BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Veda Hutbesi’nin neresindeyiz

Veda Hutbesi’nin neresindeyiz

Cuma günü, Sultanahmet’te, düzgün, uyarıcı bir üslupla yeniden Vedâ Hutbesi’nin yorumunu dinledim. Nasıl desem? 21. asrın ötelerine geçtim Kur’an’ı getiren peygamberlerimizin her nefesi ile ebedî olduğuna bir daha iman ettim.



Cuma günü, Sultanahmet’te, düzgün, uyarıcı bir üslupla yeniden Vedâ Hutbesi’nin yorumunu dinledim. Nasıl desem? 21. asrın ötelerine geçtim Kur’an’ı getiren peygamberlerimizin her nefesi ile ebedî olduğuna bir daha iman ettim. Şimdi 1420 Zil Ka’de ayındayız. Hz. Muhammed, Hicret’in onuncu yılında, Mekke’nin fethinden sonra 100 binden fazla Müslümana hitaben Arafat’ta yaptığı veda Hacc’ında buyurmuş bu hutbeyi. Bence dünyanın 7 bin yıllık tarihinde ve 21. yüzyılda henüz ulaşamadığı bu Kur’an özeti kelamları önce iz’anınıza nakşedeyim: “Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha buluşamayacağım. Ey insanlar, bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz nasıl mübarek bir şehir ise; canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da öyle mukaddestir, her türlü saldırıdan emindir. Ashabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere dönüp birbirinizin boynunu vurmayın. Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur. Ey ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah’ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahiliyyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. Ashabım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen ortadan kaldırılmıştır. Ey insanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat gücünü ebedi surette kaybetmiştir. Fakat bu kaldırdığım şeyler haricinde küçük gördüğünüz işlerde de ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan sakınınız. Ey İnsanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz, kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Ve onların namuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların, aile şerefini korumaları ve evlerinizi sizin hoşlanmadığınız hiç kimseye açmamaları, çiğnetmemeleridir. Ey mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir ve bütün Müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, başkasına helal değildir. Ancak gönül hoşluğuyla verilen başka. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır: Ey İnsanlar! Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir.” Resûlullah sözlerinin burasında dinleyenlere sordu: “Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. Ne dersiniz?” Ashab-ı Kiram cevap verdi: “Allah’ın risaletini tebliğ ettin; risalet görevini yerine getirdin, bize vasiyet ve nasihatte bulundun diye şehadet ederiz.” Resûlullah şehadet parmağını göğe kaldırarak üç kez “Şahit ol ya rab! Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab!” buyurarak Arafat’taki hutbesini bitirdi. Tabiî, bu ilâhi cevherlerin üzerine bir laf söylenemeyeceği açıktır. Eğer öğretebilseydik elbette dünya “İnsan Hakları Bildirisi” “Helsinki Paktı” falan demeden, Kur’anı anlamaya çalışır ve şüphesiz, hilesiz, dolapsız, işkencesiz, mutlu ve bilhassa samimi bir dünyada yaşardı. Fakat okuyor ve görüyorsunuz, insanlık 1420 sene önceki peygamber hutbesinde irad edilen muradına gittikçe yaklaşıyor. Şimdi merak ettiğimiz husus; İnsanlığın idraki Vedâ Hutbesi’nden hâlâ ne kadar geridedir. O yüceliğe acaba üçüncü binyılda mı? Yoksa ne zaman ulaşılacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT