BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir nikâh merasiminin hikâyesi

Bir nikâh merasiminin hikâyesi

Gelinin nikâhı Cevriye Hanımın isteğine uygun olarak çabuk kıyıldı. Damat 32, gelin 19 yaşındaydı. Gelini Saadet Hanımın evinin selamlık kısmına oturttular. Annesi kızının başını büyük pembe bir başörtüsü ile örttü. Sonra belindeki kuşağını çözdü. Bu arada Saadet Hanım sürekli dua ediyordu.



Gelinin nikâhı Cevriye Hanımın isteğine uygun olarak çabuk kıyıldı. Damat 32, gelin 19 yaşındaydı. Gelini Saadet Hanımın evinin selamlık kısmına oturttular. Annesi kızının başını büyük pembe bir başörtüsü ile örttü. Sonra belindeki kuşağını çözdü. Bu arada Saadet Hanım sürekli dua ediyordu. ... Erkek tarafı yandaki odadaydı. Kayınpeder Reşat Bey gelinden vekalet almıştı. Bu arada birisi Kur’an-ı kerim okuyordu. Hoca Efendi nikâh kıymadan önce kapı aralığından genç kızın rızasını aldı. Reşit Bey (kızın babası) aracılık ediyordu. Hoca sorusunu iki defa tekrarladı ancak üçüncüsünde titrek bir ses duyuldu: -Evet efendim. 916 yılının mart ayında nikahlandılar. Misafirler üst kattaki salona alındıktan sonra damat gelinin yanına gitti. İki nikâhlı serbestçe tatlı bir sohbete daldılar. ... Kimin nikâhının hikâyesi olduğunu tahmin etmeniz zor. Bu nikâhı hikâye eden Milli Şef İnönü’nün torunu. Anneannesinin nikâhını anlatıyor. .... Kuleli hatıralarını emekli bir subayın kitabında okumuştum. 1900’lü yılların başını anlatıyordu. Cemaatle namazdan kaytarmak için tuvaletlere gizlenirdik. Filanca komutanımız bu numaramızı yutmazdı. Kapıları tek tek tıklatır, bizi dışarı çıkarırdı, diyor. Yıllar sonra aynı tuvaletlerde namaz kılan öğrenciler gizlendi. Bir uçtan bir uca nasıl geliniyor? Ne için geliniyor? Mesela İsmet İnönü, o tarihte bu usule neden riayet etmiş? Âdet öyle olduğu için mi, başka türlü uygulama yadırganacağı için mi, mecbur kaldığı için mi? Bundan on sene önce bir ordu mensubunun nikâhını bu usulle kıydırdığı tespit edilseydi.. Mesela kamera kayıtları ele geçseydi “içimizdeki düşman” ilan edilir, gereği yapılırdı. Kendini gizlediği için amirleri, maiyeti, arkadaşları kendilerini aldatılmış hissederlerdi. Bazıları işi daha da ileri götürür, bize ihanet ettin, derdi. O zaman bu açıdan bakınca, eğriden doğrudan önce birilerinin kendini gizlemesi ihanetse bundan 90 sene önce kendini gizleyenler de o dönemdeki arkadaşlarına, amirlerine ihanet etmiş olmuyor mu? Dinî nikâha inanmadığın halde.. O günün cari ritüellerine riayet eden, nikahında Kur’an-ı kerim okutan, 20 sene sonra iktidara geçip, milli şef olduğu zaman Kur’an-ı kerim okumayı yasaklayan ne yapmış oluyor? Milli şef dönemini yaşayanların hatıralarını dinleyenler bile gitti gidiyor. İnsanlar baskın ihtimaline karşı köylerinin girişine nöbetçi diker öyle ibadet edermiş, Kur’an-ı kerim okurmuş. İnsanlar kasketsiz kasabaya inemezmiş. Minareye çıkıp ezan okuyamazmış.. Belki o gün bu zulümler yapılmasaydı sonraki nesiller bu kadar diri kalmazdı, istemedikleri istikamete bu kadar meyilli olmazdı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT