BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Mekke-i mükerremenin büyüğü”

“Mekke-i mükerremenin büyüğü”

Ebû Amr ez-zücâcî, Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Osman en-Nûrî, Ruveymâ, İbrâhim Havvâs hazretlerinin sohbetlerinde kemâle geldi. “Mekke-i mükerremenin büyüğü” adıyla meşhur oldu...



Ebû Amr ez-zücâcî, evliyânın büyüklerindendir. Aslen Nişaburlu olup, doğum târihi bilinmemektedir. Mekke-i mükerremede ikâmet etti. Kırk sene Mescid-i Harâmdan ayrılmadı. 959 (H.348) senesi Mekke-i mükerremede vefât etti... “RENGİNİZ NİÇİN DEĞİŞİYOR?” Evliyânın büyüklerinden Cüneyd-i Bağdâdî, Ebû Osman en-Nûrî, Ruveymâ, İbrâhim Havvâs hazretlerinin sohbetlerinde yetişip kemâle geldi, olgunlaştı. Mekke-i mükerremeye yerleşip orada hak yolun bilgilerini öğretmekle meşgul oldu. “Mekke-i mükerreme evliyâsının büyüğü” adıyla meşhur oldu... Namazlarını, gönlünü Hakk’a vererek kılardı. Bu sebeple kendisine; “Farz namazlarında tekbîr alırken renginiz niçin değişiyor?” diye sorduklarında; “Çünkü farz namazlara sıdk ve doğrulukla başlamamaktan korkuyorum. Kim namaza durup, Allahü ekber diye tekbir getirir, fakat o sırada kalbinde Allahü teâlâdan başka bir ilâh düşüncesi bulunursa veya hayâtı boyunca O’ndan başka birinin büyüklüğünü ve yüceliğini kabul ederse, kendi aklı ile kendini yalanlamış olur” buyurdu... Kendisi anlatır: “Bir gün hocam Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin huzûruna çıkarak hacca gitmek arzumu bildirmiştim. Uygun görüp bana bir dirhem verdiler. Daha sonra yola çıktım. Yolda nereye uğrasam bir yardımcı ve bir arkadaşla karşılaştım. İhtiyâcım görüldü. Cebimdeki paraya hiç hâcet kalmadı. Haccımı yapıp geri dönünce mübârek hocamın huzurlarına çıktım. Ellerini bana doğru uzatıp; ‘Dirhemi verebilirsin’ buyurdular. Cebimdeki dirhemi çıkarıp verdim. Sonra da; ‘Haccın, yolculuğun nasıl geçti?’ buyurdular. Ben de; ‘Efendim! Bereketinizle hiç zahmet çekmedim, sâlimen edâ edip geldim’ dedim. Sonra bana tebessüm ettiler.” “BANA BERATIMI VER!..” Hac zamânında yabancı birisi onun yanına gelerek; “Haccımı yaptım. Berâtımı ver. Senin arkadaşların, berâtımı almam için sana gönderdiler. Ebû Amr, o kimsenin gönlünün temiz ve saf olduğunu gördü. Ona şaka yaptıklarını anladı. Kâbe’nin kapısı ile Hacer-ül-esved arasındaki Mültezim’e işâret ederek; git oraya ve ‘yâ Rabbî! Bana berâtımı ver’ de! dedi. Bir süre sonra o yabancı, elinde bir kâğıt ile geri döndü. Kâğıdın üzerinde yeşil hat, yazı ile; (Bismillâhirrahmânirrahîm. Bu falan oğlu falanın Cehennem’den berât kâğıdıdır) yazılı idi. Kâğıtta yazılanları kendisine okuduklarında, o zat birden ‘Allah’ diye feryad ederek yere düştü ve ruhunu teslim etti.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT