BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Erdoğan: Artık
bu iş bitti

Erdoğan: Artık
bu iş bitti

Başbakan, sivil iradenin son kararı verdiğini ihtiyaç hâlinde kanun çıkaracaklarını söyledi.



> LÜBNAN/İSTANBUL - NUH ALBAYRAK Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iki günlük Lübnan ziyaretinin ardından dönüşte uçakta aralarında Genel Yayın Yönetmenimiz Nuh Albayrak’ın da bulunduğu gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iki günlük Lübnan gezisiyle tüm gözler Türkiye’ye çevrildi. Lübnan, Başbakan Erdoğan’ı bağrına basarken, Türkmen köyünde on binlere seslenen Erdoğan dünyaya önemli mesajlar verdi. İsrail’den özür beklediğini tekrarlayan Erdoğan, Türkiye’nin haksızlığın karşında olacağını, bölgenin istikrarı için hakkı hukuku savunacağını söyledi. Arap Bankalar Birliği tarafından “2010 Liderlik Ödülü”ne layık görülen Erdoğan ayrıca birçok anlaşmaya imza attı. Türkiye’ye ekonomik ve siyasi anlamda birçok kazanımla dönen Erdoğan, dönüş yolunda uçakta sorularımızı cevaplandırdı. Gazetecilerin gündeme ilişkin soruları ve Erdoğan’ın cevapları şöyle: > Lübnan Başbakanı Saad Hariri hastane açılışında yaptığı konuşmada çok kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Önceki konuşmalarından farklıydı. Bu durum yaptığınız görüşmelerin bir sonucu mu? Doğrusu o kendi takdiridir. Bir plan gereği ya da danışmanlarıyla yaptığı istişareler sonucunda oluşan bir metin. Ama ondan çok beni hastane etkiledi. Arkadaşlarımızın bu kadar kısa zamanda böyle bir projeyi gerçekleştireceklerini beklemiyorduk. 100 yataklı bir hastaneyi burada yaklaşık 2 yıl içinde bitirmiş olması Türkiye’nin şanına yakışır bir netice oldu. İçeriyi gezdiğimizde de başarıyı gördük, bizleri mutlu etti. Burada ülkemize, milletimize karşı olan sıcak ilgi gayet güzel. Türkiye’nin bölgedeki bu durumu bizim de hassasiyetlerimizi daha çok artırıyor. DAVOS ETKİLİ OLMUŞ > 2006’da da gelmiştiniz. O gün ile bugün arasında fark var mı? Var tabii. Ahmet Davutoğlu da, ben de o günden bu yana gelip gittik. Bu bölge epeyce toparlandı. Her yer harabeydi burada. Hatta havalimanında çukurlar vardı. İlgi açısından da çok farklı. Davos bayağı etkilemiş. Arkasından Gazze olaylarındaki tutumumuz. > Davos’tan sonra ilk gelişiniz mi? Davos’tan sonra ilk kez geliyorum. Bunlar anlıyor da bizim ülkedekiler anlamıyor. Füze kalkanı meselesinde bizim ortaya koyduğumuz tavrı, duruşu bölge anlıyor. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad beni aradı. Hatta büyükelçilerini özellikle yolladılar, geldiler, teşekkür ettiler. Oradaki duruştan, orada hazırlanan metinlerden her şey açık net ortada olmasına rağmen bakıyorsunuz Türkiye’deki emekli büyükelçiler bir yerlere çekiyorlar. ‘Türkiye bekleneni alamadı’ diyorlar. Onlar Türkiye’nin beklentisi ne, onu bilmezler. Füze Türkiye’ye yerleşecek filan. Nereden biliyorsunuz? Metinlerde var mı? Yok. Olmayan şeyi göstermeye çalışıyorlar. İran olsun, Orta Doğu ülkeleri olsun farkındalar ve takdir ediyorlar. > Lübnan’da muhalefet liderleriyle görüştünüz. Daha önce de böyle temaslarınız olmuş muydu? Bu çok sık olan bir şey değil. İlk defa 8 tane liderle ayrı ayrı görüştük. Daha önceki gelişte ikili üçlü görüştük, barıştırma sürecinde de 5’i 6’sıyla görüşmüştük. Bu defa cumhurbaşkanından parlamento başkanına, gerek Sünni gerek Şii gerekse Hıristiyan... Parlamentodaki siyasi partilerin temsilcileriyle tek tek görüştük. Hizbullah’la olan görüşmemize biraz daha zaman ayırmamız gerekiyordu. SÜRECİ DESTEKLİYORUZ > İşin önem arz eden bölümü orası. Zira Refik Hariri’yle ilgili gelişmeler burada belirleyici olacak. Uluslararası mahkemenin kararıyla alakalı süreç var. Bu süreç tabii merak konusu. Bu iş uzadıkça sıkıntı büyüyor. Biliyorsunuz yeni bir süreç başladı. Suriye ile Suudi Arabistan arasında buradaki problemin çözümüne yönelik süreci destekliyoruz. Telkinlerimiz oluyor. Bir yola girilmiştir ve burada taraflar da ağırlıklı olarak destekliyorlar. Görüşmelerde başarı elde edilirse tekrar sıkıntılı bir süreç başlamaz. Çünkü Lübnan gerçekten siyasi noktada özellikle katliamların yaşandığı, en yoğun olduğu örnek ülkelerden birisi. Hayatta kalanlar kaldıklarına şaşıyorlar. > Halkın arasında sevgi çok büyük. Erdoğan olmasa Hariri olamazdı yorumları da var. Sizden büyük güç aldığını düşünüyor Lübnan halkı. Ne düşünüyorsunuz? Şimdi tabii Saad bize abi gözüyle bakıyor. Kendisi de ifade ediyor. Fakat Saad’ın en önemli avantajı babası. Bir kere Refik Hariri önemli bir liderdi. Başarılı bir iş adamıydı. Siyasette de başarısı vardı. Döneminde de Lübnan çok ciddi bir sıçrama yaşadı. Özellikle ekonomide ve özgürlükler açısından. Mesela ben babamın yakaladığı siyasi güçte değilim diyor. > Görüşmelerin sonucu konusunda öngörünüz? Hizbullah diyor ki biz Lübnan’ın direnişçi ruhuyuz. Refik Hariri için de kullandıkları ifade ‘şehit Hariri’. Bizim böyle bir şeyi düşünmemiz mümkün değil diyorlar. Gerilimi azaltma noktasında da Suriye-Suud görüşmesini destekliyorlar. Görüştüklerimizin de böyle bir desteği var. Temenni ederiz ki Lübnan’da hükümet sağlıklı bir denkleme kavuşur. > İç politikaya dönersek.. Üç general görevden alındı. Türkiye tarihinde ilk defa oldu. Üç general ile ilgili karar Askeri Şura’da olmalıydı gibi eleştiriler var. Sürece ilişkin ne düşünüyorsunuz? Askerî Şura’da biz gerekeni yaptık. Askerî Şura’da yaptığımız, terfi istendiği halde terfi ettirmemekti. Yani benim ve Milli Savunma Bakanı ile İçişleri Bakanımın ortak kanaati aslında 30 Ağustosta bu üç arkadaşın emekli olması istikametinde. Çünkü terfi olmadılar, dolayısıyla biliyorsunuz korgenerallerde bekleme süreleri 4 yıldır. Eğer 4 yılda terfi etmezlerse 4 seneyi doldurunca emekli olurlar. Bugüne kadar böyle uygulandı. Bugün ilk kez böyle bir karar çıktı. Arkadaşlarımız açığa aldılar. Eğer açığa aldıktan sonra farklı adım atılırsa bizim de atacağımız adımlar var. O da şudur: Bir kere şunu bilmek lazım, sivil irade karar vermiştir. Sivil iradenin verdiği bu karar farklı yollardan aşılmaya çalışılırsa sivil iradenin de yasalar çerçevesinde veya yasama organıyla atabileceği birçok adım var ve bu adımlar atılır. Şu anda tekrar AYİM’E gideceklermiş. Gideceklerse gerekçeleri nedir? Değerlendirmeleri yapacağız. > Yüksek Askeri Şura döneminde de sizin değerlendirmeleriniz öncekilerden farklıydı. Bu son işlemde sivil iradenin mevzuatı yeniden yorumlaması gibi değerlendirilebilir mi? Burada sivil irade olarak değerlendirmelerimizi yaptıktan sonra biz bu arkadaşlardan ne denli istifade ederiz, içinde bulundukları yargı süreci vs. bütün bunların değerlendirmesini yaptıktan sonra zaten biz terfilerini uygun görmedik. Terfiye uygun değildir diye bakarken zorla terfi ettirilmesine yönelik yaklaşımı anlamakta zorlanıyoruz. ANAYASA SEÇİM KOZU OLACAK > Bu ısrarı size nasıl açıkladılar ? Bir açıklaması yok zaten. Tabii ki kendilerine göre iyi olduklarını filan söylüyorlar. Biz de tabii ki geçtiğimiz süreci, yaşadığımız süreci değerlendiriyoruz onlara bakıyoruz. > Askeri yargı, sivil yargı tartışması var. İki başlı yargı konusunda bir adım atmayı düşünüyor musunuz? Yeni anayasada değerlendireceğiz. Yeni anayasa hepsini içerecek inşallah. > Yani seçimden sonra? Bazıları yeni anayasa için iktidar ipe un seriyor filan diyor. Bizim böyle bir sözümüz oldu mu? Ben 12 Eylül’ün akşamı da söyledim. Dedim ki hemen buyurun çalışmaları başlatalım. Bu çalışmalar da haziranda yapılacak seçime kadar bitsin. Uzlaşma komisyonu kurabiliyorsak kuralım. Kuramıyorsak herkes kendi çalışmasını yapsın. Haziran sonu meclisteki tabloyla birlikte yeni anayasayı çıkaralım. Aksi sözümü bulsunlar bulunduğum yeri bırakırım. Bir kere halkımıza sözümüz var. Uyum yasalarını çıkaracağız. Biz de çıkarabildiğimiz kadar uyum yasalarına yüklendik. AYM ile ilgili çalışmalar bitti. HSYK ile ilgili çalışma meclise gönderildi. Bunların üzerinde arkadaşlarımız komisyondaki çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürüyorlar. Diğer maddelerle ilgili arkadaşlarımız çalışıyor. İki ekip halinde çalışıyoruz. Birisi parti içinde birisi de STK’larla filan görüşüyor. Biz şöyle bakıyoruz. Bir anayasa yapmak artık anayasacıların ya da hukukçuların salt işi değildir. Bunların dışında halkın değişik katmanlarından, bunların içinde sosyologlar, siyaset bilimciler vs. hepsinden oluşan bir katılım... Bununla ilgili girişimler yaptı arkadaşlar. Yine bu çalışmaları da Cemil Çiçek, Ayşenur Bahçekapılı gibi hukukçu arkadaşlar yürütüyor. Zannediyorum kısa zaman içinde zaten bu çalışmalar ortaya çıkacak. Böyle 8-9 kanun var. Yeni anayasanın kendisi bana göre seçim beyannamesinde önemli yer alacaktır. Bir de bizim eylem planımız ayrıca var. Şu anda medya tanıtım başkanlığımız haziran sonrası eylem planı ve seçim beyannamesi için çalışmaları yürütüyor. > Sizin bu çalışmalarınız mı Kılıçdaroğlu’nu fıtık etti? Kendisini arayıp geçmiş olsun dedim. > Meclis gündeminde olacak 8-9 kanun hazırlığından bahsettiniz. Bunların içinde Yargıtay ve Danıştay’ın yapısıyla ilgili bir çalışma var mı? Adalet Bakanlığının yapacağı çalışma olacak. Geçmişte daire sayısının artırılması ile ilgili Yargıtay Başkanının talepleri vardı. Yanılmıyorsam 1 milyon 400 bin telaffuz etmişlerdi, zaman aşımına uğrayacak dosya sayısını. 6 -7 daire kurmamız lazım diyorlardı. Biz o zaman Sadullah Ergin’e ‘takip et’ demiştik. Aynı şey Danıştay için de geçerli. Sanıyorum bu süreçte onların da hazırlığı yapılacaktır. Bu sürece sığar mı bilmem ama çalışma yapılacaktır. Gecikmiş adalet adalet değildir. Bakıyorsunuz ciddi bir sayıda dosya zaman aşımına uğruyor. Buna hakkınız var mı? Zaman aşımına uğratmak suretiyle kapatıyorsun. Böyle olunca vatandaşın yargıya olan güveni sarsılıyor. Zaman aşımına uğrarsa yırttınız. Bu konuda mahir olanlar var. Seri çalışan bir yargının olması lazım. Biz siyasetin tam merkezindeyiz -Bir konuşmanızda AK Parti çatı partisidir dediniz, açabilir misiniz ? Bazıları diyor ki Milli Görüş’ün devamıdır. Halbuki defalarca ifade ettik. Milli Görüş’le ilgisi yok. Hatta o gömleği çoktan çıkardık dedik. Dolayısıyla solun ve sağın merkeze yakınları da aramıza katılmıştır. Partimizi kurarken merkez siyasetteyiz dedik. Bazıları demokratik sağ, demokratik sol, sağ merkez, sol merkez yakıştırması yaptı. Böyle bir şey yok, biz siyasetin tam merkezindeyiz. Uçlar hariç merkeze yakın olan herkesi çatımızın altına alırız. İşin bir de çekirdeği var ki o çekirdeği de sağlam tutmak zorundayız. 336 kişilik bir grubumuz var, bugüne kadar bu çekirdeği sağlam tuttuğumuz görülüyor. Devamsızlık yapan milletvekilleri ile yola devam etmeyeceğiz > Hazirandaki seçim için startı verdiniz. Parti içinde de heyecan had safhada. Liste dışı kalacaklar, listeye girecekler? Yeni isimler olacak mı? Bize dışarıdan bazıları, onu açıklamamda fayda var, parti içi demokrasi çalışmıyor filan diyorlar. Bizde vekil olmak Tayyip Erdoğan’ın tasarrufunda değildir. 7-8 kişilik ekip var sonunda ona riayet eder. Süreç, en alt kademede ilçe teşkilatlarında başlar. Aday adayları içinde birinci eleme yapılır. Sonra oralara görevlendirdiğimiz bizim her il’e yönelik kişiler vardır. Onlar adaylar üzerinde ayrıca çalışır. Puanlama yapar bize bildirirler. Sonra o 8 kişilik ekip onlar üzerinde tek tek çalışma yapar. Sonra da o ilimizde kimlerin aday olacağına karar veririz. Tek başıma benim yaptığım bir şey değil. Tabii ki genel başkan olarak ben de ihtiyaca göre şu alanda şu arkadaşı tavsiye ediyorum demişimdir, o kadar hakkımız da olur. İsimler noktasında çalışmamız yok. Mevcut kadroda elenenler tabiî ki olacaktır. Şu 4 yıllık performans bunun çok açık net ifadesidir. Bunların içinde devamsızlık yapanlar tabiî ki elenecektir. 336 kişi olacaksın yeri gelecek toplantı yeter sayısı olmayacak. Bize bu acıyı çektirenlerle yola devam edemeyiz. Hedeflerimiz içinde 25-30 yaş arası birkaç genci parlamentoya sokacağız. Bayanlarda daha çok arkadaşı parlamentoya taşıyacağız. > Başörtülü vekil görebilir miyiz? Bu yolu siz açacaksınız. > Yani olabilir mi? Siyasette her şey olabilir. Milli kardeşlik projesinden asla geri adım atmayız > Kürt sorunu nereye gidiyor? Önümüzdeki 4-5 yılda ne olacak? Öngörünüz neler? Şu ana kadar sorunu çözmek için attığımız adımları görmüyor musunuz? Bugüne kadar kimse bu adımları görmüyor. Biz dayattık onlar verdi diyorlar. > Bundan sonra nasıl bir yol yöntem? Görüşme noktasında zaten bir sıkıntı yok. Zaten arkadaşlar da görüşüyor. Görüştüğümüz kişiler sözlerine sadık kalmayınca bir daha neden görüşeyim diyorum arkadaşlara siz görüşün. Ben görüşünce mesafe almalıyım. Alamıyorsam kayıp zamandır. Diyorlar ki niçin devlet görüşüyor? Devlet her yerle görüşür, sadece İmralı değil normal cezaevleriyle de görüşür. Sorunu çözeceksek bu işin tarihine baktığımızda hep görüşmüşler... Bizim dönemimizde yapıldığında neden yapılıyor? Avukatı şusu busu her şeyi gidiyor. Bütün bunlar oluyor, hatta belli yerlere belli mesajlar da veriliyor. Siyasetçi görüşürse durup düşüneceksin. Biz hükümet olarak devleti yönetiyoruz. Yönetirken de bütün enstrümanları kullanırız, şu anda yaptığımız da odur. Bizim Kürt kökenli vatandaşlarla sorunumuz yok ki. Gerekeni gider yaparız. Diplomatik alanda ne gerekiyorsa yaparız ama özellikle de milli birlik ve kardeşlik projesini de sürdürmeye devam edeceğiz. Ondan da geri adım atamayız. Fakat ülkemizin birliğine gölge düşürecek adımlara da müsaade etmeyiz. Bunu özellikle sizlerle beraber yapmak durumundayız. Fakat olay öyle bir yere getiriliyor ki. Mesela Kürt sorunu dendiğinde ben oraya takılıyorum. Benim ülkemde sadece Kürtlerin sorunu yok ki, benim ülkemde Kürt’ün de Türk’ün de Laz’ın da sorunu var. Kalkıp da önümüze birçok şeyi başlık olarak getirirlerse, bu dayatmadır. Belli yerleri gösterip orada şu var, burada şu var derlerse; her ülkenin kendi özellikleri var. Burası halkının büyük çoğunluğu Müslüman ülkedir. Ora da Hıristiyan. En ince teferruatına varıncaya kadar değerlendiriyoruz. > Çözüm için çok enstrüman kullandınız. Bundan sonra ne gibi enstrümanlarınız olacak? Tüm bu yaptıklarımız çözüm değil mi? TRT 6 çözüm değil mi, bilboardlarda Kürtçe afişler, ilanlar çözüm değil mi. Kursların açılması değil mi? > PKK’yı dağdan indirmek için? Bizim mesajımız çok açık net. Silahı bırak dağdan in. 221. madde aslında bu işin önünü çok açıyor. Kalkıp da birilerinin PKK ağzıyla ordumun silah bırakmasını istemesi haksızlık değil mi? Bir kuruş vermeden Hazine arazisini sahipleniyorlar > Vergi affı... Destekleyen oldu, karşı çıkanlar, zamanlamasını yanlış bulanlar.. Tepkilere ne diyorsunuz ? Bunları tabii çok tartıştık fakat 10 milyarın üzerinde alacak var. Siz bu parayı tahsil edemiyorsunuz. Hiç olmazsa gecikme zammı faiz değil ama ağırlıklı ana para olmak üzere tahsilatını yapalım, bütçe açığı ve büyümede yeni bir sıçramayı yapalım istiyoruz. Adımı atma nedenimiz bu. Ya vaz geçeceksin gecikme zammı artacak. O da tedbir alıyor üzerinde mal varlığı bırakmıyor. Sen gidip hiçbir şeye el koyamıyorsun. Böyle mi devam etsin? Mesela 2B. O da böyle bir sorun. 2B ile ilgili de adımımızı yoğun bir şekilde atacağız. Yetiştirmeye çalışıyoruz. Yıllar yılı devletin arazisini işgal etmiş. Bir kuruş para vermeden oraya sahiplenmiş. Biri geliyor daire satın almak için köydeki davarını, kolundaki bileziğini satıyor. Öbürü de hazinenin yerine çörekleniyor. Biraz daha kafası çalışıyorsa fabrikasını, atölyesini kuruyor. Bazıları bir kuruş ödemiyor. Para kazandıkça orayı da sahipleniyor. Biz diyoruz ki satalım onlara parasını alalım. Bundan da ciddi rakamlar bekliyoruz. İşi yapılandırmanın amacı o.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT