley: Cumhuriyetçilerde George Bush ile John McCaine (Makkeyn okunur), mücadele ediyorlar ve özellikle Bush-McCaine mücadelesi gittikçe sertleşiyor. Bu mücadelelerdeki en bariz iki husus, tarafların ve özellikle Cumhuriyetçi aday adaylarının ve yardımcılarının “negatif” yanı karşı tarafa karşı haksız ve aşırı suçlamalarda bulunmaları konusu... Kamuoyunun, gittikçe, bu tarz çamur atma politikacılığını tasvib etmemesine rağmen, iki taraf özellikle kurmayları ve adamları gene de kendilerini çamur atmaktan pek alamıyorlar. Ama ikinci dikkate şayan husus, bir aday için, düşüncelerini değiştirmesinin mi yoksa sabit kalmasanın mı önemli olduğu? Muhafazakar McCaine bazı fikirlerinin, zamanla değiştiğini itiraf ediyor ve ilave ediyor; “Ben değişmesem bile olaylar beni değiştiriyor! Başkan seçilirsem gerçekler karşısında muhakkak ki daha da değişebilirim!” Görünüş o ki, şu sırada oy verecek olanlar McCaine’in samimiyetinden ve hatalarını itiraf etmesinden daha fazla hoşlanıyorlar. Ama ne var ki, bu iki taraflı bir kılıç; George Bush, Katolik düşmanlığının beyaz üstünlüğünün odağı olan “köktenprotestancı” Bob Jones Üniversitesi’nde konuşmakla, siyahları bir tarafa bırakın, kendisine taraftar olabilecek bazı aydınları, Katolikleri ve Yahudileri de kızdırdı, sonra da hatasını anlayınca “Bu üniversitenin düşüncelerine iştirak etmediğimi orada belirtmem gerekirdi” diyerek çark etmeye teşebbüs etti ama galiba bu “samimiyet” pek sökmedi; kimseyi de memnun edememiş durumda. Demirel konusuna gelince, geçmişte Demirel’in muhtelif zamanlarda, değişik koşullarda, Parti Lideri, Muhalefet Lideri ve Başbakan olarak söyledikleri biribirleri ile de bugün Cumhurbaşkanı olarak söyledikleri ile çelişebilir. Ancak eğer gözü kara Demirel düşmanı değilseniz, bu çelişkiler, mazur görülmeli. Hem dikkatle tetkik edilince çelişkili addedilen hareket ve sözlerden çoğu birkaç talihsiz ifade dışında, (mesela “verdimse verdim” gibi) zamanın ve mekanın icapları idi. Yukarda da söylediğim gibi bu kadar uzun bir politika hayatında tek ray üzerinde gitmiş kim var ki! Yeter ki temel düşünceler-milliyetçilik ve vatanperverlik gibi değişmemiş olsun ve Emin Çölaşan’ın dediği gibi, siz Sayın Demirel’in bugün vasıl olduğu platforma ve bu platformdaki düşüncelerine bakın ve onu Cumhurbaşkanlığı konusunda ona karşı çıkarılmak istenenlerle kıyaslayın. BUNALIMLARI ÖNLEMEK Başbakan Ecevit ve MHP lideri Devlet Bahçeli bu olayı bu perspektiften ve Demirel olmazsa ortaya çıkabilecek bunalımları hatta bir rejim buhranını düşünerek, Demirel’in görevde kalmasını istiyorlar. Olayı Demirel sayesinde özellikle Kafkasya’da ve Ortaasya’da elde edilen neticeleri kale alarak, değerlendiriyorlar. İtiraf etmeli ki aslında işler bu mecraya ve bu tercihleri yapmak zorunluluğuna dökülmemeli asıl ilkeler işlemeli idi. Ne yaparsınız ki ilkesizlikler, başlangıçta yapılan yanlışlıklar şimdi tercihleri ve alternatifleri kısıtlamıştır. Reel politika da şu sırada budur! Süleyman Demirel’i 1959 yılından beri çok yakından tanırım, Başbakanlıkları esnasında maiyetinde hizmet ettim. Gazeteci olarak hatalarını, yanlış çıkışlarını çok yazmışımdır. Ama son tahlilde, hele karşısına aday olarak çıkarılmak istenenleri ve Demirel’i bir Ali Cengiz veya “Gürler” oyununa getirmek isteyenin de bu adaylardan biri olduğunu bilince, tercihim Deletin şu güç dönemlerde gene ona emanet edilmesidir. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bir aday ya bir sürpriz ya da bir alışkanlık olabilir!” Naomi Mıtchıson “Siyasi dürüstlük... Çok tekrar edilen bir kavram ama ne yazık ki hakiki hayatta ne anlamı ne de tatbikatı var!” Agnes Replıer
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT