BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Konu aslında Edirne değil!

Konu aslında Edirne değil!

Edirne’nin kurtuluş günü şenliklerindeki manzara ürkütücüydü. Geçenlerde sokakta bir kediyi tekmeleye tekmeleye öldüren gencin işlediği cürüm kadar ürkütücü. Öncekine psikolojisi bozuk, belki sarhoş birinin cinneti desek...



Edirne’nin kurtuluş günü şenliklerindeki manzara ürkütücüydü. Geçenlerde sokakta bir kediyi tekmeleye tekmeleye öldüren gencin işlediği cürüm kadar ürkütücü. Öncekine psikolojisi bozuk, belki sarhoş birinin cinneti desek... Edirne’dekine ne diyeceğiz? Kurtuluş şenliklerinde gururla, göğüslerini gere gere yürüyen ve şeref tribününün ayakta selâmladığı avcıların ellerinde, arabalarının sağında solunda kurdelelerle bağlanmış ölü hayvanlar... Avcılar yükselen tepkiler üzerine “av hayvanları ile geçiş yapmalarının vahşet olarak nitelendirilmesinin kendilerini şaşkına çevirdiğini ve bunun geleneksel bir olay olduğunu” savunuyorlar. “Av hayvanlarıyla geçmek Edirne’ye mahsus bir şey değildir. Türkiye’nin birçok bölgesinde avcılar av hayvanlarıyla geçmektedir ve hatta ateş etmektedirler” diyorlar. “Şecaat arz aderken merd-i kıpti sirkatin söyler” demiş Koca Ragıp Paşa. Çingenenin merdi kendini överken hırsızlığını söyler, hırsızlığıyla övünür. Teşbihte hata olmaz! Çingene, hırsızlık kelimelerine takılıp kalmasın kimse. Bu demektir ki, övünülmeyecek şeylerle övünülmez! Ortada utanç verici bir durum vardır ve avcı arkadaşlar bunun farkında değil gibi görünüyor. Bu geleneksel bir durum ise derhal vazgeçilmeli. Her geleneksel durum iyidir, doğrudur diye bir kaide yoktur! Zararın neresinden dönülse kârdır! Edirne’den başka şehirlerde de aynı geleneğin olması durumun vahametini azaltmaz. Demek ki bu çirkin âdete başka şehirlerimiz de bulaşmış! Üstüne bir de tören geçişlerinde ateş ediliyormuş! Bu da ayıba bir katmer daha ilâve ediyor. Memleketimizde aslına bakarsanız avın bile yasaklanması gerekir. Kalmadı ki hayvan! O arabaların sağında solunda cansız sergilenen hayvanların nesilleri ne durumda bilen var mı? Ne zamandır şehirlerimizin kurtuluş günleri üzerine yazmak istiyordum. Edirne’deki durum vesile oldu. Bizim artık şehirlerimizin düşman işgalinden kurtuluşu törenlerini gözden geçirmemiz gerekli. İşgale uğramamış Mardin’de bile yıllardır kurtuluş günü düzenleniyormuş! Hele, kimi gençlere düşman askeri, kimine Türk askeri urbası giydirip süngülerle, tüfeklerle “temsilî milis kuvvetlerinin şehri düşman işgalinden kurtarışlarının” canlandırılması artık vazgeçilmesi gereken bir tören diye düşünüyorum. Ne yapılabilir? Meselâ, kapalı salonlarda konferanslar, fotoğraf ve belgelerden oluşan sergiler, öğrenciler arasında kompozisyon yarışmaları, konserler, folklor gösterileri... Bu tip faaliyetler çok daha medenî ve faydalı olacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT